açıklama ile cümle
açıklama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Tom şok edici bir açıklama yaptı.Tom made a shocking statement.
İyi bir açıklama var.There is a good explanation.
Tom kendi sırrını açıklamadı.Tom didn't reveal his secret.
Bu açıklama uygun mu?Does that description fit?
Tom bir açıklama getiremedi.Tom didn't have an answer.
Açıklamam gerekiyor mu?Do I need to explain?
Açıklamaya çalışayım.Let me try to explain.
Onu sana açıklamaya çalışayım.Let me try to explain it to you.
Senin için bazı şeyleri açıklamak isterim.I'd like to explain some things for you.
Tom bunu hiç açıklamadı.Tom didn't explain it at all.
Hiç kimse Fadıl'ın orada ne yapıyor olduğunu açıklamadı.No one explained what Fadil was doing there.
Tom bir açıklama yapmadı.Tom didn't give an explanation.
Onu bana açıklaman gerekmiyor. Ben zaten anlıyorum.You don't need to explain it to me. I already understand it.
Fadil gerçeği açıklamayı seçti.Fadil chose to reveal the truth.
Tom kolay anlaşılır açıklamalar vermede iyidir.Tom is good at giving easy-to-understand explanations.
Sana kendimi açıklamak zorunda değilim.I don't have to explain myself to you.
Tom'a her şeyi açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain everything to Tom.
Tom polise ayrıntılı bir açıklama yaptı.Tom gave the police a detailed statement.
Bunu ona açıklamanın bir yolu yoktu.There wasn't a way to explain it to him.
Sana karşı oldukça dürüst olmak gerekirse, o açıklamaya katılmıyorum.To be quite honest with you, I disagree with that statement.
Leyla kendini açıklamayı reddetti.Layla refused to explain herself.
Çok az kişi o açıklama ile aynı fikirde değildir.Very few people would disagree with that statement.
O açıklamaya çok az insan katılacaktır.Very few people would agree with that statement.
Fransızcanın sorunu açıklamak için yeterince iyi olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think your French is good enough to explain the problem?
Onu bana neden açıklamadın?Why didn't you explain that to me?
Rehinelerin yerini açıklamayı reddettiler.They refused to disclose the location of the hostages.
Sami, medyaya çok kısa bir açıklama yaptı.Sami made a very brief statement to the media.
Daha önceki açıklamamın yanında duruyorum.I stand by my previous statement.
Daha önceki açıklamamı destekliyorum.I stand by my previous statement.
Bu fenomeni açıklamak için, her bilim adamı kendi teorisini tasarladı.To explain this phenomenon, each scientist devised his own theory.
Her bilim adamı, bu olguyu açıklamak için kendi teorisini ortaya attı.Each scientist came up with his own theory to explain this phenomenon.
Tom'un verdiği açıklama ilginçti.The explanation Tom gave was interesting.
Tom daha sonra yaptığı açıklamalar için özür diledi.Tom later apologized for his remarks.
Ben bunu hiç açıklamadım.I didn't explain it at all.
Tom hiçbir şeyi açıklamak zorunda değildi.Tom didn't have to explain anything.
Tom'un bunu Mary'ye açıklaması ne kadar sürdü?How long did it take Tom to explain that to Mary?
Tom nedenini açıklamazdı.Tom wouldn't explain why.
Bence Tom açıklamanı anlamadı.I think Tom didn't understand your explanation.
Tom her şeyi Mary'ye açıklamaya çalışıyor.Tom is trying to explain everything to Mary.
Tom her şeyi Mary'ye açıklamamı istedi.Tom wanted to explain everything to Mary.
Tom her şeyi Mary'ye açıklamalı.Tom needed to explain everything to Mary.
Tom, Mary'ye her şeyi açıklamak istiyor.Tom wants to explain everything to Mary.
Tom'un her şeyi Mary'ye açıklaması gerekiyor.Tom needs to explain everything to Mary.
Tom her şeyi Mary'ye açıklamaya karar verdi.Tom has to explain everything to Mary.
Mükemmel iyi bir açıklama var.There's a perfectly good explanation.
Sana açıklamam gereken bir şeyim var.I have something I need to explain to you.
Tom bunu bana açıklamak istemedi.Tom didn't want to explain it to me.
Tom hiçbir şeyi açıklamak istemedi.Tom didn't want to explain anything.
Tom'un bunu bana açıklamasına gerek yoktu.Tom didn't need to explain it to me.
Tom'un açıklaması kafa karıştırıcıydı.Tom's explanation was confusing.
Sana bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel I owe you an explanation.
Kendimi Tom'a bir açıklama borçlu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Tom'a bir açıklama borçlu olduğumu hissediyorum.I feel that I owe Tom an explanation.
Sami'nin hikayesi Leyla'nın açıklamasına uyuyor.Sami's story fit Layla's account.
Bunu tekrar açıklamamı ister misin?Do you want me to explain it again?
Sami, saldırganlarının kimliğini açıklamadı.Sami didn't reveal the identity of his assailants.
Sami paranın nerede olduğunu açıklamayı reddetti.Sami refused to reveal where the money was.
Sami paranın olduğu yeri açıklamayı reddetti.Sami refused to reveal where the money was.
Açıklamamın hangi bölümünü anlamadın?What part of my explanation didn't you understand?
Sami kimliğini açıklamadı.Sami didn't reveal his identity.