ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazNem leszek azután elfojtották a boltozat, kinek rossz szája nem healthsome levegőt lélegzik be,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazNon deve poi essere soffocato nella tomba, per il cui fallo bocca senza aria healthsome respira,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazSă nu fie înăbuşită atunci în seif, a cărui fault gura de aer nu respiră în healthsome,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazSkal jeg da ikke blive kvalt i den hvælving, til hvis foul mund ingen healthsome luft indånder,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazSkall jag då inte kvävas i valvet, vars illaluktande mun ingen healthsome luft andas in,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazSoll ich dann nicht in den Tresor erstickt werden, zu dessen Foul Mund nicht healthsome Luft atmet,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazTôi không sau đó được dập tắt trong hầm, có hôi miệng không có không khí healthsome thở trong,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazZal ik dan niet worden verstikt in de kluis, aan wiens vuile mond geen healthsome lucht inademt,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazΝα μου τότε δεν θα καταπνιγεί στο θόλο, να φάουλ του οποίου το στόμα δεν healthsome αέρα που αναπνέουμε μέσα,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazДа не се задушава в трезора, чиито фал уста не healthsome въздух се диша в,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazНеужели Я не быть задавлены в хранилище, для которого фол рот не благотворно воздухом дышит,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazאני לא יעלה אז להיות חנוק בכספת, כדי שאת לא רע בפה אוויר healthsome נושם,
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazولن يكون ثم خنق في قبو ، إلى الفم الكريهة التي لا يتنفس الهواء healthsome في ،
Ben, kimin faul ağız hiçbir healthsome hava soluduğu için, tonoz içinde boğulmuş tutulamazと私のロミオが来るのどの詰まったEREはそこで死にます?または、私が住んでいるなら、それは非常に嫌いです。
Ben leylak rengini severim. Ama bu zor benim ağız çizgimle.Meni je všeč modrikasta, vendar se tepe z mojimi obraznimi linijami.
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:A Aniołowi zboru Pergameńskiego napisz: To mówi ten, który ma miecz on z obydwóch stron ostry;
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:A anjelovi sboru v Pergame napíš: Toto hovorí ten, ktorý má ten dvojsečný meč ostrý:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:All'angelo della Chiesa di Pèrgamo scrivi: Così parla Colui che ha la spada affilata a due tagli
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Andělu pak Pergamenské církve piš: Totoť praví ten, kterýž má ten meč s obou stran ostrý:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Ao anjo da igreja em Pérgamo escreve: Isto diz aquele que tem a espada aguda de dois gumes:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:A Pergámumbeli gyülekezet angyalának írd meg: Ezt mondja az, a kinél a kétélû éles kard van:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Cùng hãy viết cho thiên sứ của Hội thánh Bẹt-găm rằng: Nầy là lời phán của Ðấng có thanh gươm nhọn hai lưỡi:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Cùng hãy viết cho thiên_sứ của Hội_thánh Bẹt-găm rằng : Nầy là lời phán của Ðấng có thanh gươm nhọn hai lưỡi :
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Écris à l`ange de l`Église de Pergame: Voici ce que dit celui qui a l`épée aiguë, à deux tranchants:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:"Escribe al ángel de la iglesia en Pérgamo: El que tiene la espada aguda de dos filos dice estas cosas
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:In angelu cerkve v Pergamu piši: To pravi on, ki ima meč dvorezni, ostri:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Îngerului Bisericii din Pergam scrie -i: ,,Iată ce zice Cel ce are sabia ascuţită cu două tăişuri:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Ja Pergamon seurakunnan enkelille kirjoita: `Näin sanoo hän, jolla on se kaksiteräinen, terävä miekka:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:버가모 교회의 사자에게 편지하기를 죄우에 날선 검을 가진 이가 가라사대
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Och skriv till Pergamus' församlings ängel: »Så säger han som har det skarpa tveeggade svärdet:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Og skriv til engelen for menigheten i Pergamum: Dette sier han som har det tveeggede skarpe sverd:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Og skriv til Menighedens Engel i Pergamus: Dette siger han, som har det tveæggede, skarpe Sværd:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Und dem Engel der Gemeinde zu Pergamus schreibe: Das sagt, der da hat das scharfe, zweischneidige Schwert:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Και προς τον αγγελον της εν Περγαμω εκκλησιας γραψον Ταυτα λεγει ο εχων την ρομφαιαν την διστομον, την οξειαν
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:И Ангелу Пергамской церкви напиши: так говорит Имеющий острый с обеих сторон меч:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:І ангелові церкви, що в Пергамі, напиши: Се глаголе Той, що має меч обоюдний, гострий:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:ואל מלאך קהל פרגמוס כתב כה אמר אשר לו חרב פיפיות החדה׃
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:واكتب الى ملاك الكنيسة التي في برغامس. هذا يقوله الذي له السيف الماضي ذو الحدين.
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:你 要 寫 信 給 別 迦 摩 教 會 的 使 者 、 說 、 那 有 兩 刃 利 劍 的 說
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:你 要 寫信 給別 迦摩 教會 的 使者 、 說 、 那 有 兩 刃利劍 的 說
Bir yabancıyla edepsizlik yapıyorsun. Kulak tıkacı, ağız koruyucusu kullanıyor musun?Als je iets smerigs doet met een vreemde, gebruik je dan oordopjes ?Een mondbeschermer ?
Bir yabancıyla edepsizlik yapıyorsun. Kulak tıkacı, ağız koruyucusu kullanıyor musun?Ha az elsõ jöttmenttel bezárkózik, mégis mit szokott használni?
Bir yabancıyla edepsizlik yapıyorsun. Kulak tıkacı, ağız koruyucusu kullanıyor musun?Pentru mizeria unui străin, foloseşti dopuri de urechi ?
Bir yabancıyla edepsizlik yapıyorsun. Kulak tıkacı, ağız koruyucusu kullanıyor musun?Λερώνεσαι με έναν ξένο, χρησιμοποιείς ωτοασπίδες ; Προστατευτικό για το στόμα ;
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.A növény kap valamit, és a szender máshol is elterjeszti a virágport.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.A planta recebe algo, e a traça espalha o pólen noutro lado.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.De plant krijgt iets en de kolibrievlinder verspreidt het stuifmeel naar elders.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Die Pflanze profitiert davon, dass der Kolibri die Pollen weiterverbreitet.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.식물도 무언가를 얻고 나방은 대신 꽃가루를 다른 곳으로 전달해 주지요.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.La pianta ottiene qualcosa, e la farfalla sfinge sparge il polline da qualche altra parte.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.La planta obtiene algo y la esfinge colibrí distribuye el polen por otros lugares.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.La plante reçoit quelque chose, et le moro sphinx répand le pollen à un autre endroit.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Planta primeşte ceva, iar molia împrăştie polenul în altă parte.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Rastlina mu niečo poskytne a on rozšíri peľ.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Roślina dostaje coś w zamian, a fruczak gołąbek rozprzestrzenia pyłek gdzie indziej.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Rostlina něco poskytne a dlouhozobka rozšíří pyl.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Tanaman ini mendapat sesuatu dan ngengat ini menyebarkan serbuk sari ke tempat lain.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Thực vật có thứ gì đó, và bướm diều hâu phát tán hạt phấn đi những nơi khác.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Το φυτό κερδίζει κάτι, το πουλί σκορπίζει τη γύρη κάπου αλλού.
Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır.Растение получает своё - бражник распространяет пыльцу в другом месте.
İlgili Sayfalar