ağaçların ile cümle
ağaçların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bitki liflerinden ördüğü yuvasını ağaçların çatallı dallarının arasına kurar.The maidens grow attached by their head from the tree branches.
Akşamları bütün sürü hep aynı ağaçların üzerine geri dönüp orada geceyi geçirir.One of the cows regularly leaves the herd and returns on its own in the evening.
Bu tür ağaçların dalları hemen hiç yoktur.There are no mulberry trees there now.
Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim.Go rest in the shadow of a tree at your home.
Bu ağaçlar daha sonra aşılanarak fıstık ağaçlarına dönüştürülmüştür.These insects later transform into reproductive adults.
Sonbahardan ilkbahara kadar genelde yaprak döken ağaçların yoğun olduğu ormanlarda bolca bulunur.This is of particular importance in the early spring before the trees are in leaf.
Yaşlı zeytin ağaçlarının kovuklarına gizlenir.A Contested as Olive Tree.
Ayrıca, ağaçların büyük parçaları lavabolar ve küvetler için oyulmuştur.Also, larger pieces of the wood have been carved into sinks and basins.
Çekimler sırasında şiddetli fırtına ağaçların çalışanların etrafına yıkılmasına neden oldu.During the filming, a severe storm struck, causing trees to fall around them.
Dağları iğne yapraklı ağaçların çoğunlukta olduğu geniş ormanlarla kaplıdır.The mountains are largely covered by subalpine coniferous forests.
Adı, ağaçlarının gür olmasından gelmektedir.His name links him to alder-trees.
Cocos Adaları'nın bitki örtüsü Hindistan cevizi ağaçlarından oluşur.Fruits of coco de mer are developed only on female trees.
Vadinin yaklaşık % 70’i ormanlar ve meyve ağaçlarından oluşur.About 70% of the town is forest and mountains.
Yaşlı ağaçların sadece en üst kısmında dalları kalır.Remains of a single cannon lie at the top.
Türkiye'deki incir ağaçlarının yaklaşık olarak %81’i Ege Bölgesi’ndedir.In India, injuries are found more in males (81%).
Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar.They prefer to perch on the tops of trees.
Ne var ki son yıllarda ağaçların sayısı hızla azalmaktadır.Nevertheless, this number is declining rapidly in recent years.
Doğal olarak çam ağaçlarından elde edilen reçine %80 kalofan, %20 terebenti yağı içerir.Essential oil refined from the leaves of the tree can contained up to 98% citronella content.
Köy adını, Aşağıköy'de pınar çevresindeki kavak ağaçlarından almıştır.They receive their name from a black triangle of dark fur centered on their foreheads.
İlk Keltler bazı ağaçların kutsal olduğuna inanırlardı.Some oaks were considered sacred trees by the Gauls.
Rehber Bobby Joe kaçmayı dener ama ormanda ağaçların saldırısına uğrar.Bobby Joe tries to escape but is attacked by the demon trees and dragged to her death.
Sülale ağaçlarının bazı dalları Norveç'te yöresel köklere sahiptirler.He owned timber plantations in Norway.
Yapraksız ağaçların üst dallarında tünemiş hâlde gözlemlenebilirler.From the lower mesa lands they could see them.
Mimarideki muhteşem tarzdaki bölünmelere ve ağaçların dikey şekillerini görürüm.Just a wonderful kind of breakup of architecture, and the way that the trees form vertical elements.
Ağaçların yaşlarının açıklığı nedir?What is the range of tree ages that he surved?
Ormandaki ağaçların medyan yaşı 21. -Let me explain it to you this way: the mid ..
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.For human society I was obliged to conjure up the former occupants of these woods.
Bahçeler ve yollar ve büyük ağaçların, ama her şey donuk ve kış baktı.There were gardens and paths and big trees, but everything looked dull and wintry.
Ormanın içinde yürüyüşe çıktığınızda ağaçların sıralar halinde dizildiği tek yerdir.It's the only place you ever go for a walk in the woods and all the trees are lined up in rows.
Maymunlar ağaçların üzerinde yaşıyorlar ve kahvaltıda solucan yiyorlar ama biz bunu yapmıyoruz.Apes also live on trees and have earth worms for breakfast but we don't.
