açıları ile cümle
açıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yani benzer üçgenler, bütün açıları aynı olan iki üçgendir. -그래서 닮은 삼각형은
Yani benzer üçgenler, bütün açıları aynı olan iki üçgendir. -Ligedannede trekanter er trekanter, der har alle de samme vinkler.
Yani benzer üçgenler, bütün açıları aynı olan iki üçgendir. -Quindi i triangoli simili sono due triangoli che hanno gli stessi angoli.
Yani benzer üçgenler, bütün açıları aynı olan iki üçgendir. -Tak samo jest z trójkątami. Więc podobne trójkąty to dwa trójkąty, które mają wszystkie kąty takie same.
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.Det er altså en ligesidet trekant. Det betyder også, at alle vinkler er lige store.
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.Dus dit is een gelijkzijdie driehoek,
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.Je to rovnostranný trojúhelník, což znamená, že i všechny úhly jsou stejné.
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.Je to rovnostranný trojuholník, čo znamená, že aj všetky uhly sú rovnaké.
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.따라서 이 삼각형은 정삼각형입니다 즉, 모든 각의 크기가 같고
Yani bu bir eşkenar üçgen, ki bu bütün açıların da birbirine eşit olduğu anlamına gelir.Така че той е равностранен триъгълник, което означава, че всичките му ъгли са равни.
Yani dizilimlerin kıvrım açılarını belirliyorsunuz.연속적인 각들로 말이지요--
Yani dizilimlerin kıvrım açılarını belirliyorsunuz.לתוך רצף זויות --
Yani dizilimlerin kıvrım açılarını belirliyorsunuz.إلى متسلسلة من الزوايا --
Yani dizilimlerin kıvrım açılarını belirliyorsunuz.マイナス120度 マイナス120度 0度 0度
Yani karşılıklı bütün açıları aynıdır.Alle deres ensliggende vinkler er altså de samme.
Yani karşılıklı bütün açıları aynıdır.이것으로 삼각형의 모든 대응각들의 각도가 같음을 볼 수 있습니다
Yani karşılıklı bütün açıları aynıdır.Takže všechny jejich úhly, které si odpovídají, jsou shodné.
Yani karşılıklı bütün açıları aynıdır.И всички ъгли в тях, съответните ъгли са равни.
Yani karşılıklı bütün açıları aynıdır.Отож, усі відповідні кути рівні.
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.Alle vinklerne er ens, og alle siderne er ens. .
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.그러니까 모든 각도가 같고 모든 변의 길이가 같아지는 것입니다
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.Logo faz sentido que todos os ângulos sejam iguais e que todos os lados tenham a mesma medida.
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.Quindi ha senso che tutti gli angoli sono uguali e che i lati hanno la stessa lunghezza/
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.Takže dává smysl, že jsou všechny úhly stejné a všechny strany stejně dlouhé.
Yani tüm açılarının aynı oluşu ve tüm kenarların da eşit olmasını gerektirir.Тъй че има логика всички ъгли да са равни и всички страни да са с равна дължина.
Yani yöndeş açıları elde etmiş oluruz ve bildiğimiz üzere yöndeş açılar birbirine eşittir.Sabemos que el ángulo correspondiente mide lo mismo.
