açık ile cümle
açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu oldukça açık olmalı.It should be fairly obvious.
Bu alan halka açık değil.This area isn't open to the public.
Mükemmel açıklaman için sana teşekkür ederim.Thank you for your thorough explanation.
Ayrıntılı açıklaman için sana teşekkür ederim.Thank you for your detailed explanation.
Tom açıkça Mary ile ilgileniyordu. O tek kişi değildi.Tom was clearly interested in Mary. He was not the only one.
Mary açıkça Tom'la ilgileniyordu. O tek kişi değildi.Mary was clearly interested in Tom. She was not the only one.
Hiçbir mali ayrıntı açıklanmadı.No financial details were disclosed.
Hiçbir ayrıntı açıklanmadı.No details were made public.
O, polise her şeyi açıkladı.He explained everything to the police.
Tom açıkça onu almaz.Tom obviously doesn't get it.
Bu açık olmalı ama görünüşe göre değil.This should be obvious, but apparently it's not.
Tom herhangi bir açıklama sağlamadı.Tom didn't provide any explanation.
Onu ayrıntılarıyla açıklayabilir misin?Can you expand on that?
O pencere açıkken yattı.She slept with the window open.
Bilim adamları yerçekimi dalgalarını keşfettiklerini açıkladı.Scientists have announced that they have discovered gravitational waves.
Gerçekten nedenini açıklayamam.I really can't explain why.
Şimdi onu size açıklayacağım.I'll explain it to you now.
Onu açıkladığın için teşekkürler.Thanks for explaining that.
Birçok olası açıklama var.There are many possible explanations.
Birkaç olası açıklama var.There are several possible explanations.
Belki o daha fazla açıklama gerektirir.Perhaps that requires further explanation.
Uzmanlar üç olası açıklama teklif etti.Experts have offered three possible explanations.
Tartışmayı kaybettiğini açıkça ispatladım.I have clearly demonstrated that you've lost the argument.
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça ifade etti.The government clearly stated its intention to lower taxes.
Ben acıkacağım.I'll get hungry.
Tom ayrıntılı olarak açıkladı ama benim bir fikrim yoktu.Tom explained in detail but I don't understand it.
Neden şeyleri çok iyi açıklayabiliyorsun?Why are you able to explain things so well?
Sen neden şeyleri açıklamada çok iyisin?Why are you so good at explaining things?
Tom bunu detaylı olarak açıkladı ama ben hala onu anlamıyorum.Tom explained it in detail, but I still don't understand it.
Tom bunu ayrıntılı olarak açıkladı ama ben hala onu anlamıyorum.Tom explained it in detail, but I still don't get it.
Ben açık ve dürüsttüm.I was open and honest.
Bunun acıklı olduğunu düşündüm.I thought it was pathetic.
Onu sana ayrıntılı olarak açıklamak için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to explain that to you in detail.
Açıkçası bu bir dolandırıcılık.Clearly, it's a fraud.
Havaalanına nasıl gidebileceğimi bana açıklayabilir misin?Can you explain to me how I can get to the airport?
Sanırım o oldukça açık.I think that's pretty obvious.
Pasaport açıkça sahte.The passport is clearly fake.
Açıkçası, ben biraz şaşkına döndüm.Obviously, I was a little shocked.
Açık olmayan Fransızca değildir.What is not clear is not French.
Gün gibi açık.It's as plain as day.
Açıklama gereksiz.It speaks for itself.
Sesi açıkça duyamadım.I was not able to hear the sound clearly.
Sana söz veriyorum, daha sonra her şeyi açıklayacağım.I promise you, I will explain everything afterwards.
Ben uyurken her zaman pencereyi açık bırakırım.I always leave the window open while I sleep.
Bu açıkça adil değil.This is patently unfair.
Onun onu öpmek istediği açıktı.It was obvious that she wanted to kiss him.
Onun beni öpmek istediği açıktı.It was obvious that she wanted to kiss me.
Tom dışlanmış insanları halka açık yerlerin dışında tutmak istiyor.Tom wants to keep marginalized people out of public places.
Bu biraz açık değil mi?Isn't this kind of obvious?
Henüz iş için açık değiliz.We're not open for business yet.
O açıkça hatalı.He is plainly wrong.
Onun matematik için açıklanamaz bir yeteneği var.He has an inexplicable talent for mathematics.
Tom'un ışıkları hala açık.Tom's lights are still on.
Banyo penceresi açık.The bathroom window is open.
Nedeni oldukça açık.The reason is pretty obvious.
Bu açıkça uygundur.It's clearly suitable.
Kapı açık bırakılmıştı.The door had been left open.
O bir şeyi açıklamak istiyor.He wants to make something clear.
Birkaç açıklama ekleyeceğim.I will add a couple of explanations.
Tom gözlerini açık tuttu.Tom kept his eyes open.