açgözlü ile cümle
açgözlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom, Mary'nin göründüğü kadar açgözlü görünmüyordu.Tom didn't seem to be as greedy as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar açgözlü görünmez.Tom doesn't seem to be as greedy as Mary seems to be.
Sami sevdiği karısını açgözlülüğün sunağında kurban etti.Sami sacrificed his loving wife on the altar of greed.
Açgözlüsün, değil mi?You're greedy, aren't you?
Tom ve Mary açgözlüdür.Tom and Mary are greedy.
Tom gerçekten açgözlü, değil mi?Tom is really greedy, isn't he?
O açgözlü ellerinle parama dokunma.Don't put your greedy hands on my money.
Açgözlülük insanın hayatını mahvedebilir.Greed can destroy people's lives.
Rolly en açgözlüsüydü.Rafael was the oldest.
Bu öykülerin bir tanesinde kanguru, tembel ve açgözlü olduğu için koalanın kuyruğunu keser.In one, a kangaroo cuts it off to punish the koala for being lazy and greedy.
Kadınlara ve paraya düşkündür ayrıca açgözlüdür.He becomes famous and also rich.
Ubır da tıpkı alev gibi doymak bilmez, azgın, açgözlü, her şeyi yutan bir yaratıktır.The pantaleon, like any other hammered dulcimer, had no dampers and thus created a wash of sound.
İşte burada da onları yerleştirenler, açgözlü kurşun kalem kullanıcıları.Here's who put them up and who are avid pencil users.
Yalnýz açgözlülükten gözü dönmüţ birisi arkadaţýna istediđi kopyayý vermez."Only those blinded by greed would refuse to let a friend make a copy."
Daha fazlanin daha iyi oldugu insanlardaki korku yerine acgozluluge cekici geliyor.This is somehow appealing to human greed instead of fear -- that more is better.
Belki ben açgözlü oluyorum.Maybe I'm being too greedy.
Üstelik ilk tanışmamızdan beri, para konusunda oldukça açgözlüsün.I mean, the first time we met it was due to money.
Beyin glikoz kullanma söz konusu olduğu biraz açgözlüdür.The brain is a bit of a hog when it comes to using glucose.
Bilirsiniz, sıklıkla maddi zamanlarda yaşadığımız söylenir, hepimizin açgözlü olduğu.You know, we're often told that we live in very materialistic times, that we're all greedy people.
'Bu açgözlü biri.' diye düşünmeyin."This is somebody who's greedy."
Her şeyi tüketen açgözlü çocuklar gibiyiz, değil mi?We're kind of like greedy kids, using it all up, aren't we?
Bir dünya açgözlülükle akıyor, Parasal kazanç ve maddi zafer ile zehirlenmiş mi?A world coursing with greed, intoxicated on monetary gain and material conquest?
Para konusunda açgözlü değilim.I'm not greedy for that money.
Çok açgözlüsün.You are really greedy.
Açgözlü ve sinirli olmaya, ya da sevgi dolu ve kibar olmaya.Be towards greed and anger or be it towards love and kindness.
Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi.It was the greed and recklessness that led to the drilling explosion.
Bu uluslar diktatörlüklere ve açgözlülüğe teslim olmaktadır;It is the nations that surrender to dictatorship and greed;
Açgözlü En İyi Öncelikli Arama (Greedy Best-First Search) denen algoritma tam olarak bunu yapıyor.Now an algorithm called greedy best-first search does exactly that.
Irkçılığın, önyargının, yobazlığın, açgözlülüğün sorumlusu genler değildir.Genetics is not responsible for greed, bigotry, racism, prejudice.
Ve izsiz bölge olsa da, açgözlü düşmanları tarafından saldırıya her tarafı,And trackless region, though on every side Assaulted by voracious enemies,
"TŞu açgözlü Bayan Wust doyamıyor"That greedy Mrs. Wust just can't get enough.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetics has nothing to do with greed, business, race prejudice.
(Anlatıcı) Bizler açgözlülük, kıskançlık, nefret ve yobazlık ile doğmadık.(Narrator) We are not born with greed, envy, hatred, or bigotry.
Açgözlü anlamına geliyor.It means "greedy."
Genel Sekreter Liang açgözlüdür.Grand Secretary Liang is greedy
Bazı insanlar şöyle der 'Bu MBA tiplerinin açgözlülüğünden'Not necessarily. They might be smart.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller...The greed, corruption. All of this.
Lee Seol... Çok açgözlüsün.Lee Seol, you're really so greedy.
Özellikle soldaki figür, açgözlülükle öne doğru eğilmiş gibi.Yeah, they are leaning over sort of greedily, the figure especially on the left.
Kötü insan içindeki isteklerle övünür, Açgözlü insan RABbe lanet okur, Onu hor görür.For the wicked boasts of his heart's cravings. He blesses the greedy, and condemns Yahweh.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.One who is greedy stirs up strife; but one who trusts in Yahweh will prosper.
Hâlâ da açgözlülükle imkânlarını daha da artırmama hevesleniyor.Yet he wants that I should give him more.
Çok açgözlüdürler ve genellikle kea içeren büyük sürülerde hareket ederler.They are very gregarious and move in large flocks often containing kea where present.
Bu tür ihlaller tipik olarak açgözlülük, şehvet veya gücün kötüye kullanılmasından kaynaklanır.Such breaches have typically erupted from greed, lust or the abuse of power.
Bazı geleneksel yorumlar, Kabil'i kötülüğün, şiddetin veya açgözlülüğün ilk temsilcisi olarak görür.Some traditional interpretations consider Cain to be the originator of evil, violence, or greed.
Açgözlülük Üzerine Hatem Tai tarafından [1]On Avarice by Hatem Taiy[10]
Açgözlülük kördür.Gier macht blind.
Dördüncü çemberde maddiyata düşkünlükte ortalamadan sapmış açgözlüler cezalandırılır.Hinten sitzende Steuerleute sind im Vierer-mit ebenfalls erlaubt.
Aralarında kıskançlık yoktur ve kendilerine ait olmayan şeyleri açgözlülük ve hırsla istemezler.Ils ne lavent pas leurs vêtements, ne les repassent pas, et ne portent pas d'habits propres.
Açgözlülük ve Hırs Irmağıdır.Il est dévoré par l'avidité et l'ambition.
Açgözlülük anlamı içerir.L'avidité est violence.
O açgözlüdür.Ella es codiciosa.
“Rati” arzuları, “arati” memnuniyetsizliği ve “tanha” hırsı, açgözlülüğü temsil eder.Esa ansiosa búsqueda de la libertad" y "El tango una danza.
Ben açgözlü bir ünlüdür, bazı zamanlarda hak ettiğini alamamıştır.Somos ricos y a momentos lo olvidamos.
Rahip Cosmas, Bulgar başrahipler ve piskopos sürülerini açgözlülük, oburluk ve ihmalle suçladı.Cosmas il Prete accusò gli abati e i vescovi bulgari di avidità, ingordigia e negligenza verso il popolo.
Açgözlü ve hırslıdır.È avido e ambizioso.
Açgözlülük anlamı içerir.Rappresenta l'avidità.
1159 yılında İskoçya'da doğmuş, çok açgözlü bir adamdı.Nacque in Scozia nel 1159.
O bir açgözlü.Она обжора.
Rahip Cosmas, Bulgar başrahipler ve piskopos sürülerini açgözlülük, oburluk ve ihmalle suçladı.Cosme acusou os abades e bispos búlgaros de ganância, gula e negligência em relação ao seu rebanho.