ağızdan ile cümle
ağızdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hep bir ağızdan cevap verdiler.They answered in chorus.
Utanmadan onu ağızdan öptü.She kissed him without shame, on the mouth.
Söz ağızdan bir kere çıkar.Words once uttered cannot be recalled.
Hep bir ağızdan şarkı söyledik.We all sang in unison.
Hep bir ağızdan konuşmayın.Don't all speak at once.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.When heat is applied it shrinks tightly over whatever it is covering.
Bunlardan ilki ağızdan sürekli ve engelsiz çıkan ünlü seslerdir.These were marvelous, unforgettable morning hours.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Team Two: Mouth-to-mouth.
Metanamin kimyasalı ağızdan alınır.Spironolactone is taken by mouth.
Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat."We talk on the phone a lot."
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.It is then skewered and grilled.
Ardından hasta 5 gün için ağızdan antibiyotiklere geçirilerek taburcu edilir.Those treated with antibiotics are no longer infectious after five days.
Bu nedenle sindirilmemeş besinler ağızdan dışarı atılır.Undigested remains are ejected through the mouth.
Asla ağızdan yiyecek içecek VERİLMEZ.One is to never lick food off a knife.
Ağızdan nefes alıp...Breathe into the mouth...
Ağızdan solunum için ağzı açOpen the airway, mouth to mouth
Bu doğru olduğu için istemedim bunu hep bir ağızdan söylemenizi.I didn't ask you to chant it because it's true;
Oral Rehidrasyon Tuz Sıvısı. (Ağızdan alınan su kaybı giderici eriyik)And what it was was oral rehydration salts.
Ama fikir ağızdan ağıza yayılıverdi.But soon the idea began spreading virally.
Hep bir ağızdan bağırmaktansa, size bu numarada kaç tane basamak olduğunu soracağım.Rather than you all shouting out, I want you to count how many digits there are in that number.
Susan Boyle bunu söylerken, 80,000 izleyici hep bir ağızdan şarkı söyledi.So [as] Susan Boyle was saying that, 80,000 live audience sang together.
‹‹Toprağım bana feryat ediyorsa, Sabanın açtığı yarıklar bir ağızdan ağlıyorsa,If my land cries out against me, and its furrows weep together;
Yalancı dil incittiği kişilerden nefret eder, Yaltaklanan ağızdan yıkım gelir.A lying tongue hates those it hurts; and a flattering mouth works ruin.
Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur.But the things which proceed out of the mouth come out of the heart, and they defile the man.
Ama onlar hep bir ağızdan, ‹‹Yok et bu adamı, bize Barabbayı salıver!›› diye bağırdılar.But they all cried out together, saying, "Away with this man! Release to us Barabbas!"--
Öyle ki, Rabbimiz İsa Mesihin Tanrısını ve Babasını birlik içinde hep bir ağızdan yüceltesiniz.that with one accord you may with one mouth glorify the God and Father of our Lord Jesus Christ.
Övgü ve sövgü aynı ağızdan çıkar. Kardeşlerim, bu böyle olmamalı.Out of the same mouth proceedeth blessing and cursing. My brethren, these things ought not so to be.
Rakip partiler söz konusu ekonomi olunca tek bir ağızdan konuşuyorlar.When it comes to the economy, the rival parties speak with one voice.
Tablet olarak ağızdan alınabilen birkaç DPP-4 inhibitörü geliştirilmiştir.Several DPP-4 inhibitors that can be taken orally as tablets have been developed.
'Normal olarak' 'kaynaktan' ağza ve ağızdan 'kaynağa' akar.It flows 'normally' from the 'source' to the mouth and from the mouth to the 'source'.
Görgü tanıklığı, tanık olunan olay hakkında bireyler tarafından birinci ağızdan verilen beyanlardır.Eyewitness testimony is any firsthand accounts given by individuals of an event they have witnessed.
Son olarak, ağızdan dışarıya yerleştirilen sabitleme vidaları kullanılarak çene sabitlenir.Lastly, the jaw is stabilized using stabilizing screws that are inserted extra-orally.
Entecavir, tablet veya solüsyon olarak ağızdan alınır.Entecavir is taken by mouth as a tablet or solution.
Bu, Doğu Bloku delegasyonlarının hep bir ağızdan sesini yükseltmesine ve yuhalamalarına neden oldu.This prompted a chorus of shouts and jeers from the Eastern Bloc delegations.
Negatif anlamda ağızdan ağza yayılmaNegative word of mouth
Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları ağızdan ağıza yayılmayı kolaylaştırdı.Social media platforms such as Facebook and Twitter have made it easier to spread word of mouth.
Bir sağlık uzmanı, nasıl ağızdan ilaç verileceğini gösteriyor.A health professional demonstrates how to offer oral medication to a dummy.
İmipramin ağızdan alınır.Imipramine is taken by mouth.
Oral (ağızdan alınan) antihistaminik ilaçlar, kaışıntıyı azaltmaya yardımcı olabilir.Oral antihistamines may help lessen itching.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Band 2: Interpretation von Balladen.
Hikâye ilk ağızdan anlatılır.Die Geschichte wird in der ersten Person erzählt.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.Japaner erklären auch nicht notwendigerweise ihrem Partner ihre Liebe ausdrücklich.
Her boyun meşhur olmuş bahşıları, halk destanlarını ağızdan ağza nakletmek suretiyle yaşatmışlardır.Wenn seine Geschichten gut sind, sitzt eine ganze Traube von Menschen um ihn herum.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.Sie werden ebenfalls aufgeschrumpft, eingepresst oder geklebt.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.Ce jour-là, Formiggini prononce un discours de louanges pour le figuier.
Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat."Il est possible d'écouter le son en cliquant sur ♫.
Öte yandan tüfeği ağızdan doldurmak namlunun yivlerini bozuyordu.Mais au lieu de le tuer, la balle de son arme lui a déformé la mâchoire.
Kısa zaman sonra Katipoğlu türküsü ağızdan ağza yayılır.Un lotus blanc émane soudainement de sa bouche.
Bu nedenle sindirilmemeş besinler ağızdan dışarı atılır.Los materiales no digeridos se expulsan por la boca.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.«Sección dos: El lenguaje de las telas.
Lösemi için üç aya kadar ağızdan alınır.Lo que le demando 3 meses fuera de las canchas.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.I corticosteroidi orali migliorano la possibilità di recupero e riducono la durata complessiva dei sintomi.
Bir ağızdan çıkan bu sesler, duyulmaya değer, heyecanlı bir sahnedir.Usato da solo è un'esclamazione che esprime sorpresa e meraviglia.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.Andrebbe introdotta nella bocca e lentamente espansa.
Millet hep bir ağızdan nakaratı söylüyordu.Все пели припев.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.Когда собака в насторожённом состоянии, хвост несётся по восходящей кривой (в виде сабли).
1 Haziran 2009'da, E3 2009 fuarının açılışında bir gün önce, Crysis 2 resmi ağızdan duyurulmuştur.1 июня 2009 года, за день до открытия выставки E3 2009, была официально анонсирована игра «Crysis 2».
Eski Mısırlılara göre ölümden sonra ruh ağızdan bir kuş şeklinde çıkardı.Так, по мнению древних египтян, душа умершего покидала человека в виде пчелы.
Bir ağızdan çıkan bu sesler, duyulmaya değer, heyecanlı bir sahnedir.Это ослабляет звучание большой, важной темы.
Tevatür, bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti .Издавна новости распространялись, зачастую в искажённом виде, как слухи, от человека к человеку.