ağı ile cümle
ağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bob sık sık o sahilde ağır ağır koşar.Bob often jogs on that beach.
Bacaklarım kurşun gibi ağır.My legs are as heavy as lead.
Tom ağırlık çalışması yapar.Tom does weight training.
Tom, yerel bir spor salonunda ağırlık antrenmanı yaptı.Tom did weight training at a local gym.
Tom şu anda ağırlaştırılmış saldırı suçuyla yüz yüze.Tom currently faces charges of aggravated assault.
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Bu kutu taşıyamayacağım kadar çok ağır.This box is too heavy for me to carry.
Bu kutu çok ağır, bu yüzden onu taşıyamıyorum.This box is very heavy, so I can't carry it.
Taş yerinde ağırdır.A stone is heavy on its own turf.
Taş düştüğü yerde ağırdır.A stone is heavy on its own turf.
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.Many libraries also provide wireless local area network.
Bir karınca kendi ağırlığının 50 kat fazlasını kaldırabilir.An ant can lift more than 50 times its weight.
Trafik ağırdı bu yüzden toplantıya geç kaldım.The traffic was heavy so I was late for the meeting.
Yaklaşık 300 £ ağırlığındadır.He weighs about 300 pounds.
Bana bırak, ona söyledim, bu senin için çok ağır.Leave it to me, I told him, that's too heavy for you.
Bu kutuya çok fala ağırlık yüklersen patlar.If you load too much weight in this box, it's going to blow up.
Kutu yükün ağırlığı nedeniyle düştü.The box fell apart due to the weight of the load.
Utanmadan onu ağızdan öptü.She kissed him without shame, on the mouth.
İyi ağız hijenine sahip olmak önemlidir.Having good oral hygiene is important.
Ağırlık azalıyor.The weight is decreasing.
Buz senin ağırlığın altında çatlar.The ice will crack under your weight.
Hobim ağırlık kaldırmak.My hobby is weight lifting.
Bu sadece bir kağıt ağırlığı.This is just a paperweight.
Bu taş benim kaldıramayacağım kadar çok ağır.This stone was too heavy for me to lift.
Bu ağır iş yükü benim için çok fazla.This heavy workload is too much for me.
Ağır iş için teşekkürler.Thanks for the hard work.
250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.250 kg is an extraordinary weight, even for a sumo wrestler.
Sen benim iki katım kadar ağırsın.You're twice as heavy as me.
Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.The basic Japanese diet consists mainly of rice and fish.
Tom ağır yaralı değildi.Tom was not seriously injured.
Bu kitap çok ağır.This book is very heavy.
Yapı bu kadar ağırlığı taşıyacak kadar güçlü değil.The structure isn't strong enough to support that much weight.
Dambıllar ağırdır.The barbells are heavy.
Kalkmaya çalıştım ama vücudum kurşun gibi ağırdı.I attempted to get up, but my body was heavy as lead.
Hava ağırlıklı olarak nitrojen ve oksijenden oluşur.Air is mainly composed of nitrogen and oxygen.
Tom nasıl bu kadar çok ağırlığı bu kadar çabuk kaybetti?How did Tom lose so much weight so quickly?
Yararlar maliyetlerden daha ağır basar.The benefits outweigh the costs.
Kendini ağırdan satmayı bırak.Stop playing hard to get.
Tom ve Mary ağır bagajı taşıyamadı.Tom and Mary couldn't move the heavy trunk.
Onun biraz ağır olabileceğini düşünmüyor musun?Don't you think it might be a bit heavy?
Çok fazla ağır.It's way too heavy.
Tom ağırbaşlı olmadıkça, onun bize yardım etmesini istemiyorum.Unless Tom is sober, I don't want him helping us.
Tom'un ağır Alman aksanı var.Tom has a heavy German accent.
O, ağır Alman aksanıyla konuşur.She talks with a heavy German accent.
Bu kutu çok ağır.This box is very heavy.
Yapamam. O çok ağır.I can't. It's too heavy.
Bu valizi taşıyamam. O çok ağır.I can't carry this suitcase. It's too heavy.
Akşam yemeğine bütün bu insanları ağırlayamayız.We can't have all those people over for dinner.
Onu ağır bir biçimde cezalandırmalıyız.We must punish him severely.
Ağır bir şekilde cezalandırılmalı.He must be severely punished.
Ben sadece 45 kilogram ağırlığındayım.I only weigh 45 kilograms.
Gemimiz ağır hasar gördü.Our ship is badly damaged.
Lütfen bana boyunu ve ağırlığını söyler misin?Could you please tell me your height and weight?
Bu kutu ağır.This box is heavy.
Tom kutunun tek başına kaldıramayacağı kadar çok ağır olduğunu söyledi.Tom said that the box was too heavy to lift by himself.
Biz bu topların her ikisinin de aynı ağırlıkta olduğunu söyleyebiliriz.We could say that both of those balls are the same weight.
Siz bu topların her ikisinin de aynı ağırlıkta olduğunu söyleyebilirsiniz.You could say that both of those balls are the same weight.
Kutu ağırdır.The box is heavy.
Kutu ağır.The box is heavy.
Tom bana ağır biçimde hakaret etti ama ben ona aynen karşılık verdim.Tom insulted me severely, but I gave him tit for tat.
İlgili Sayfalar