açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'a onu neden yapmak zorunda olduğumuzu açıkladım.I explained to Tom why we had to do that.
Tom, bizimle Boston'a gitmek istemediğini açıkça gösterdi.Tom made it clear that he didn't want to go to Boston with us.
Tom, buraya geldiğinde kapının zaten açık olduğunu söyledi.Tom said that the door was open already when he got here.
Tom, eve geldiğinde çok acıkacak.Tom is very likely going to be hungry when he gets home.
Tom kolay anlaşılır açıklamalar vermede iyidir.Tom is good at giving easy-to-understand explanations.
Tom, bunu yapmak istemediğini açıkça belirtti.Tom made it clear that he wasn't willing to do that.
Niyetlerinizi daima açık tutun.Always keep your intentions clean.
Tom bize neden onu yapmak istemediğini açıkladı.Tom explained to us why he didn't want to do that.
Tom onu yapmak istemediğini açıkça ortaya koydu.Tom made it plain that he didn't want to do that.
Tom onu yapmak istemediğini açıkça belirtti.Tom made it clear that he didn't want to do that.
Tom açık bir pencereden Mary'nin evine girdi.Tom got into Mary's house through an open window.
Genellikle ışıklar açıkken uyurum.I usually sleep with the lights on.
Tom ve Mary nişanlarını açıkladı.Tom and Mary have announced their engagement.
Tom onu neden yapamayacağını bize açıkladı.Tom explained to us why he couldn't do that.
Sami onu neden yapamadığını bize açıkladı.Sami explained to us why he couldn't do that.
Tom sınıfımızda açık ara en uzun boylu çocuktur.Tom is by far the tallest boy in our class.
Tom açık ara takımımızdaki en iyi oyuncu.Tom is by far the best player on our team.
Sana kendimi açıklamak zorunda değilim.I don't have to explain myself to you.
Tom kapının zaten açık olduğunu söyledi.Tom said that the door was open already.
Çok acıkmış gibi görünmüyorsun.You don't seem very hungry.
Açıkçası acı çekiyorsun.You're obviously in pain.
Sen açıkça üzgünsün.You're obviously upset.
Sen açıkça yorgunsun.You're obviously tired.
Sen açıkçası yalan söylüyorsun.You're obviously lying.
Sen açıkça mutsuzsun.You're clearly unhappy.
Tom çok açık sözlü bir kişi.Tom is a very outspoken person.
Bu cümle açık bir şekillde yanlış.This sentence is egregiously wrong.
Bu kelime açıkça Cermen kökenlidir.This word is clearly of Germanic origin.
Bu kelime açıkça Slav kökenlidir.This word is clearly of Slavic origin.
Tom, Mary'ye onun partisine neden gidemediğini açıkladı.Tom explained to Mary why he couldn't go to her party.
Tom, Mary'den ne ifade ettiğini açıklığa kavuşturmasını istedi.Tom asked Mary to clarify what she meant.
Tom'a her şeyi açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain everything to Tom.
Tom açıkça mesafesini koruyor.Tom is clearly keeping his distance.
Durumu Tom'a açıkladım.I explained the situation to Tom.
Yöntemi Tom'a açıkladım.I explained the procedure to Tom.
Herkes acıkmış gibi görünüyor.Everybody seems to be hungry.
Ben çok acıkmadım.I wasn't very hungry.
O açıklayacaktı.That would explain.
Bir hayran sayfası her zaman herkese açıktır.A fan page is always public.
Anne, en onurlu tavrıyla "Sorunun ne olduğunu açıklar mısın?" diye sordu."Will you explain what the trouble is?" asked Anne, in her most dignified manner.
Bence Tom eve geldiğinde acıkmış olacak.I think Tom is going to be hungry when he gets home.
O, mükemmel bir koca olduğunu açıklığa kavuşturuyor.He's making it clear that he's an ideal husband.
Ben çok açık sözlüyüm.I'm very outspoken.
Kızıl ardıçkuşlarının alıç için açık bir tercihi varRedwings have a clear preference for haws.
Tom onun açıkladığından daha fazlasını biliyor.Tom knows more than he's letting on.
Onun açıkladığından daha fazlasını bildiğine eminim.I'm sure she knows more than she's letting on.
Ben çok açık görüşlüyüm.I'm very open-minded.
Tom çok açık görüşlü.Tom is very open-minded.
Tom polise ayrıntılı bir açıklama yaptı.Tom gave the police a detailed statement.
Bunu ona açıklamanın bir yolu yoktu.There wasn't a way to explain it to him.
Tom, Mary'nin evine gittiğinde, ışıkların hâlâ açık olduğunu fark etti.When Tom drove by Mary's house, he noticed that the lights were still on.
Ticaret açıkları iyi mi yoksa kötü mü?Are trade deficits good or bad?
Tom kapıyı çalmadan açık daireye girdi.Tom entered the unlocked apartment without knocking.
Onu açıklayabileceğini sanmıyorum.I don't think you can explain that.
Sen çok açık fikirli olmak zorundasın.You have to have a very open mind.
Açık kaynaklı yazılım.It's open source software.
Açık kaynaklı yazılım değil.It's not open source software.
Tüm bu koşu beni acıktırdı.All this running has made me hungry.
Tüm bu egzersiz beni acıktırdı.All this exercising has made me hungry.
Kapı yarı açıktır.The door is half open.
İlgili Sayfalar