Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey."Dat is wat uiteindelijk leidde tot hier voor jullie spreken op TED over verhalen."
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.E foi isso que, em última análise, me levou a falar para vós, aqui na TED, sobre a história.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.E questo è ciò che alla fine mi ha portato a parlarvi qui a TED di storie.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.És végezetül ez vezetett ide, hogy beszéljek itt a TED-en, a történetekről.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Et c'est ce qui m'a finalement conduit à vous parler ici, à TED, des histoires.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Och det var det som till slut ledde mig till att berätta för er här på TED om historier.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Og det er, hvad der i sidste ende førte mig til at tale foran jer her ved TED om fortællinger.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Şi acesta a fost lucrul care m-a determinat, în final, să vă vorbesc, aici, la TED despre poveste.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.결국 제가 여러분께 TED, 이 자리에서 이야기에 관해서 말하도록 한 바로 그것입니다.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.To w końcu doprowadziło mnie momentu, gdy mówię do was na TED o opowiadaniu.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Và đó là điều mà cuối cùng đã dẫn dắt tôi đến đây nói ở TED để nói với các bạn về những câu chuyện kể.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.Αυτό ήταν που τελικά με οδήγησε στο να σας μιλήσω σήμερα εδώ στο TED για την αφήγηση.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.וזה מה שלבסוף הביא אותי להרצות לכם, כאן ב-TED על אמנות הסיפור.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.وهذا ما قادني في النهاية إلى الحديث إليكم هنا في تيد حول قصة.
Ve bu en sonunda burada TED'de size hikayeden bahsetmeme yol açan şey.こうして TED で 皆さんに 物語について語るまでになったのです」 物語の教訓で 最新のものは
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Acesta e primul meu elev - primul din familia lui care și-a deschis cont în bancă.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Dan ini murid saya, yang pertama di keluarganya yang punya rekening bank.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.E este foi o meu primeiro aluno a emancipar-se, o primeiro na sua família a ter uma conta bancária.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.E questo è il mio primo studente ad avere aperto un conto corrente in famiglia.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.És ez az első diákom, aki a családjában először bankszámlát nyitott.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Et ça, c'est mon premier élève à ouvrir, le premier de sa famille à avoir un compte bancaire.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Hier ist mein erster Student bei der Eröffnung eines Bankkontos, als erster in seiner Familie.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.그래서 첫 학생이, 그 친구의 가족 중에서 처음으로 은행 계좌를 만들었습니다.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Mijn eerste student was de eerste in zijn familie met een bankrekening.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Ten jako pierwszy w rodzinie ma konto w banku.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Tohle je můj student, který si otevřel bankovní účet jako první ve své rodině.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.To je moj učenec, ki je prvi v družini odprl bančni račun.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Và đó là học sinh đầu tiên của tôi, người đầu tiên trong gia đình em ấy có tài khoản ngân hàng.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Y ese es mi primer estudiante en abrir una cuenta bancaria, el primero de su familia en tener una.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Κι αυτός είναι ο πρώτος μου μαθητής που άνοιξε, ο πρώτος στην οικογένειά του που έχει τραπεζικό λογαριασμό.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.Это мой первый студент, который открывает банковский счёт, первый в своей семье.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.וזה התלמיד הראשון שלי, והראשון במשפחתו שפתח חשבון בנק.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.وهذا أول طلابي، و أول من فتح حسابا بنكيا في عائلته.
Ve bu, hem banka hesabı açan ilk öğrencim hem de ailesinde ilk hesaba sahip olan kişi.この移民の生徒は家族で初めてATMを使った
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Annyiféle virágpor van, amennyi virágos növény.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Có rất nhiều loại phấn hoa khác nhau tương ứng với số thực vật nở hoa.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Co więcej, jest tyle różnych rodzajów pyłku, ile jest na świecie roślin okrytonasiennych.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Dan ada berbagai jenis serbuk sari sama banyaknya dengan tanaman bunga.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Ed esistono tante varietà di polline quante sono le piante da fiore.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.E existem tantos tipos diferentes de pólen como de plantas com flor.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Er zijn zoveel verschillende soorten stuifmeel als dat er bloeiende planten zijn.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Es gibt so viele unterschiedliche Arten von Pollen wie es Blütenpflanzen gibt.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Existuje tolik různých druhů pylu, kolik existuje kvetoucích rostlin.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Existuje toľko rôznych druhov peľu, koľko existuje kvitnúcich rastlín.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Hay tantas clases diferentes de polen como plantas que dan flores.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Il y a autant de sortes de pollens différents qu'il y a de plantes à fleurs.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.꽃가루의 종류는 꽃들의 종류만큼이나 많고 다양합니다.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Şi sunt tot atâtea feluri diferite de polen câte plante cu flori există.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Υπάρχουν πολλά διαφορετικά είδη γύρης όπως και λουλούδια.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Има толкова много различни видове цветен прашец, колкото различни видове цъфтящи растения има.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Різні квіткові рослини мають різний пилок.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.Существует столько же разных типов пыльцы, сколько цветковых растений.
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.כדי לראות את אלה. ויש אותה כמות של סוגי אבקנים
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.وهناك عدة أنواع من حبات اللقاح بنفس عدد النباتات المزهرة
Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var.花粉の種類も多岐にわたります 法医学などでも役立つぐらいです
Virüsün varlığıyla kansere yol açan genetik mutasyon arasında oldukça güçlü bir bağlantı var.E o legătură puternică între prezența acestui virus și o mutație genetică care a fost legată de cancer.
Virüsün varlığıyla kansere yol açan genetik mutasyon arasında oldukça güçlü bir bağlantı var.우리는 이 바이러스의 존재와 암과 연관되었던 돌연변이 사이에는 강한 관련성이 있습니다.
Virüsün varlığıyla kansere yol açan genetik mutasyon arasında oldukça güçlü bir bağlantı var.Mamy silną asocjację pomiędzy obecnością wirusa a genetyczną mutacją łączoną z rakiem.
Virüsün varlığıyla kansere yol açan genetik mutasyon arasında oldukça güçlü bir bağlantı var.Tenemos una asociación fuerte entre la presencia de este virus y una mutación genética vinculada al cáncer.
Virüsün varlığıyla kansere yol açan genetik mutasyon arasında oldukça güçlü bir bağlantı var.Имаме силна връзка между присъствието на този вирус и една генетична мутация, която е била свързана с рака.