ağırlık ile cümle

ağırlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yörük ağırlıklı bir yerdir.Ο θώρακας είναι επιμήκης.
Tıp çalışmalarına ağırlık verdiği bu dönemde bestecilik yönünü kendi kendine geliştirmeye uğraştı.Στην προσπάθειά του να βελτιώσει τις θεραπευτικές μεθόδους της εποχής, προσβλήθηκε ο ίδιος.
Dini ağırlıklı olarak ortodoks.Ήταν δε βαθιά θρησκευόμενος ορθόδοξος.
Ağırlıkları 6 ile 9 arasındadır.Εχει σκληρότητα 6 έως 7.
Köyde günümüzde emekliler ağırlıklı olarak yaşamaktadır.Στο χωριό σήμερα ζουν κυρίως ηλικιωμένοι.
Günümüzde artık ağırlıklı olarak basın ilişkileri kapsamında faaliyetler yürütülmektedir.Σήμερα λαμβάνεται σοβαρά υπόψη σε ανάπτυξη ειδικών μέτρων ασφαλείας.
Özellikle sayısal ve eşit ağırlık öğrencileri vardır.Διακρίνεται σε Γενική και Ειδική Διδακτική.
B Alanı'nda ise obsidiyen ağırlıktadır.Αυτό το διάστημα συμμετέχει στην ερασιτεχνική B' Κατηγορία της ΕΠΣΑΝΑ.
1487'de Osmanlı, Kapıkılu askeri ağırlıklı ikinci saldırısını yapar.Το 1432 στην Βλαχία εισέβαλε ένας μεγάλος Οθωμανικός στρατός.
Ağırlıklar negatif olmamalıdır.Η κοινωνική επιρροή δεν είναι απαραίτητα αρνητική.
Ölçülen en yüksek ağırlık dişilerde 275 kg., erkeklerde ise 150 kg. kadardır.Το μέγιστο βάρος υπολογίζεται σε 275 κιλά για τα θηλυκά και 150 κιλά για τα αρσενικά.
Araç ağırlıklı olarak İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır.Το Ισραήλ αμύνεται με αμυντικά οπλικά συστήματα.
Oksijen içeriğinin (ağırlık olarak) %45 olduğu tahmin edilmektedir.Ilt alene skønnes at udgøre 45%.
Bu konserlerde ağırlıklı olarak Strauss ailesine mensup bestecilerin eserleri seslendirilir.Til koncerten spilles hovedsageligt værker af komponister fra Strauss-familien.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.Ved nedstigningen oplever passagererne i flyet vægtløshed i ca. 20-25 sekunder.
Animax, 24 saat anime ağırlıklı yayın yapan ilk ve en büyük kanaldır.Kanalen er verdens første og største 24-timers anime-tv-kanal.
Dünyada, ağırlıklı olarak Afrika kıtasında 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor.Det antages, at ca 130 millioner kvinder er omskåret i Afrika..
Yörük ağırlıklı bir yerdir.Jordstænglen er kraftig.
Ekonomi ağırlıklı olarak tarım üzerinde odaklanmıştır.Økonomien er stærkt afhængig af landbrug.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Men de havde undervurderet effekten af Versaillesaftalen.
Bu devrede ağırlıkları yarı yarıya düşer.Gangafstanden bliver derved halveret.
Ancak ağırlık ve kan şekerini kontrol altına alamayanlar için bu seçenek, önerilmemektedir.Men det anbefales at overveje det, hvis man hverken kan få vægt eller blodsukker under kontrol.
Baekje sanat çalışmalarında Budist temaları ağırlıktadır.Buddhistiske temaer er særdeles stærkt tilstede i Baekjes kunstværker.
Mutfağı çok zengin olup, kırmızı et ağırlıklıdır.Kødet er saftigt med kraftig fedtmarmorering.
İlk haliyle ahşap ağırlıklı mimariye sahipti.Oprindeligt havde langhuset et fladt bjælkeloft.
Hiphop ve Heavy metal ağırlıklı dinler.Fnugge vil kun høre heavy metal.
Anket sonuçları yaş ve cinsiyete göre ağırlıklandırılır.Hønsene benævnes forskelligt efter alder og køn.
Kütle ve ağırlık.Mål og vægt.
Hacı Cemal Öğüt dinî konular ağırlıklı olmak üzere birçok eser kaleme aldı.Folkeviseindsamlingen skylder Rääf meget.
Yaklaşım laboratuvar deneylerine ağırlık vermektedir.Det har vist sig at medføre stigninger i laboratoriemus' aktivitet.
Bazıları göçten hemen önce ağırlıklarını iki katına çıkartırlar.Tilsammen fordoblede det hans vægt.
