ağı ile cümle
ağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Birçok ülkede, ölüm cezası en ağır cezadır.In many countries, the death penalty is the most severe punishment.
Sen şom ağızlısın.You are like cassandra.
Tom böcekleri toplamak için bir böcek ağı kullandı.Tom used an insect net to collect bugs.
O zaman çok ağırbaşlıydım.I was very sober at the time.
Ne kadar ağır çok ağırdır?How heavy is too heavy?
Ne kadar ağırsın?How heavy are you?
Bir paket un bir kilogram ağırlığındadır.A package of flour weighs one kilogram.
Tom tam 33 £ ağırlığındadır.Tom weighs just 33 pounds.
Yarın akşam misafir ağırlıyoruz.We're having guests tomorrow night.
Ben ağır hasta bir adamım.I'm a seriously ill man.
Hiç kimse ağır yaralanmadı.No one was seriously injured.
Biz yaklaşık olarak aynı ağırlıktayız.We're approximately the same weight.
Bir adam ağır yaralandı.One man was seriously injured.
Biz neredeyse aynı ağırlıktayız.We're about the same weight.
Seyirci ağırlıklı olarak kadındı.The audience was predominantly female.
Ben eskisi kadar çok ağır kaldıramam.I can't lift as much weight as I used to.
Sen eskisinden çok daha ağırsın.You're much heavier than you used to be.
Tom ağırdan almayı hak ediyor.Tom deserves to take it easy.
Ben senden daha ağırım.I'm heavier than you are.
Ağır yük, kalasın ortasının bükülmesine neden oluyor.A heavy load is causing the plank to sag in the middle.
Ben senden çok daha ağırım.I'm much heavier than you.
Ben ağırdan almaya çalışıyorum.I'm trying to take it easy.
Ben ağırdan almaya çalışıyordum.I was trying to take it easy.
Sen yetmiş kilogram ağırlığındaydın.You weighed seventy kilograms.
Bu bölgede dini inanç ağır basar.Religious belief predominates in this region.
Senden çok daha ağır değilim.I'm not much heavier than you.
Daha tuzu su, daha az tuzlu sudan daha ağırdır.Saltier water is heavier than less salty water.
Ağırlık her zaman yerin merkezine doğru yönelmiş bir güçtür.Weight is a force that is always directed toward the center of the earth.
Bir uçuş sırasında uçak yakıt tüketirken uçağın ağırlığı sürekli değişir.During a flight, an airplane's weight constantly changes as the aircraft consumes fuel.
Onun bagajının ağırlığı fazla.His luggage is overweight.
O kutu ağır.That box is heavy.
Mücize eseri olarak kimse ağır yaralanmadı.Miraculously, nobody was seriously injured.
Tom'un bavulu çok ağır değildi.Tom's suitcase wasn't very heavy.
O, 80 kilogramdan daha ağırdır.He weighs more than 80 kg.
Bir kişi ağır yaralandı.One person was critically injured.
Herkesin ağırlanmış olduğundan emin olmaya çalıştım.I tried to make sure that everyone was entertained.
Tom ağır bir sırt çantası taşıyordu.Tom was carrying a heavy backpack.
İngilizce ağır biçimde Latinleşmiş bir Cermen dilidir.English is a heavily Latinized Germanic language.
Ağırlığından dolayı okulda Tom'a zorbalık edildi.Tom was bullied at school because of his weight.
Kim daha ağır, Tom mu yoksa Mary mi?Who is heavier, Tom or Mary?
Tom yaklaşık 300 pound ağırlığındadır.Tom weighs about 300 pounds.
Tom yaklaşık 136 kilo ağırlığındadır.Tom weighs about 300 pounds.
Tom kısa, ağır bir adamdır.Tom is a short, heavy man.
Onlar ağımıza sızdılar.They have infiltrated our network.
Onların ağımıza sızmasına izin vermemeliyiz.We must not let them infiltrate our network.
Onların ağımıza sızmasına önem veremeyiz.We cannot let them infiltrate our network.
Şimdi ağırdan alıyorum.I'm taking it slow right now.
Bizi ağırladığınız için teşekkürler.Thanks for having us.
Son yedi gün boyunca, tüm bilgisayar ağımız çöktü.For the past seven days, our entire computer network has been down.
Kapı ağır. Açmak için çok fazla kuvvet kullanmanız gerekir.The door is heavy. You need to use a lot of force to open it.
Çatı, karın ağırlığı altında çöktü.The roof collapsed under the weight of the snow.
Ahır karın ağırlığı altında çöktü.The barn collapsed under the weight of the snow.
Tom çok ağır biçimde nefes alıyor.Tom is breathing really heavily.
Herkesi ağırlayamam.I can't accommodate everyone.
Tom ağır biçimde nefes almaya başladı.Tom began to breathe heavily.
Tom durumu ağırlaştırdı.Tom aggravated the situation.
Onlar çok ağırdı.They were so heavy.
Tom ağırlığı hakkında endişeli gibi görünüyor.Tom seems to be worried about his weight.
Bu ağırlaşıyor.This is getting heavy.
Tom ağırlık kaldırır.Tom lifts weights.
İlgili Sayfalar