Kız gerçekten aç.The girl is really hungry.
Hava karardı. Işığı açar mısın?It's become dark. Would you turn on the light?
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.The government explicitly declared its intention to lower taxes.
Hava karardı. Lütfen benim için ışığı açar mısın?It's gotten dark. Please turn on the light for me.
Kapıları açık bırakmıyorum çünkü benim semtimde hayvanlar var.I don't leave the doors open, because there are animals in my neighborhood.
Köpek buraya gelmeden önce kapıyı aç!Open the door before the dog gets here!
Düşüncelerini resimlerle açıkladı.She explained her ideas with images.
Açık televizyonla uyumak beyin için iyi değildir.Sleeping with the television on is not good for the brain.
Oturdum ve dizüstü bigisayarımı açtım.I sat down and opened my laptop.
Şu anda aç değilim.I'm not hungry right now.
Lütfen biri kapıyı açabilir mi?Can someone open the door please?
Sanırım kız arkadaşım aç çok sevimlidir.I think my girlfriend is kind of cute.
Gözlerini açtı.She opened her eyes.
Yeni bir bakış açısı elde etmelisin.You need to get a new perspective.
Tom açlıktan ölüyordu.Tom was starving to death.
Tom açıkçası çok mutlu değildi.Tom was clearly not very happy.
Tom tam bir açıklama istiyor.Tom wants a full explanation.
Tom ayrıntılı bir açıklama istiyor.Tom wants a detailed explanation.
Tom kasayı açtı.Tom unlocked the safe.
Tom ön kapının kilidini açtı.Tom unlocked the front door.
Tom çekmecenin kilidini açtı.Tom unlocked the drawer.
Tom araba kapısını açtı.Tom unlocked the car door.
Tom musluğu açtı.Tom turned the faucet on.
Tom TV'yi açtı.Tom turned on the TV.
Tom ısıtıcıyı açtı.Tom turned on the heater.
Tom araba radyosunu açtı.Tom turned on the car radio.
Aç olduğum için yerim.I eat because I'm hungry.
Kiraz ağacı bu yıl normalden daha erken çiçek açtı.The cherry tree blooms earlier this year than usual.
Bu kuralların artık neden uygulanmadığını bana açıklar mısın?Could you explain to me why you think these rules don't apply anymore?
Tom, bu kadar açgözlü olmamalıdır.Tom shouldn't be so greedy.
Tom kurşun kalemi açtı.Tom sharpened a pencil.
Tom mektubu yırtarak açtı.Tom ripped up the letter.
Tom kilidi sivri bir şeyle açtı.Tom picked the lock.
Tom buzdolabını açtı.Tom opened the refrigerator.
Tom perdeleri açtı.Tom opened the curtains.
Tom bir pencere açtı.Tom opened a window.
Tom aç olmalı.Tom must be hungry.
Tom çok açık sözlüdür.Tom is very blunt.
Bu kapak benim açamayacağım kadar çok sıkı.This lid is too tight for me to open.
Dünya bir kitaptır ve her adım bir sayfa açar.The world is a book and each step opens a page.
Onun nehre iki tabanca attığını çok açıkça hatırlıyorum.I remember very clearly that he threw two pistols into the river.
O kapı açılmaz.That door won't open.
Bazı çiçekler Baharda, bazıları sonbaharda açarlar.Some flowers bloom in the spring and other flowers bloom in the fall.
Kitabınızda 59. sayfayı açın.Open your book to page 59.
Işıkları aç, yoksa çalışamam.Turn the lights on, otherwise I can't work.
Kapıları açık bırakmayın.Don't leave the doors open.
Tom'un yapacak biraz açıklaması var.Tom has some explaining to do.
Tom henüz bavulunu açıp boşaltmadı.Tom hasn't unpacked yet.
Açıkçası, senin görüşünü sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like your idea.
Yakında hava açacak gibi görünüyor.It looks like it's going to clear up soon.
Pencereyi açmak istiyorum: Biraz temiz havaya ihtiyacım var.I'd open the window: I need some fresh air.
Bu mesajı açamıyorum. Bir virüs, belki?I can't open this message. A virus, maybe?
Perdeleri açık bıraktıkları zamanı seviyorum.I love it when they leave the curtains open.
O, açık minimum.That's the bare minimum.
Okullar Nisan'ın sekizinde açılıyor.School begins on the eighth of April.
Prosedürleri ona açıkladım.I explained the procedures to him.
Yöntemi ona açıkladım.I explained the procedure to him.
Yazın, açık hava sporlarını severiz.In the summer, we enjoy outdoor sports.
Hiç aç değilim.I'm not at all hungry.
Biraz bile aç değilim.I'm not even a little hungry.