açık ile cümle
açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ekmek kamp ateşinin açık alevi üzerinde pişirilmekten yakılmıştı.The bread was scorched from being cooked on the open flame of the camp fire.
Bizim mağazamız açık değil.Our store isn't open.
Sen açıkça bana söylemek için can atıyorsun.You're obviously dying to tell me.
Sen açıkça bilmek için can atıyorsun.You're obviously dying to know.
Tom açıkça bilmek için can atıyordu.Tom was obviously dying to know.
Bunun için iyi bir açıklaman olsa iyi olur.You'd better have a good explanation for this.
O en mantıklı açıklama.It's the most logical explanation.
Bu olay bilim tarafından açıklanamıyor.This phenomenon cannot be explained by science.
Bir sözlük sözcükleri açıklar.A dictionary explains words.
Bütün bu yemek konuşması beni acıktırıyor.All this talk of food is making me hungry.
Bütün bu konuşma beni acıktırdı.All this talk has made me hungry.
Mary açıkça üzgündü.Mary was clearly upset.
Tom açıkça üzgündü.Tom was clearly upset.
Buzdolabının kapısı açık.The refrigerator door is open.
Açıkçası, Boston'da olmak isterdim.Obviously, I'd love to be in Boston.
Sergi zaten açık.The exhibition is already open.
O, bir pencereyi açık bırakmış.He left a window open.
Sadece bir dakika sus ve ne olduğunu açıklayacağım.Just shut up for a minute, and I'll explain what happened.
Açıkcası, fazla iyimserdim.Clearly, I was overly optimistic.
Tom kapıyı açık bırakmadı.Tom didn't leave the door open.
Işıkları açık bırakmamın bir sakıncası var mı senin için?Do you mind me leaving the lights on?
Tom'a durumu açıkla.Explain the situation to Tom.
iki olası açıklama var.There are two possible explanations.
Postane pazar günü açık mı?Is the post office open on Sunday?
Tüm ışıklar açıktı.All the lights were on.
Kapı zaten açıktı.The door was already open.
Keşke bir açıklamam olsa.I wish I had an explanation.
Tom'un ağzı açık kalmıştı.Tom was thunderstruck.
Tom'un ağzı bir karış açık kaldı.Tom was thunderstruck.
Kapıyı açık bıraktığımdan eminim.I'm sure I left the door open.
Bunu basit sözcüklerle açıkla.Explain it in simple words.
Sen arabanın farlarını açık bıraktın.You left the car headlights on.
O, yeni durumu bana açıkladı.She explained the new situation to me.
Tom açık biçimde yalan söyledi.Tom clearly lied.
Sen açıkça çok mutlu değilsin.You clearly aren't very happy.
Tom 2013'te açık kalp ameliyatı oldu.Tom had open-heart surgery in 2013.
Bu o kadar açık mı?Is it that obvious?
Süpermarket hâlâ açık mı?Is the supermarket still open?
Lütfen onu bir kez daha açıklar mısın?Could you please explain it once more?
Ben hala onu açıklayamam.I still can't explain that.
Sadece bir açıklama olabilir.There can be only one explanation.
Bunun için sadece bir açıklama olabilir.There can be only one explanation for it.
Onun için sadece bir açıklama olabilir.There can be only one explanation for that.
Hepimizin ağzı açık kaldı.We're all stunned.
Tom açık bir biçimde eşcinseldir.Tom is openly gay.
Tom pencerelerini açık bıraktı.Tom left his windows unlocked.
Şükran günü açık değiliz.We're not open on Thanksgiving.
Ben açıklamaya katılıyorum.I agree with the statement.
Senden bir açıklama istedim ama bana verdiğin tatmiş edici değildi.I asked you for an explanation, but the one you gave me is unsatisfactory.
Tom yapmamızı istemediği şeyi açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear what he didn't want us to do.
Biz açıkça çok hayal kırıklığına uğradık.We're obviously very disappointed.
Seni açıkça duyamıyorum.I can't hear you clearly.
Ben onu açıkladıktan sonra fikrini değiştireceksin.You'll change your mind after I explain it.
Açık olanı reddetmek aptalca.Denying the obvious is stupid.
Bu açıklayıcı ders için teşekkürler!Thank you for this revealing lecture!
Açık sınırların lehinde mi yoksa aleyhinde misin?Are you for or against open borders?
Tom acıkmış ve susamış.Tom is hungry and thirsty.
Önceki açıklamanızı açıklayabilir misiniz?Could you explain your previous statement?
Kuralları Tom'a açıkladım.I explained the rule to Tom.
Açıkçası, o istediği her şeyi para ile yapabilir.Obviously, he can do whatever he wants with his money.