açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Açıkçası, ev ödevimi yapmadım.To tell the truth, I didn't do my homework.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
Onu açık çekin.Pull it open.
Kapı açık bırakıldı.The gate was left open.
Lütfen mümkün olduğunca açık konuşun.Please speak as clearly as you can.
O kadar sıcaktı ki pencere açık uyudum.It was so hot that I slept with the window open.
Kadının sezgisi açıkça değerli bir özelliktir.Woman's intuition is clearly a valuable trait.
Kanıt açıktır.The evidence is clear.
Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.There isn't time to explain in detail.
Yemeğin kokusu beni acıktırdı.The smell of food made me hungry.
Yemek pişirmenin kokusu beni acıktırıyor.The smell of cooking makes me hungry.
Yemek odası şimdi açık mı?Is the dining room open now?
Yiyecek yokluğu onları çok acıktırdı.Lack of food made them very hungry.
Ofisin saat kaçtan kaça kadar açık?From what time to what time is your office open?
Şirkette açıkça konuşmalısın.You must speak clearly in company.
Kütüphane sabah dokuzdan akşam sekize kadar açıktır.The library is open from 9 a.m. to 8 p.m.
Suyu açık bırakmayın.Don't leave the water running.
O, o kadar sarhoştu ki onun açıklaması mantıklı gelmedi.He was so drunk that his explanation did not make sense.
Hükümetin iç politikası açıklandı.The Government's domestic policy was announced.
Neyin doğru olduğuna inandığını açıkça söyleme cesaretine sahip olmalısın.You ought to have the courage to speak out what you believe to be right.
Açıkçası, ondan hoşlanmıyorum.Frankly speaking, I don't like her.
Öğrenciler açıkça konuşmaktan korkarlar.The students are afraid to speak out.
Elimden geldiği kadar onu sana açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to you to the best of my ability.
Bir yeşil ışık açık.A green light is on.
Lütfen bunu açıklayın.Please explain it.
Onu açıklamamı ister misin?Would you like me to explain it?
Açıklama için zaman yoktu.There was no time left for explanation.
Öğretmen bize şiirin anlamını açıkladı.The teacher explained to us the meaning of the poem.
Öğretmen bize kelimenin anlamını açıkladı.The teacher explained the meaning of the word to us.
Öğretmen açıklamamı dikkatle dinledi.The teacher listened attentively to my explanation.
Elimden geldiğince onu açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to the best of my ability.
Açıkça konuşmak gerekirse, o güvenilmez biri.Frankly speaking, he is untrustworthy.
Açıkçası, bir hata yaptın.Frankly speaking, you made a mistake.
Açıkçası, siz elinizden gelen gayreti göstermediniz.Frankly speaking, you haven't tried your best.
Pencereyi açık bırakma.Don't leave the window open.
Lütfen pencereleri açık bırak.Please keep the windows open.
Odayı penceresi açıkken terk etme.Don't leave the room with the window open.
Pencereler açık uyuma.Don't sleep with the windows open.
Pencereleri açık bırakmayın.Don't leave the windows open.
Çiçeklerin kokusu, otobüsün açık pencerelerinden içeri girdi.The smell of the flowers came in through the open windows of the bus.
Başkan yarın bir açıklama yapacak.The President is to make a statement tomorrow.
Biri kapıyı açık bırakmış olmalı.Someone must have left the door open.
Biri suyu açık bıraktı.Someone left the water running.
Biri suyu açık bırakmış olmalı.Someone must have left the water running.
Pencerenin açık bırakılmasından kim sorumlu?Who is responsible for leaving the window open?
Birisi pencereyi açık bırakmış olmalı.Someone must've left the window open.
Gecikmenizi açıklamanızı istiyoruz.We ask you to account for your delay.
Niçin geç kaldığını açıklayabilir misin?Can you explain why you were late?
Sabah kahvaltısı iskandinav usulü açık büfedir.Breakfast is a smorgasbord.
Uzun bir yürüyüşten sonra acıktım.I felt hungry after the long walk.
Bazı kelimeleri açıklamak zordur.Some words are hard to define.
Açık havada adayı buradan görebiliriz.In clear weather, we can see the island from here.
Hava açık olursa yürüyüşe gideriz.Were it clear, we would go on a hike.
Hava açık olursa, giderim.I will go, provided the weather is clear.
Hava tahmini göre, hava yarın açık olacak.According to the weather forecast, it will clear up tomorrow.
Bu dükkan sabah 9'dan akşam 6'ya kadar açık.This shop is open from 9am to 6pm.
Tokyo açık ara farkla Japonya'daki en büyük şehir.Tokyo is by far the largest city in Japan.
Şirket, vergi sonrası 200 milyon dolar kar açıkladı.The company announced a profit of $200 million after tax.
Şirket ilk çeyrekte 400 milyon dolar açık verdi.The company incurred a deficit of $400 million during the first quarter.
İlgili Sayfalar