açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Pencereler neden açık?Why are the windows open?
Ben gerçekten bunu açıklayamam.I can't really explain it.
Açık söylemek gerekiyorsa, Tom'dan nefret ediyorum.I hate Tom, to tell you the truth.
Tom'un acıkacağından eminim.I'm pretty sure Tom will be hungry.
Önce Tom'un açıklamasını dinleyelim.Let's hear Tom's explanation first.
Tom neden orada olduğunu açıkladı.Tom explained why he was there.
Tom sorunu bana açıkladı.Tom explained the problem to me.
Bence bu açık.I think it's obvious.
Tom açıkça ne hakkında konuştuğumuzu anlamıyor.Tom clearly doesn't understand what we're talking about.
Bunun neden olduğunu açıklayamam.I can't explain why it happened.
Hafta sonlarında açık olan bir eczaneyi nerede bulabilirim?Where can I find a pharmacy that's open on the weekends?
Sanırım çok acıkmış olmalısın.I guess you must be very hungry.
Uzun zamandır ilk kez, yorgun hissediyorum ve açıkçası yorgunum.For the first time in a long while, I feel uninspired and quite frankly, I'm tired.
Tom Mary ile ilgili ne olduğu hakkında çok açık sözlü değildi.Tom wasn't very forthcoming about what happened with Mary.
Açıkçası, burada neler olduğunu bilmiyorum.Frankly, I have no idea what's going on here.
Açıkçası, burada neler olduğu konusunda bir fikrim yok.Frankly, I have no idea what's going on here.
Tom sorunu ayrıntılı olarak açıkladı.Tom explained the problem in detail.
Açıkçası çok hayal kırıklığına uğradım.I'm obviously very disappointed.
Mağazamız, Noel ve yılbaşı hariç her gün açıktır.Our store is open every day of the year except Christmas and New Year's.
Bunu Tom'a açıklamaya çalıştım.I've tried to explain it to Tom.
Bunu başka bir şekilde açıklayamam.I can't explain it any other way.
Tom'un bir parça insanlığının olmadığı açık.It's clear Tom doesn't have an ounce of humanity.
Burada açıkça izin verilmeyen her şey yasaktır.Here everything is forbidden that isn't expressly permitted.
Tom Mary'nin kapısını kısmen açık buldu.Tom found Mary's door partly open.
Tom ayrıntıları Mary'ye açıkladı.Tom explained the details to Mary.
Tom ve Mary açıkça aşıktı.Tom and Mary were clearly in love.
Benim başkası olduğumu düşündükleri açık.It's clear they thought I was somebody else.
Son derece açık tenim var ve hiç kahverengi değilim.I have extremely light skin and not at all brown.
Videodaki adamın ne yaptığını nasıl açıklardınız?How would you describe what the man in the video is doing?
Biraz acıkıyorum.I'm getting kind of hungry.
Tom açıkça delidir.Tom is clearly insane.
O açıkça çılgındır.She is clearly insane.
O açıkça delidir.He is clearly insane.
Tom durumu muhteşem şekilde açıkladı.Tom explained the situation superbly.
Bu noktada tüm seçenekleri açık tutuyoruz.We're keeping all options open at this point.
Evimin yanındaki kütüphane bütçe kesintileri yüzünden şimdi haftada yalnızca üç gün açık.The library near my house is now open only three days a week due to budget cutbacks.
Açıkçası, bu tür tartışmalar çok saçma.Obviously, such arguments are preposterous.
Fail, açık biçimde deliydi.The perpetrator was obviously insane.
Satın alma fiyatı açıklanmadı.The purchase price wasn't disclosed.
Tam yeri açıklanmadı.The exact location wasn't disclosed.
Sonunda açık tribün eklenecek.Eventually, bleachers will be added.
O işlemleri açıklayabilir misin?Could you describe those procedures?
Açıkçası bu ciddi bir hataydı.This was obviously a grave mistake.
Bu makale fazla açıklamıyor.This article doesn't explain much.
O muhtemelen yetersiz bir açıklamadır.That's probably an understatement.
O senin baş dönmeni açıklar.That would explain your dizziness.
Fiyatlandırma henüz açıklanmadı.Pricing hasn't yet been announced.
Açıkçası uyum zordu.Obviously the adjustment was hard.
Açıkçası ayarlamak zordu.Obviously the adjustment was hard.
Hatalar açık olarak yapıldı.Mistakes have obviously been made.
Açıkçası zorlu bir pazar.It's clearly a challenging market.
Açıkçası, görünüş çok aldatıcı olabilir.Clearly, looks can be very deceiving.
Açıkçası seni rahatsız ediyorum.Clearly, I make you uncomfortable.
O konuda çok açık olduk.We've been very clear about that.
Şu anda tam olarak açık değiliz.We're not exactly open right now.
Hiçbir açıklama sunulmadı.There was no explanation offered.
Cazibe yeterince açık.The attraction is obvious enough.
Düşük vergiler açıklara neden olmaz.Lower taxes don't cause deficits.
Açıkçası, bu iyi bir meydan okumadır.It's a good challenge, obviously.
Açıkçası sen Tom'un iyi bir arkadaşısın.You're obviously a good friend of Tom's.
İlgili Sayfalar