ağaçların ile cümle
ağaçların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.Valódi környékek és valódi fák, igazi gyalogutak.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.Z sąsiadami, drzewami, ulicami, po których można chodzić.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.Има истински квартали, истински дървета и истински улици, по които може да вървиш.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.С настоящими соседями, деревьями и улицами, по которым можно гулять.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.Тут справжнє передмістя і справжні дерева, вулиці, по яких можна гуляти.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.יש שכונות אמיתיות ועצים אמיתיים, ורחובות אמיתיים שאפשר ללכת בהם.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.حيث توجد أحياء حقيقية وأشجار حقيقية، وطرقات حقيقية يمكن السير عليها.
Gerçek komşularınız, gerçek ağaçlarınız ve üzerinde yürüyebileceğiniz gerçek sokaklarınız var.そして近所にいる 好きな人や 知らない人たちと
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.(79:11) Горы покрылись тенью ее, и ветви ее как кедры Божии;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.(80:11) Les montagnes étaient couvertes de son ombre, Et ses rameaux étaient comme des cèdres de Dieu;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Berge sind mit seinem Schatten bedeckt und mit seinen Reben die Zedern Gottes.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Bjergene skjultes af dens Skygge. Guds Cedre af dens Ranker;
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Các núi bị bóng nó che phủ, Và các nhành nó giống như cây hương nam của Ðức Chúa Trời.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Các núi bị bóng nó che_phủ , Và các nhành nó giống như cây hương nam của Ðức_Chúa_Trời .
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Du röjde rum för det, och det slog rötter och uppfyllde landet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Du ryddet op for det, og det festet sine røtter og fylte landet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Helyet egyengettél elõtte, és gyökeret eresztett, és ellepé a földet.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Ia menaungi bukit-bukit, dan dengan cabang-cabangnya menutupi pohon-pohon aras raksasa
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.그 그늘이 산들을 가리우고 그 가지는 하나님의 백향목 같으며
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Le hai preparato il terreno, hai affondato le sue radici e ha riempito la terra
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Los montes fueron cubiertos por su sombra, y sus ramas llegaron a ser como cedros de Dios
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Munţii erau acoperiţi de umbra ei, şi ramurile ei erau ca nişte cedri ai lui Dumnezeu.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Os montes cobriram-se com a sua sombra, e os cedros de Deus com os seus ramos.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Senca njena je pokrivala gore in njene veje cedre največje.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Sinä raivasit sille sijan, ja se juurtui ja täytti maan.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Upratal si pred ním a dal si, aby zapustil svoje korene a naplnil zem.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Uprázdnil jsi mu, a učinils, aby se vkořenil, i zemi naplnil.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Uprzątnąłeś dla niej, i sprawiłeś, że się rozkorzeniła i napełniła ziemię.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Εσκεπασθησαν τα ορη υπο της σκιας αυτης, και αι αναδενδραδες αυτης ησαν ως αι υψηλαι κεδροι.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.Покриха се бърдата със сянката й; И клоновете й станаха като изящните* кедри,
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.כסו הרים צלה וענפיה ארזי אל׃
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.غطى الجبال ظلها واغصانها ارز الله.
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.他 的 影 子 遮 滿 了 山 、 枝 子 好 像 佳 美 的 香 柏 樹
Gölgesi dağları, Dalları koca sedir ağaçlarını kapladı.他 的 影子 遮滿 了 山 、 枝子 好像 佳 美的 香柏樹
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.Ale gdzie by nie odkupił roli onej, a sprzedana by była rola komu inszemu, nie może być odkupiona.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.Ja teidän voimanne kuluu hukkaan, sillä teidän maanne ei anna satoansa eivätkä maan puut anna hedelmäänsä.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.너희 수고가 헛될지라 땅은 그 산물을 내지 아니하고 땅의 나무는 그 열매를 맺지 아니하리라
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.Nadarmo bude vynaložena síla vaše, nebo země vaše nevydá vám úrody své, a stromoví země nevydá ovoce svého.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.năng lực mình hao mòn vô ích, đất không sanh sản huê lợi, cây cối không kết bông trái.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.năng_lực mình hao_mòn vô_ích , đất không sanh sản huê_lợi , cây_cối không kết bông trái .
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.Semua jerih payahmu tak ada gunanya, sebab tanahmu tak akan memberi hasil dan tanam-tanamanmu tak akan berbuah
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.U zult uw krachten tevergeefs inspannen, want het land zal geen oogsten opleveren en de bomen geen fruit.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.Vaša sila vynaložená bude nadarmo, a vaša zem nevydá svojej úrody, ani strom zeme nedá svojho ovocia.
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.ותם לריק כחכם ולא תתן ארצכם את יבולה ועץ הארץ לא יתן פריו׃
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.فتفرغ باطلا قوتكم وارضكم لا تعطي غلتها واشجار الارض لا تعطي اثمارها
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.你 們 要 白 白 地 勞 力 、 因 為 你 們 的 地 不 出 土 產 、 其 上 的 樹 木 也 不 結 果 子
Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.你 們要 白白 地 勞力 、 因為 你 們 的 地 不 出土 產 、 其上 的 樹木 也 不 結 果子
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.Estão presentes em coqueiros onde passam a vida construindo galerias e procriando.
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.Viven en cocoteros donde se pasan la vida perforando galerías y reproduciéndose.
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,어떤 농장에서건 20%의 나무에서 80%의 작황이 납니다.
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,20%の木々で 80%の収穫を生み出しているのです マースはゲノムに着目し カカオの木の
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,Na każdej plantacji 80 procent zbiorów uzyskuje się z 20 procent drzew.
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,Sur une plantation donnée, 20 pour cent des arbres produisent 80 pour cent de la récolte,
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,На любой плантации, 20% деревьев производят 80% урожая, так что Марс изучает геномы.
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,בכל מטע שהוא, 20 אחוז מהעצים נותנים 80 אחוז מהיבול,
Herhangi bir fidanlıkta, ağaçların yüde 20'si ürünlerin yüzde 80'nini üretiyor,في جميع أنواع النباتات، 20 بالمئة من الأشجار تنتج 80 بالمئة من المحصول،
Hurma ağaçlarına doğru ilerliyoruzيســـري بيــــن أشجـار النخـيـل
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.Alla sua prima uscita, seguì le luci di Natale che punteggiavano le strade di New York.
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.Das erste Mal draußen folgte er den Weihnachtslichtern, die ihren Weg durch die Bäume von New York leuchteten.
İlk seferinde, Noel ışıklarını takip etmişti, New York şehrinin ağaçlarına kadar.En si primera salida, él siguió las luces de navidad, a través de los arboles de la ciudad de Nueva York.