açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Açıkçası dünya yuvarlak değil.Strictly speaking, the earth is not round.
Kapıyı açık bırakmayacak kadar dikkatliydi.She was careful not to leave the door unlocked.
Ön kapı açıktı.The front door was open.
Durumunuzu kısaca açıklayın.State your case briefly.
Torajiro bana âşık olduğunu açıkladı.Torajiro made it clear that he was in love with me.
Öğleden sonra havanın açık olacağını düşündüm.I thought it would clear up in the afternoon.
Durumu daha sonra size açıklayacağım.I will explain the situation to you later on.
Konuyu açıkladığın için teşekkür ederim.Thank you for setting the record straight.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.Please refrain from smoking in public places.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking in public places.
Halka açık yerleri temiz tutalım.Let's keep public places clean.
Ağzını kapalı, gözlerini ise açık tut.Keep your mouth shut and your eyes open.
O açık pencereden uçmak üzere olduklarını düşünüyordu.She thought they were about to fly out through the open window.
Son bölümü ayrıntılı olarak açıklar mısın?Will you explain the last part in detail?
Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.While I was reading in bed last night, I fell asleep with the light on.
Çocuklardan biri kapıyı açık bırakmış.One of the children left the door open.
Çocuklar çeşitli etkilere açıktırlar.Children are open to various influences.
Belediye başkanı yakında istifa kararını açıklayacak.The mayor will shortly announce his decision to resign.
O açık sözlü bir kişi.She's an outspoken person.
Onu ona açıklayacağım.I will explain it to her.
Biz hangi programın açık olduğuna bakmaksızın televizyon izlemeye eğilimliyiz.We are apt to watch television, irrespective of what program is on.
Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.Of us all, Tom was by far the best swimmer.
Lütfen bana kuralı açıklayın.Please explain the rule to me.
Amacımı açıklayabilir miyim?Do I make myself clear?
Yeni Alfa Romeo arabam açık kırmızıdır.My new Alfa Romeo convertible is light red.
Açıklamamı anlamazsan sorular sormaktan çekinme.Don't hesitate to ask questions if you don't understand my explanation.
Açıklamam senin için yeterli oldu mu?Are you satisfied with my explanation?
Açıklamamdan tatmin oldun mu?Are you satisfied with my explanation?
Açıklamam tuhaf görünebilir.My explanation may sound strange.
Açıklamam yeterli değildi.My explanation was not sufficient.
Ben sana hiçbir şeye dokunmaman için açık talimatlar vermiştim.I gave you explicit instructions not to touch anything.
Açıklamandan memnun değilim.I am not satisfied with your explanation.
Ben nedeni ayrıntılı olarak açıkladım.I explained the reason in detail.
Ben bu sistemi bilmiyorum ama sorumlu adam açıklayacak.I don't know this system, but the man in charge will explain.
Meseleyi ona açıkladım.I explained the matter to him.
Açıklamayı doğru olarak kabul ediyorum.I accept the statement as true.
Bu ikisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between those two.
Ben kapıyı açık tuttum.I held the door open.
Pencereyi bütün gece boyunca açık bıraktım.I left the window open all through the night.
Ben çatıyı açık maviye boyadım.I painted the roof light blue.
Nükleer testlere karşı açıklamaya hazırım.I am willing to go on record as opposing nuclear tests.
Bir trafik sıkışıklığı nedeniyle geç kaldığımı ev sahibine açıkladım.I explained to the host that I had been delayed by a traffic jam.
Fikrimi değiştirmeyeceğime açıklık getirmek istiyorum.I'd like to make it clear that I will not change my mind.
Dersi açıkça duymak için önde oturdum.I sat at the front in order to hear the lecture clearly.
Geçen gece televizyon açıkken uyumuşum.Last night I fell asleep with television on.
Fikrimi değiştirmediğimi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make it clear that I have not changed my mind.
Osaka'ya açık bir biletim var.I have an open ticket to Osaka.
Ona kuralı açıkladım.I explained the rule to him.
Ben onu ona açıkladım.I explained it to him.
Onun açıklaması ile ikna edildim.I was convinced by his explanation.
Oyunun kurallarını onlara açıkladım.I explained the rules of the game to them.
Ben açık renkleri severim.I like light colors.
Hikayeyi resimlerle açıkladık.We have illustrated the story with pictures.
Yoğun ısı nedeniyle açık havada oynayamadık.We couldn't play outdoors because of the intense heat.
Açık havada iyi zaman geçirdik.We had a good time in the open air.
Bizim açık havada bir partimiz vardı.We had a party in the open.
Gerçeği mümkün olduğunca açık şekilde açıkla.Explain the fact as clearly as possible.
Açıkçası, geçen yıl evlendik.To tell the truth, we got married last year.
Açıkçası, daha önceki kadar iyi değilim.To tell truth, I'm not so well as before.
Sana açık söylemek gerekirse, Amerika'yı sevmiyorum.To tell you the truth, I don't care for America.
İlgili Sayfalar