açıklayan ile cümle

açıklayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Standart Model, günümüz itibarıyla bilinen tüm temel parçacıkları açıklayan bir teoridir.Стандартна модель є теоретичною основою опису всіх відомих на сьогодні елементарних частинок.
Yine de grubun tarzını en iyi açıklayan söz yine Campbell'a aittir.Фільм визнаний найбільш близьким до розповіді Кемпбелла.
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.Видав багато книжок, в яких докладно описуються всі його подвиги.
Roger Wolcott Sperry X. laevisi, görme sisteminin gelişimini açıklayan ünlü deneylerinde kullanmıştır.Roger Wolcott Sperry použil drápatky vodní pro své slavné experimenty popisující vývoj zrakového systému.
Del Rey ile çalışmasını açıklayan Auerbach ise :"Beni her gün etkiledi.Auerbach později o spolupráci s Lanou řekl: "Udivuje mě každý den.
Ölümlerini açıklayan bildiri ölümlerinden bir ay sonra ilanda yayınlandı.Zpráva o jeho úmrtí byla zveřejněna více než po měsíci.
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.Sok hosszú leírás taglalja az Ő erejét.
Büyük Patlama teorisi evrenin evrimindeki ilk basamaklarını açıklayan en çok kabul göre teoridir.Az ősrobbanás-elmélet a legelfogadottabb tudományos elmélet a világegyetem keletkezésére.
Hastalık, ismini ilk kez 1860'larda bu durumu açıklayan Alman doktor Nikolaus Friedreich'ten almıştır.Nevét Nikolaus Friedreich német orvosról kapta, aki először írta le ezt a rendellenességet 1863-ban.
Matematik tarihçisi F. Woepcke, Al-Karaji yi “cebirsel hesapların teoerisini ilk açıklayan kişi olarak” övdü.F. Woepcke matematikatörténész szerint Karadzsi használt először algebrai jelölést a számításoknál.
Tsiolkovskiy, roketlerin boşlukta hareketini açıklayan Tsiolkovskiy denklemini de bulmuştur.A Ciolkovszkij-egyenlet az idealizált rakéta mozgását írja le.
1658 sufi terimini açıklayan bir sözlüktür.Benne 1618-ból származó címeres epitáfium található.
Buzulların kendine özgü mavimsi renginin nedeni gökyüzünün de mavi görünmesini açıklayan Rayleigh saçılımıdır.A Rayleigh-szórással magyarázható az ég kék színe is.
Vergi düzenini açıklayan en eski Osmanlı belgeleri on beşinci yüzyıldadır.Vanhimmat verokirjamerkinnät Ohtakarista ovat 1500-luvulta.
Ayrıntılı bir biçimde toplumsal sözleşme kuramını açıklayan ilk modern filozof Thomas Hobbes'tir.Thomas Hobbes oli ensimmäinen yhteiskuntateoreetikko, joka esitteli yhteiskuntasopimuksen periaatteen.
Yine de grubun tarzını en iyi açıklayan söz yine Campbell'a aittir.Trilogiansa kalleimmassa osassa on edelleen pääosassa Bruce Campbell.
Maddenin ışık hızına yakın bir hızda yayılan parlaklığını açıklayan bir işlemdir.Den er viktig for alt som beveger seg nær lysets hastighet.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.Imunologi adalah ilmu yang mempelajari struktur dan fungsi sistem imun.
Ay'ın oluşumunu açıklayan çeşitli varsayımlar önerilmiştir.Terdapat argumen-argumen lain yang mendukung kebenaran pendaratan di bulan.
Wheeler'ın çalışmaları durumu çokça açıklayan deneylerde gayet üretkendi.Percobaan Wheeler merupakan variasi dari percobaan celah ganda yang terkenal.
Diğer birçok ülkede, bu riskleri açıklayan bir onay formu gereklidir.Ở hầu hết các quốc gia khác, yêu cầu phải có giấy chấp thuận để giải thích những rủi ro này.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.Tối hôm ấy, nàng viết thư cho Onegin để bày tỏ nỗi lòng.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.Miễn dịch học là một ngành khoa học tìm hiểu thành phần và chức năng của hệ miễn dịch.
