açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Lütfen açıklamama izin ver.Please let me explain.
Tom polise yanlış açıklama yaptı.Tom made a false statement to the police.
Tom'un beni sevdiği çok açık.It's very obvious that Tom likes me.
Lütfen burada ne olduğunu açıkla.Please explain what's happening here.
Onu bir kez daha açıklayacağım.I'm going to explain it once more.
Tom'un çok iyi Fransızca anlamadığı çok açık.It's very obvious that Tom doesn't understand French very well.
Kapının neden açık olduğunu bilmiyorum.I don't know why the door was open.
Açıklaması biraz zor.It's a little difficult to explain.
Lütfen ışığı açık bırak.Please leave the light on.
Tom açık pencereden dışarı baktı.Tom looked out the open window.
Ben şu anda onu açıklamak için zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have time to explain it right now.
Tom bugün bankaların açık olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think banks are open today.
İngilizcem, sıkıntılarımı açıklamaya yetecek kadar iyi değil.My English is not good enough to explain my trouble.
Fransızcanın sorunu açıklamak için yeterince iyi olduğunu düşünüyor musun?Do you think your French is good enough to explain the problem?
Bu açıklama şaşırtıcı gibi geliyor.This explanation sounds confusing.
Açık gecelerde Samanyolu'nu görürüz.On clear nights we see the Milky Way.
Çok acıklı bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a very sad situation.
Hayatım açık bir kitap.My life's an open book.
Kulaklarınızı açık tutun.Keep your ears open.
Açıklaması kolay.It's easy to explain.
Durumun aciliyetini ve bu şekilde sürdürülemeyeceğini çok açıkça görüyorlar.They see very clearly that this is an emergency and that this cannot go on for long.
Tom paranın nereye gittiğini açıklamak için ne yapacağını şaşırmış.Tom was at a loss to explain where the money had gone.
Tom'un çok açık bir teni var ve güneşte kolayca yanar.Tom has a very fair complexion and burns easily in the sun.
Açıkçası, o suçlu.Clearly, he's guilty.
Onun yüzü açıkça minnettarlık gösteriyor.His face clearly shows gratitude.
Tom'un kapısı kısmen açıktı.Tom's door was partially open.
Kapı kısmen açıktı.The door was partially open.
Anlamadığım matematiksel bir kavram var. Onu bana açıklar mısın?There's a mathematical concept that I don't understand. Could you explain it to me?
Tom, pencere açık uykuya daldı.Tom fell asleep with the window open.
Tom lamba açık uykuya daldı.Tom fell asleep with the light on.
Senin açıklaman benim için çok soyut.Your explanation is too abstract for me.
Onlar kumaşı açık kırmızıya boyadı.They dyed the fabric light red.
Onun sürüşü acıklıydı.His driving was pathetic.
Bu acıklı bir mazeret.That's a pathetic excuse.
Kapım her zaman açık. İstediğin zaman ziyaret etmeye çekinme.My door is always open. Feel free to visit when you want.
Bu ikna edici bir açıklama.That's a convincing explanation.
İkisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between the two.
Tom ön kapıyı açık bıraktı.Tom left the front door open.
Açık hava konseri yağmur yüzünden iptal oldu.The open-air concert was cancelled because of the rain.
Benim açıklamam çok basitti ve yeterince makuldü. Birçok yanlış teorilerin olduğu gibi.Very simple was my explanation, and plausible enough—as most wrong theories are!
Açık bir sonuçtu ama kesinlikle yanlıştı.It was an obvious conclusion, but it was absolutely wrong.
O, olanlar için gerçek açıklamadır.That's the true account of what happened.
Tom açıkça mahcuptu.Tom was evidently embarrassed.
Açık bir zihin sahibi olmaya çalış.Try to have an open mind.
Tom açıkça aklını kaybetmiş.Tom is clearly out of his mind.
Tom'un açıkça başka seçeneği yoktur.Tom clearly has no choice.
Tom'un açıkça saklayacak bir şeyi var.Tom clearly has something to hide.
Benimle tamamen açık olabilirsiniz.You can be completely open with me.
Tom'un sahnede öldüğü açıklandı.Tom was pronounced dead on the scene.
O, tartışmaya açık.That's open to debate.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış ve umutsuz.Tom is clearly frustrated and desperate.
Kendim açıklamak zorunda değilim.I don't have to explain myself.
Tom açıkça bir şey tarafından rahatsız edildi.Tom is clearly troubled by something.
Tom açık bir kitaptır.Tom is an open book.
Tom açıkçası bir aptal.Tom is obviously a jerk.
Tom'un açıkça bir sorunu var.Tom clearly has a problem.
Senin Tom'la konuşmadığın açık.It's clear that you didn't speak with Tom.
Açıkça sen Tom'a kızgınsın.Clearly, you're angry with Tom.
Onu Tom'a açıklamaya çalışın.Try explaining that to Tom.
Bu açıkça Tom için zor bir karardı.This was clearly a difficult decision for Tom.
İlgili Sayfalar