açtılar ile cümle
açtılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hemen torbalarını indirip açtılar.於是 他 們各人 急忙 把 口袋 卸 在 地上 、 各人 打 開口袋
İçeri girmek için duvara delik açtılar.Ei au făcut o gaură în perete [br] pentru a obţine în.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Când am trecut de primul jeep... ... au deschis focul asupra noastră.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Cuando pasamos el primer jeep... nos abrieron fuego.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Když jsme minuli první džíp, spustili na nás palbu.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Khi chúng tôi đi qua chiêc jeep thứ nhất, họ xả súng vào chúng tôi.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Kiedy minęliśmy pierwszego jeepa... otworzyli do nas ogień.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.우리가 첫번째 짚을 지나갔을 때 그들은 우리를 향해 쏘기 시작했죠.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Quand nous avons dépassé la première jeep, ils ont ouvert le feu sur nous.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Quando siamo passati davanti alla prima jeep... hanno aperto il fuoco contro di noi.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Toen we de eerste jeep passeerden... openden ze het vuur op ons.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Когато подминахме първия джип... откриха огън срещу нас.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.Когда мы проехали первый джип, они открыли огонь по нам.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.כשעברנו את הג'יפ הראשון... הם פתחו עלינו באש.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.عندما عبرنا السيارة الأولى... قاموا بفتح النار علينا.
İlk cipi geçtiğimiz sırada .. bize ateş açtılar.いきなり発砲され 12歳の娘クリスティンが
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.Et dans le cas des Vikings Normands,
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.바이킹 노르만족의 경우에
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.los recursos de los que dependen.
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.Şi în cazul Vikingilor Nordici
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.Und die Wikinger verursachten unbeabsichtigt Bodenerosion und Entwaldung.
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.בהם הם תלויים. ובמקרה של הנורדים הויקינגיים,
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.التي يعتمدون عليها في العيش. وفي حالة الإسكندنافين النرويج,
İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar.不注意に土壌浸食や森林破壊の原因をつくりました
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Ale nakonec stříleli i do davu.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Ale w końcu, gdy rzeczy przybrały obrót naprawdę szalony, zaczęli strzelać w tłum.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Als aber schliesslich die Situation wirklich ausartete, schossen sie in die Menschenmenge.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.그렇지만 결국 일이 완전히 이상하게 돌아갔을 때 그들은 군중을 향해서 총을 발사했습니다
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Maar de situatie escaleerde en ze begonnen te schieten op de menigte.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Mais quand les choses se sont envenimés, les soldats ont tiré dans la foule.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Mas eventualmente, as coisas ficaram realmente malucas eles atiraram na multidão.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar. Yaklaşık 50 kişi öldü. Bu bir katliamdı.Dar când situația a degenerat au tras în mulțime și au murit aproape 50 de oameniș; a fost un măcel,
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.Але, зрештую, коли почалося божевілля вони стріляли вже в натовп.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.ولكن في النهايه ادى خروج الامور عن السيطره بأنهم اطلقوا على الحشود
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.群衆に向けて発砲したんだ。 そして、50人もの人がなくなった。
"İyi İnsanlardan Sonatlar" Saat 23:04, 'Lazlo' ve CMS hediyeleri açtılar."A Jó Emberek Szonátája" 23:04:
"İyi İnsanlardan Sonatlar" Saat 23:04, 'Lazlo' ve CMS hediyeleri açtılar."Sonate pour un homme bon" 23:04:
"İyi İnsanlardan Sonatlar" Saat 23:04, 'Lazlo' ve CMS hediyeleri açtılar."Sonate van de Goede Mensen" 23u04:
"İyi İnsanlardan Sonatlar" Saat 23:04, 'Lazlo' ve CMS hediyeleri açtılar."Соната о хорошем человеке" 23:04:
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.(108:3) отвсюду окружают меня словами ненависти, вооружаются против меня без причины;
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.A slovy jizlivými osočili mne, válčí proti mně beze vší příčiny.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.A słowy jadowitemi ogarnęli mię, walcząc przeciwko mnie bez wszekiej przyczyny.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Con palabras de odio me han rodeado; sin causa han luchado contra mí
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.De haat druipt van hun woorden af en zij zijn opstandig tegen mij, zonder enige reden.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Eles me cercam com palavras de ódio, e pelejam contra mim sem causa.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.És körülvesznek engem gyûlölséges beszédekkel, és ostromolnak engem ok nélkül.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Ils m`environnent de discours haineux Et ils me font la guerre sans cause.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.in z besedami sovražnimi so me obdali, se vojskovali z menoj brez vzroka.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.또 미워하는 말로 나를 두르고 무고히 나를 공격하였나이다
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.mă înconjoară cu cuvîntări pline de ură, şi se războiesc cu mine fără temei.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.med hadske Ord omringer de mig og strider imod mig uden Grund;
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Med hätska ord hava de omgivit mig, de hava begynt strid mot mig utan sak.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Mereka menyerang aku dengan kata-kata penuh kebencian, dan memerangi aku tanpa alasan
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Mi investono con parole di odio, mi combattono senza motivo
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Obkľúčili ma slovami nenávisti a bojujú proti mne bez príčiny.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Og med hatets ord har de omgitt mig og stridt imot mig uten årsak.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.und sie reden giftig wider mich allenthalben und streiten wider mich ohne Ursache.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Vây phủ tôi bằng lời ghen ghét, Và tranh đấu với tôi vô cớ.
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Vây phủ tôi bằng lời ghen_ghét , Và tranh_đấu với tôi vô_cớ .
Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp Yok yere bana savaş açtılar.Vihan sanoilla he ovat minut piirittäneet, ja syyttä he sotivat minua vastaan.