Yani yöndeş açıları elde etmiş oluruz ve bildiğimiz üzere yöndeş açılar birbirine eşittir.같은 transversal 사이의 해당 각도 다른 병렬 라인입니다. 우리는 해당 각도 알으십시오
Yani yöndeş açıları elde etmiş oluruz ve bildiğimiz üzere yöndeş açılar birbirine eşittir.Знаем, че съответните ъгли са равни
Yani yöndeş açıları elde etmiş oluruz ve bildiğimiz üzere yöndeş açılar birbirine eşittir.زاوية متناظرة تقع بين نفس المستقيم القاطع و الخط الموازي الآخر. نحن نعلم ان الزاوية المناظرة
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Aku berbaring dan mencoba melepaskan lelah; aku mencari keringanan bagi hatiku yang gundah
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Cînd zic: ,Patul mă va uşura, culcuşul îmi va alina durerile,`
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Cuando digo: "Mi cama me consolará, mi lecho aliviará mis quejas"
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Gdym rzekł: Pocieszy mię łoże moje, i ulży mi narzekania mego pościel moja:
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Kadar si rečem: Postelja moja me potolaži, ležišče moje mi pomore trpeti žalovanje:
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Když myslím: Potěší mne lůže mé, poodejme naříkání mého postel má:
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Keď poviem: Moja posteľ ma poteší, moja loža pozdvihne v mojom náreku;
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Khi tôi nói : Giường tôi sẽ an_ủy tôi , Nệm tôi sẽ làm hoạn_nạn tôi nhẹ bớt ,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Khi tôi nói: Giường tôi sẽ an ủy tôi, Nệm tôi sẽ làm hoạn nạn tôi nhẹ bớt,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,혹시 내가 말하기를 내 자리가 나를 위로하고 내 침상이 내 수심을 풀리라 할 때에
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Kun ajattelen: leposijani lohduttaa minua, vuoteeni huojentaa minun tuskaani,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Mikor azt gondolom, megvigasztal engem az én nyoszolyám, megkönnyebbíti panaszolkodásomat az én ágyasházam:
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,När jag hoppas att min bädd skall trösta mig, att mitt läger skall lindra mitt bekymmer,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Når jeg sier: Min seng skal trøste mig, mitt leie skal hjelpe mig å bære min sorg,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Når jeg tænker, mit Leje skal lindre mig, Sengen lette mit Suk,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Quand je dis: Mon lit me soulagera, Ma couche calmera mes douleurs,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Quando digo: Confortar-me-á a minha cama, meu leito aliviará a minha queixa,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Quando io dico: «Il mio giaciglio mi darà sollievo, il mio letto allevierà la mia sofferenza»
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Wenn ich gedachte: Mein Bett soll mich trösten, mein Lager soll mir meinen Jammer erleichtern,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Οταν λεγω, Η κλινη μου θελει με παρηγορησει, η κοιτη μου θελει ελαφρωσει το παραπονον μου,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Когато си казвам: Леглото ми ще ме утеши, Постелката ми ще облекчи оплакването ми,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,Когда подумаю: утешит меня постель моя, унесет горесть мою ложе мое,
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,כי אמרתי תנחמני ערשי ישא בשיחי משכבי׃
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,ان قلت فراشي يعزيني مضجعي ينزع كربتي
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,若 說 、 我 的 床 必 安 慰 我 、 我 的 榻 必 解 釋 我 的 苦 情
Yatağım beni rahatlatır, Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,若說 、 我 的 床必 安慰 我 、 我 的 榻必 解 釋 我 的 苦情
Ya üçgenin iç açılarının toplamının 180 olduğu bilgisini ve bütünler açı bilgisini kullanarak gideriz.총 180도라는 것과 보조각들, 또는
Ya üçgenin iç açılarının toplamının 180 olduğu bilgisini ve bütünler açı bilgisini kullanarak gideriz.للمثلث وهي 180 درجة، ثم لدينا الزوايا المكملة هنا او يمكنك
Ya üçgenin iç açılarının toplamının 180 olduğu bilgisini ve bütünler açı bilgisini kullanarak gideriz.もしくは,ここにある補角を考えると,この角は離れた三角形の内角の和に等しいことがわかります。
Yobazlığın acılarından ve din tabanlı bir yetiştirmenin sosyal kısıtlamalarından korunmuştum.Am fost protejată de pacostea fanatismului și de restricțiile sociale ale unei creșteri religioase.
Yobazlığın acılarından ve din tabanlı bir yetiştirmenin sosyal kısıtlamalarından korunmuştum.Byla jsem chráněna před lidmi zaslepenými předsudky a společenskými omezeními nábožensky založené výchovy.