Hurma ağaçlarına doğru ilerliyoruzMoving through the palm trees
Bu Gran Pieca alaçamı, 9,550 yaşında ağaçların arasında saf bir bebek.This is the spruce Gran Picea, which at 9,550 years is a mere babe in the woods.
Sonrasında Çin hükümeti duyarlı bir şekilde hareket ederek ağaçların kesilip yakılmasını yasakladı.And the Chinese government responded sensibly and placed a ban on felling.
Artık bu çözümü uygulamak ve bu ağaçların önemli bir kısmını kurtarmak mümkün.There's a possibility of this being implemented and saving a good portion of those.
Bilirsiniz, ağaçların arasında olup ormanı görememe durumu.You know, it's a silo, people in silos.
Luwak, Asya'da palmiye ağaçlarının teperinde yaşayan bir misk kedisi türü.The luwak is an Asian Palm Civet.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.In the same way that when I see tree moves, then I imagine that tree making a rustling sound.
BENVOLIO gel, o mizahi gece consorted olmak için, bu ağaçların arasında gizlice indirdiği:BENVOLlO Come, he hath hid himself among these trees, To be consorted with the humorous night:
O alanda daha önce gösterdiğim akasya ağaçlarından yetiştirmeye başladık.And in that area we started growing some acacia trees that you just saw before.
Yani bulutların toplanabildiği serin bir yer yaratıyorsunuz ve yağmuru başlatacak ağaçlarınız var.So you create a cool place where clouds can accumulate, and you have the trees to initiate the rain.
Ayrıca ağaçların arasında boş arazileri oluyor, burada ürünlerini yetiştirebiliyorlar.They also get free land in between the trees, where they can grow their crops.
Tohumlarını toplarken, aynı zamanda ağaçların çoğalmasını sağlar.While gathering its seeds, it also replants the trees.
Başka bir ironi, çifte ironi şu ki oradaki incir ve zeytin ağaçlarından,Another irony, the double irony is that on the figs and the olives,
Sadece ağaçların üzerinde yetişen düşünüyor musunuz?Do you think it just grows on trees?
Ağaçların dalları çıplak, yapraksız.And actually the whole thing is quite beautiful.
Diğer primatlar korktuklarında, kendilerine güvende hissetmek için ağaçların tepesine kaçarlar.All other primates, when they're scared, they run up a tree, where they feel safe.
Biz de çocuklarla ağaçların tepelerinde, ağaç botlarının içinde kamp yaptık.We camped overnight in the trees, in tree boats.
Çok geçmeden, ağaçların bir düzlük üzerinde gittikçe genişleyerek uzandığını görüyorsunuz.And then the trees tend to flare out into platform-like areas at the top.
Maria da fotoğrafta bu ağaçların birinde oturuyor.Maria's sitting on one of them.
Aynı zamanda bu ağaçların, gövdesinin herhangi bir yerinde kök bırakma özelliği de var.They also have the ability to put roots anywhere in the tree itself.
Bu ağaçların aynıları hemen yukarıda, Hz. İsa'nın tutuklandığı sahnede de yer alıyorlar.Those trees are echoed in the image just above, which is the arrest of Christ.
Sen şuradaki ağaçların altına git. İşi bitirince ıslıkla sana sinyal veririm.If anyone's near, signal me with a cough
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.You have real neighborhoods and real trees, and real streets you can walk on.
Ağaçların arasında yada yerde pek çok farklı tür kuş bulmayı umabilirsinizOn the ground, in the trees where you would expect to find many different birds
Ağaçların amacı bize oksijen sağlamak değil.They are not here for that purpose.
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,The woman said to the serpent, "Of the fruit of the trees of the garden we may eat,
Bütün ağaçlarınızı, toprağınızın ürününü çekirgeler yiyecek.All your trees and the fruit of your ground shall the locust possess.
RABbin sesi sedir ağaçlarını kırar, Lübnan sedirlerini parçalar.The voice of Yahweh breaks the cedars. Yes, Yahweh breaks in pieces the cedars of Lebanon.
Asmalarını doluyla, Yabanıl incir ağaçlarını iri dolu taneleriyle yok etti.He destroyed their vines with hail, their sycamore fig trees with frost.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.The mountains were covered with its shadow. Its boughs were like God's cedars.