Vergi düzenini açıklayan en eski Osmanlı belgeleri on beşinci yüzyıldadır.税制に関する最古のオスマン帝国の文書は15世紀の物である。
Matematik tarihçisi F. Woepcke, Al-Karaji yi “cebirsel hesapların teoerisini ilk açıklayan kişi olarak” övdü.数学歴史家のF. Woepckeは、アル=カラジを「最初に代数的な微分積分学の理論を導入した者」として賞賛した。
Tycho Brahe gökyüzündeki gezegenlerin konumlarını açıklayan çok büyük miktarda matematiksel veri topladı.ティコ・ブラーエは、惑星の天空中における位置を記述する膨大な量の数値データを収集した。
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.本の真の力を発揮させた数少ない一人。
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.免疫学は免疫系の構造と機能を研究する科学である。
Diğer birçok ülkede, bu riskleri açıklayan bir onay formu gereklidir.他の国でも同様の危険度地図が作成されている。
Matematik tarihçisi F. Woepcke, Al-Karaji yi “cebirsel hesapların teoerisini ilk açıklayan kişi olarak” övdü.数学史学家 F.Woepcke,赞扬Al-Karaji是“引入代数微积分理论的第一人。
Hastalık, ismini ilk kez 1860'larda bu durumu açıklayan Alman doktor Nikolaus Friedreich'ten almıştır.这种疾病的名字来源于19世纪60年代描述病情的德国医生Nikolaus Friedreich。
Standart Model, günümüz itibarıyla bilinen tüm temel parçacıkları açıklayan bir teoridir.標準模型是描述所有已知基本粒子的理論框架。
Del Rey ile çalışmasını açıklayan Auerbach ise :"Beni her gün etkiledi.” 对于与Lana Del Rey合作,Dan Auerbach在后来说道:“她每天都给我留下了深刻的印象,有时候她会打我。
Buzulların kendine özgü mavimsi renginin nedeni gökyüzünün de mavi görünmesini açıklayan Rayleigh saçılımıdır.瑞利散射可以解釋天空為什麼是藍色的。
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.免疫学是一门研究免疫系统的结构与功能的学科。
O'nun gücünü detaylıca açıklayan birkaç uzunca kitap serimiz var.曾被赤羽描述過其衝刺具有破壞力。
Ayrıntılı bir biçimde toplumsal sözleşme kuramını açıklayan ilk modern filozof Thomas Hobbes'tir.명확하고 자세하게 사회 계약론에 대해 말한 최초의 근대 철학자는 바로 토머스 홉스다.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.타티야나의 편지 : 그날 밤, 침실에서 오네긴에게 열정적인 사랑의 편지를 쓰는 타티야나.
Sufi bilgeliğini kısa hikâyeler ve örneklerle açıklayan halk hikâyeleri özellikle popüler olmuştur.סיפוריי העם שלו, שהדגימו את החוכמה הסופית דרך משל ודוגמה, היו פופולריים במיוחד.
Teoriler olguları açıklayan ve yorumlayan düşünce yapılarıdır.Теориите са структури от идеи, които обясняват и интерпретират факти.
19 Ağustos 2011 tarihinde turnuvadan çekildiğini açıklayan Bahamalar, grup maçlarında yer almadı.Бахамските острови се отказват от турнира на 19 август 2011 и не са заместени.
Bu da belki de onun ideal bir sinyal molekülü olmasını açıklayan görüştür.По този начин той може да действа като естествено молекулярно сито.
Ölümlerini açıklayan bildiri ölümlerinden bir ay sonra ilanda yayınlandı.Около един век след смъртта му под негово име биват издавани по-ранни текстове.
Manon ayrılırken Des Grieux ona karşı duygularını açıklayan bir şarkı söylemeye başlar.Manon odchádza a Des Grieux spieva o svojich citoch k nej.
Bu yayın aydınlanmacı düşünceleri açıklayan bir yayındı.Publikovanie príbehu naňho upriamilo pozornosť Iluminátov.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.Imunologija je veda, ki preučuje sestavo in naloge imunskega sistema.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.Pärast balli kirjutab Onegin Tatjanale hulga armastuskirju, rääkides kirglikult oma armastusest.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Hanno creato un vocabolario per rappresentare il senso dello scopo,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Họ có vốn từ vựng để diễn tả mục đích,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.오키나와 사람들처럼 이분들에게는 목적이라고 번역한
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Społeczności te mają słownictwo związane z celem w życiu,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.Tienen vocabulario para expresar el sentido de sus vidas,
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Au cuvinte pentru simtamantul rostului, ikigai, precum cei din Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.De har gloser for det at føle et formål med livet, ikigai, som Okinawaerne.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.De har ord för känslan av mening, ikigai, hos Okinawerna.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Ils ont des mots qui les inspirent, ikigai, comme à Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Mají slovo vystihující smysl života, jako ikigai na Okinawě.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Mereka memiliki kata untuk tujuan hidup, ikigai, seperti orang Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Sie haben Worte für den Sinn Ihres Daseins, wie "Ikigai" auf Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Szavuk van az életcélra, az ikigaira, az okinawaiaknál.

İlgili Sayfalar