açın ile cümle
açın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chcieli mu nadać najskromniejszy, marginalny, najbardziej żałosny tytuł, jaki byli w stanie wymyślić.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chtěli mu dát nejskromnější, nejprostší, nejubožejší titul, jaký jen lze.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.E quindi volevano dargli il titolo più umile, più misero, più patetico che si potesse pensare.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Így hát a legszerényebb, legalacsonyabb, legszánalmasabb titulust adták neki.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.그래서 생각해낼 수 있는 한, 가장 보잘 것 없고, 빈약해 보이면서도 동정받을 만한 칭호를 주고 싶었던거죠.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Por isso, eles queriam atribuir-lhe o título mais humilde, indesejado e patético que pudessem imaginar.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Så de ville give ham den mest ydmyge, tarvelige, mest ynkelige titel de kunne komme på.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Sie wollten ihm den demütigsten, ärmlichsten, jämmerlichsten Titel geben, der ihnen einfiel.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Ze wilden hem de nederigste, magerste, meest pathetisch denkbare titel geven.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Поэтому они предложили присвоить ему самый простой, скромный и жалкий титул.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Така че те искали да му дадат най-скромната, най-безлична, най-жалка титла, която може да се измисли.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Таким чином, вони хотіли дати йому скромний, убогий, найжалюгідніший титул, який вони тільки могли придумати.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.אז הם רצו לתת לו את התואר הכי צנוע, קטן, פתטי שהם יכלו לחשוב עליו.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.لذا أرادوا أن يعطوه أكثر لقب ضئيل، متواضع، ومثير للشفقة أمكنهم التفكير فيه.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.付けたいと思いました それが "大統領" です
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Así que el punto de vista que uno adopta determina prácticamente todo lo que uno verá.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Az, hogy milyen nézőpontba helyezkedünk, szinte teljesen meghatározza, hogy mit látunk.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Bởi vậy cái vị trí ưu thế mà bạn tiếp nhận định hình tất cả những gì bạn sẽ nhìn thấy.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Deci, punctul de vedere pe care îl împărtăşeşti determină teoretic tot ceea ce vei vedea.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Der Blickwinkel, den Sie einnehmen, bestimmt also nahezu alles, was Sie sehen werden.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Donc, le point de vue que vous adoptez détermine pratiquement tout ce que vous allez voir.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Dus het uitgangspunt dat je neemt bepaalt virtueel alles dat je zal zien.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.E' così che la posizione di vantaggio che assumi determina virtualmente tutto quello che vedi.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Jadi, posisi yang tepat yang Anda ambil akan menentukan secara virtual apa yang akan Anda lihat.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.즉, 어떤 관점을 갖느냐에 따라 여러분이 바라보는 모든 것이 결정되는 거나 다름없습니다.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.O ponto de vista que usamos determina praticamente tudo o que veremos.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Takže úhel pohledu, který zaujmete ovlivňuje v podstatě všechno, co vidíte.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Takže uhol pohľadu, ktorý si zvolíte, určí vlastne všetko, čo uvidíte.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Wasz punkt widzenia określa wasz ogląd. Wasz punkt widzenia określa wasz ogląd.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Έτσι η οπτική γωνία που έχεις καθορίζει πρακτικά αυτό που θα δείς.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Превъзходните точки определят виртуално всичко, което виждате.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.Точка обзора, которую вы выбираете, определяет буквально все, что вы увидите.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.כך שנקודת המבט שלכם קובעת למעשה את כל מה שתראו.
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.فزاوية الرؤية التي ننظر منها الى الامور هي التي تحدد كل تلك الامور التي نراها
Bu yüzden, sizin bakış açınız, neredeyse göreceğiniz herşeyi tayin eder.成果がほぼすべて決まり 投げかける質問によって
C-2, burası Süper 61, hedef bölgesindeki turuma başlıyorum. Dördüncü Manga, iniş için yer açın.C-2, daqui Super 61, iniciada órbita da área do aIvo. <i>Héli 4, afirmativo.
C-2, burası Süper 61, hedef bölgesindeki turuma başlıyorum. Dördüncü Manga, iniş için yer açın. Geliyorum.Nu skjuter de på oss!
Çarpı açının kosinüsü. Bu, kuvvetin yer değiştirme yönündeki miktarı. -Dacă ar fi să rescriu, aș putea scrie magnitudinea deplasării ori magnitudinea forței ori cosinus de teta.
Çarpı açının kosinüsü.Takže krát kosinus théta.
Çarpı açının kosinüsü.Zatem, razy kosinus kąta.
Çarpı açının kosinüsü.אז כפול הקוסינוס של הזווית.
Çarpı açının kosinüsü.これが、変位ベクトルの方向への力です。
Çekilin abazalar! Aşıma yol açın.警察から連絡あった?
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınız중국의 발흥에 대한 여러분의 시각이
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınız Pekin'de oturan birisinden daha farklı olacaktır.Anda akan melihat kebangkitan Cina sedikit berbeda daripada jika Anda duduk di Beijing.
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınız Pekin'de oturan birisinden daha farklı olacaktır.Twoja perspektywa na wzrost Chin jest zgoła inna, niż perspektywa Pekinu.
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınızההשקפה שלכם על עלייתה של סין
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınızفإن رؤيتكم لنهوض الصين
Çinin yükselişi ile alakalı bakış açınız北京からの見方とは少し異なるでしょう
Çok acınası durumdasın!Chiar esti meschin!
Çok acınası durumdasın!Jesteś małostkowy!
Çok acınası durumdasın!Tu es vraiment mesquin !
Çok acınası durumdasın!Είσαι πραγματικά αξιολύπητος!
Çok acınası durumdasın!Ты действительно бедный!
Çok gençtim, evli değildim, çocuğum yoktu Afrikayı pek bilmiyordum, ve Fransızcam acınacak haldeydiEram prea tânără, nemăritată, nu aveam copii, nu prea cunoşteam Africa şi, în plus, franceza mea era jalnică.
Çok gençtim, evli değildim, çocuğum yoktu Afrikayı pek bilmiyordum, ve Fransızcam acınacak haldeydiIk was te jong, niet getrouwd, had geen kinderen, kende Afrika niet, en verder was mijn Frans bedroevend.
Çok gençtim, evli değildim, çocuğum yoktu Afrikayı pek bilmiyordum, ve Fransızcam acınacak haldeydiJeg var for ung, ugift jeg havde ingen børn, kendte ikke rigtigt Afrika, og desuden var mit fransk ynkeligt.
Çok gençtim, evli değildim, çocuğum yoktu Afrikayı pek bilmiyordum, ve Fransızcam acınacak haldeydiYo era muy jóven, soltera, no tenía hijos, no conocía a África realmente y, además, mi francés era penoso.
Çok gençtim, evli değildim, çocuğum yoktu Afrikayı pek bilmiyordum, ve Fransızcam acınacak haldeydiБях много млада, неомъжена, нямах деца, не познавах Африка, и най-вече, френският ми беше много развален.
Çok hastalanıp ölecek gibi olursam... ...benim için endişelenebilir ve bir saniye acını unutabilirsin.Αν ήμουν άρρωστος στο κατώφλι του θανάτου, Ώστε να ξεχνούσες τον πόνο σου για μια στιγμή.