ağaçların ile cümle
ağaçların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.Första gången han gick ut följde han juleljusen som prickade sig genom träden i New York City.
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.Prima oară, a urmat luminile de Crăciun înşirate de-a lungul copacilor din New York.
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.Sa première sortie, il a suivi les lumières de Noël, qui parsemaient les arbres de New York.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Az emberi társadalom kénytelen voltam varázsolni a volt lakók ezen erdők.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Bagi masyarakat manusia saya berkewajiban untuk menyulap up mantan penghuni dari hutan ini.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Dla społeczeństwa ludzkiego musiałem wyczarować do dawnych właścicieli tych lasów.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.För det mänskliga samhället var jag tvungen att trolla upp den tidigare åkande i de här skogarna.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.For det menneskelige samfund var jeg nødt til at fremtrylle op de tidligere beboere af disse skove.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Für die menschliche Gesellschaft war ich gezwungen, zaubern bis die ehemaligen Bewohner dieser Wälder.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Ihmisyhteisöön jouduin manata asti entisen asukkaat näistä Woods.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Para a sociedade humana, fui obrigado a conjurar o ex-ocupantes desses bosques.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Para la sociedad humana que se vio obligado a evocar a los antiguos ocupantes de estas maderas.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Pentru societatea umană am fost obligat să conjure până ocupanţilor fostul aceste păduri.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Pre ľudskú spoločnosť som bol nútený vyvolávať do bývalej obyvateľov týchto lesoch.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Pro lidskou společnost jsem byl nucen vyvolávat do bývalé obyvatele těchto lesích.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Voor de menselijke samenleving was ik verplicht om toveren de voormalige bewoners van deze bossen.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Za človeški družbi sem bil dolžan to pričarati up nekdanji potniki v teh gozdovih.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.Για την ανθρώπινη κοινωνία ήμουν υποχρεωμένος να ενσκήψει μέχρι την πρώην επιβαίνοντες αυτά τα δάση.
Insan toplumu için hokkabaz zorunda kaldı Bu ağaçların eski işgalcilere kadar.За човешкото общество е длъжен да апелирам на бившия обитателите на тези гори.
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Da sprach das Weib zu der Schlange: Wir essen von den Früchten der Bäume im Garten;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,És monda az asszony a kígyónak: A kert fáinak gyümölcsébõl ehetünk;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Femeia a răspuns şarpelui: ,,Putem să mîncăm din rodul tuturor pomilor din grădină.``
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,In žena odgovori kači: Od sadu drevja s tega vrta uživava;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,I řekla žena hadu: Ovoce stromů rajských jíme;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,I rzekła niewiasta do węża: Z owocu drzewa sadu tego pożywamy;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,"Kami boleh makan buah-buahan dari setiap pohon di dalam taman ini," jawab perempuan itu
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,여자가 뱀에게 말하되 동산 나무의 실과를 우리가 먹을 수 있으나
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Kvinden svarede: "Vi har Lov at spise af Frugten på Havens Træer;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Kvinnan svarade ormen: »Vi få äta av frukten på de andra träden i lustgården,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,La femme répondit au serpent: Nous mangeons du fruit des arbres du jardin.
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,La mujer respondió a la serpiente: --Podemos comer del fruto de los árboles del jardín
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Na to povedala žena hadovi: Z ovocia rajských stromov jeme.
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Người nữ đáp rằng : Chúng_ta được ăn_trái các cây trong vườn ,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Người nữ đáp rằng: Chúng ta được ăn trái các cây trong vườn,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Niin vaimo vastasi käärmeelle: "Me saamme syödä muiden puiden hedelmiä paratiisissa,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Og kvinnen sa til slangen: Vi kan ete av frukten på trærne i haven;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Respondeu a mulher � serpente: Do fruto das árvores do jardim podemos comer,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Rispose la donna al serpente: «Dei frutti degli alberi del giardino noi possiamo mangiare
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Και ειπεν η γυνη προς τον οφιν, Απο του καρπου των δενδρων του παραδεισου δυναμεθα να φαγωμεν
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,Жената рече на змията: От плода на градинските дървета можем да ядем;
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,И сказала жена змею: плоды с дерев мы можем есть,
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,ותאמר האשה אל הנחש מפרי עץ הגן נאכל׃
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,فقالت المرأة للحيّة من ثمر شجر الجنة نأكل.
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,女 人 對 蛇 說 、 園 中 樹 上 的 果 子 我 們 可 以 喫
Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,女人 對 蛇說 、 園中樹 上 的 果子 我 們 可以 喫
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Der König Salomo ließ sich eine Sänfte machen von Holz aus Libanon.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.El rey Salomón se hizo una carroza de madera del Líbano
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.En bæreseng gjorde kong Salomo sig av Libanons trær.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.En praktbår är det som konung Salomo har låtit göra åt sig av virke från Libanon.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Hálóágyat csinált magának Salamon király a Libánus fáiból.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Împăratul Solomon şi -a făcut această pataşcă din lemn din Liban.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.솔로몬왕이 레바논 나무로 자기의 연을 만들었는데
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Kong Salomo laved sig en Bærekarm af Træ fra Libanon,
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Koning Salomo heeft voor zichzelf een draagkoets laten maken van hout uit de bossen van Libanon.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Kuningas Salomo teetti itsellensä kantotuolin Libanonin puista.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Le roi Salomon s`est fait une litière De bois du Liban.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Nosidlo si spravil kráľ Šalamún z dreva Libanona.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Nosilnico krasno si je napravil kralj Salomon iz lesa libanonskega.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.O rei Salomão fez para si um palanquim de madeira do Líbano.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.Pałac sobie król Salomon wystawił z drzewa Libańskiego.