Ağırlıklı olarak fındık üretimi yapılmaktadır.Tungt vand er imidlertid dyrt at fremstille.
Akademik çalışmalardan çok fiziksel ve askeri eğitime ağırlık verilmiştir.Er der tale om luftige, akademiske øvelser?
Profesyonel yarış kartları, sürücü hariç genelde 75–80 kg ağırlıktadır.Kister vejer normalt mellem 35 og 75 kg.
Sanayi ağırlıklı olarak orta ve küçük ölçekli işletmelerden meydana gelmektedir.Det betyder, at man ikke opererer med store og små kvarter.
Bu kez iç sorunlara ağırlık vermesi gerektiğini biliyordu.Denne gang var det hans øjenbryn, dette krævede at han skulle sys.
Ekloga, aile ve miras hukukuna ağırlık vermiş olmasına karşın eşya hukuku yönünde oldukça eksiktir.At tage hensyn til hudfarve, religion og familietilhørsforhold vil dog i langt de fleste sager være usagligt.
Ağırlıklı ortalama kavramı ile ilişkili teorik açıklamalar son kısımda ele alınacakdır.Derfor må de "færdige" middelalderhistorier tages med de største forbehold.
G - AğırlıkI = influerende.
İki farklı tanım ağırlıklı olarak kullanılmaktadır.Terninger Der bruges to specielle terninger.
Ağırlıkları 2 kilograma kadar çıkabilir.Vægten kan være op til 3 kg.
Antonin ve Severan dönemlerinde daha gösterişli saçlar ve sakallar ağırlık kazandı.I de antoniske og severanske periodene, ble pyntet hår og skjegg mer populært.
Çelik silahlar ve aletler, bronzdan yapılan benzerleriyle hemen hemen aynı ağırlıkta fakat daha sert olurlar.Våpen og redskap i stål var omtrentlig av samme vekt som dem av bronse, men sterkere.
Ağırlıklı ya da sadece gaz üretmek için tasarlanmış kuyular ise gaz kuyusu olarak adlandırılmaktadır.En brønn som er beregnet for å produsere hovedsakelig eller bare gass, kalles ofte gassbrønn.
Grup ağırlıklı olarak Wishbone Ash parçaları yorumluyordu.Sammen grunnla de Wishbone Ash.
Çünkü bilinç ağırlıklı olarak kişisel bir deneyimdir.Smerte er i aller høyeste grad en personlig opplevelse.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Rådet skulle stå for gjennomføringen av bestemmelsene i Versaillestraktaten.
Modellikte kariyer yaptıktan sonra, Kaliforniya'ya taşındı ve oyunculuğa da ağırlık vermeye başladı.Etter en modellkarriere, begynte hun med skuespill og flyttet til California.
Fiziksel ergonomi bu etmenlerin insan üzerindeki özellikle zararlı etkilerine ağırlık verir.Dette gjør megafauna spesielt utsatt for menneskelig rovdrift.
Müzik ve edebiyat ağırlıklı bir eğitim aldı.Utdannelse i musikk og litteratur hadde en underordnet posisjon.
Uçuşları güçlüdür ve büyük boyları ve ağırlıklarına rağmen çok iyi süzülerek uçarlar.Hannene er aktive og aggressive, tross den store kroppen flyr de også ganske godt.
Farklı kalite ve ağırlıklarda mevcuttur.Den finnes i flere typer av størrelser og tyngde.
1863 yılından sonra, sanatçı yazılar yazmaya ağırlıklı olarak devam eti.Fra 1840-tallet ble han stadig mer opptatt av å skrive.
Hiçbir glifin diğerinden daha fazla ağırlık verilmez.Ingen av fiolinene har en større rolle enn den andre.
Akademik çalışmalardan çok fiziksel ve askeri eğitime ağırlık verilmiştir.Det ble lagt mest vekt på fysisk og militær trening, og mindre på akademisk læring.
Dişiler daha küçüktür, ortalama 47 cm boy ve 5.3 kilo ağırlıktadırlar.Hunnene er mindre, i gjennomsnitt 47 cm lange og 5,3 kg tunge.
Yörük ağırlıklı bir yerdir.Kroppsformen er påfallende bred.
Daha sonra Şerif Gören ile birlikte ağırlıklı olarak çalışmıştır.Men like etter så de mannen i live.
Evler ağırlıklı olarak betonarmedır.Husene varierer i størrelse.
Yine de bölge ağırlıklı olarak Hıristiyan yerlilerden oluşmakta idi.Byens befolkning bestod no hovedsagelig av kristne armenske innbyggere.

İlgili Sayfalar