Haberleri açmak istemiyorum.I don't want to turn on the news.
Herhangi bir soruna yol açmak istemiyoruz.We don't want to cause any trouble.
Tom beyaz bir sayfa açmak istiyor.Tom wants to turn over a new leaf.
Bu şişeyi açmak için bir şey bulmam gerekiyor.I need to find something to open this bottle with.
Kapıyı çaldım ama hiç kimse kapıyı açmadı.I knocked, but no one opened the door.
O kapıyı herhangi birisi için açma.Don't open that door for anybody.
Ağzını açmasan iyi olur.You better not open your mouth.
Kirazların çiçek açması nisandadır.The cherry blossom is in April.
Bir çek hesabı açmak istiyorum.I would like to open a checking account.
Bavulumu açmak zorunda kaldım.I had to open my suitcase.
Üçüncü gardırobu açmanın zamanı geldi.It's time to open the third wardrobe.
Ne yaparsanız yapın, o kapıyı açmayın.Whatever you do, don't open that door.
Ağzımı açmadım.I bit my tongue.
Onu açmayın.Don't open that.
O tüm öğleden sonra ağzını açmadı.He didn't open his mouth all afternoon.
Bagajımı açmak zorundayım.I have to unpack my luggage.
Onu açmayın, lütfen.Don't open it, please.
Ağzını açma.Don't open your mouth.
O telefonu açma.Don't pick up that phone.
Tom birayı açmadı.Tom didn't open the beer.
Tom'un kapıyı açmasını istedim.I asked Tom to open the door.
Dişçi ağzımı açmamı söyledi.The dentist told me to open my mouth.
Benzer bir açmaza sahibiz.We have a similar predicament.
Paniğe yol açmak istemiyorum.I don't want to cause a panic.
Tom'a dava açmamaya karar verdim.I've decided not to sue Tom.
Bu kapıyı açmam gerekiyor.I need to unlock this door.
Bu kapıyı açmalıyım.I need to unlock this door.
Asla ağzımı açmamalıydım.I never should've opened my mouth.
Tom'a dava açmalıyız.I should sue Tom.
Galiba o sandığı açmak için levyeye ihtiyacın olacak.I suppose you'll need a crowbar to open that crate.
Tom'u sana dava açmaktan caydırdım.I talked Tom out of suing you.
Bir banka hesabı açmak istiyorum.I'd like to open a bank account.
Onlar kapıyı açmamı istediler.They asked me to open the gate.
Elma ağaçları, muhtemelen önümüzdeki hafta çiçek açmaya başlayacak.The apple trees will probably start to blossom next week.
Bu kapıyı açmam gerek.I need to open this door.
Onları açman gerektiğini söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I say that you should open them.
Tom Mary'nin ona verdiği hediyeyi açmaya başladı.Tom began to open the present that Mary had given him.
Tom kapıyı açmaya çalıştı ama açamadı.Tom tried to open the door, but couldn't.
Bu kapıyı açmama yardım etmeni istiyorum.I need you to help me get this door open.
Tom Mary'den gelen hediyeyi açmaya başladı.Tom began to open the present from Mary.
Tom kapıyı açmadı, bu yüzden terk ettim.Tom wouldn't open the door, so I left.
Tom Mary'nin kapıyı açmasını istedi.Tom asked Mary to open the gate.
Tom'a kapıyı açmamasını söyledim.I told Tom not to open the door.
Tom hediyeyi açmaya başladı.Tom began to open the present.
Bunu açmayacağım.I'm not going to open this.
Ben bir hesap açmak istiyorum.I want to open an account.
Tom kapıyı açmak için Mary'nin ona verdiği anahtarı kullandı.Tom used the key Mary had given him to open the door.
Tom ve Mary henüz valizlerini açmadı.Tom and Mary haven't unpacked their suitcases yet.
Bu kasayı açmak için bir şeye ihtiyacım var.I need something to open this crate with.
Tom pencereyi zorlayarak açmayı başardı.Tom managed to force the window open.
Tom kilitli kapıyı açmayı başardı.Tom managed to open the locked door.
Tom kapıyı açmayacak.Tom won't open the door.
Gümrük muayenesi için bagajını açmak zorundasın.You have to unpack your luggage for customs inspection.
Bir ışık açmalısın.You should have a light on.
Kapıyı açmadan önce çal.Knock before you open the door.
Tom bile kitabı asla açmadı.Tom never even opened the book.
Bir dükkan açmayı düşünüyorum.I'm thinking of opening up a store.
Mary Tom'dan şarap şişesini açmasını istedi ve sonra kendinden geçmişken onu öptü.Mary asked Tom to open the wine bottle and then kissed him while he was distracted.
Mary Tom'un şarap şişesini açmasını istedi vesonra o meşgulken onu öptü.Mary asked Tom to open the wine bottle and then kissed him while he was busy.
Bunu açmak için hiç cesaretim yoktu.I never had the courage to open it.