açık konuşmak ile cümle
açık konuşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.55
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Açık konuşmak gerekirse, bu bir hata.This is, strictly speaking, a mistake.
Açık konuşmak gerekirse, sen hatalısın.Strictly speaking, you are wrong.
Açık konuşmak gerekirse teori doğru değil.Strictly speaking, the theory is not correct.
Açık konuşmak gerekirse, domates bir meyvedir.Strictly speaking, a tomato is a fruit.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Açık konuşmak gerekirse, bu doğru.Strictly speaking, that's true.
Açık konuşmak gerekirse bu sözcüğün ne anlama geldiğini bilmiyorum bile.Frankly speaking, I don't even know what that word means.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.On our shelves at home, we have a box set of the DVD series "24," season six to be precise.
Açık konuşmak gerekirse, ben de olsam aynısını yapardım!Offen gesagt, wäre ich es, dann würde ich das Gleiche tun!
Daha açık konuşmak gerekirse, bunun için hepimizi öldürmen gerekiyor.Je crois comprendre que vous allez tous nous tuer.
Açık konuşmak gerekirse, o hatalı.Francamente hablando, está equivocado.
Açık konuşmak gerekirse teori doğru değil.Откровенно говоря, теория не верна.
Daha açık konuşmak gerekirse, bunun için hepimizi öldürmen gerekiyor.Ради этого, мне казалось, я должна пожертвовать всем.
Daha açık konuşmak gerekirse, bunun için hepimizi öldürmen gerekiyor.Ezzel leginkább arra céloz, hogy mindenkit fel akar robbantani.
Daha açık konuşmak gerekirse, bunun için hepimizi öldürmen gerekiyor.Знам, че ще убиете всички ни.
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse."24시" 시리즈 DVD 박스 세트가 있습니다. 정확히 말하면 시즌 6이죠.
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Chúng tôi có những hộp DVD bộ phim "24" phần 6 cho chính xác.
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.DVD se seriálem "24 hodin" -- řadu šest, abych byla přesná.
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.אבל אינכם מסוגלים להיפטר מהם? איני יכולה לראות את כל הידיים,
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.نحن لدينا مجموعة من حلقات مسلسل "24" -- الموسم السادس على وجه الدقة.
"24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.正確にはシーズン6です 3年くらい前にクリスマスプレゼントでもらったのだと思います
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.En las repisas en casa, tenemos una caja de DVD de la serie "24";
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Hemma på en hylla har vi en DVD-box med serien "24", säsong sex för att vara exakt.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.In unserem Regal zu Hause haben wir eine Sammelbox der Serie "24" auf DVD --
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Na našej poličke doma máme DVD set seriálu "24" -- sériu 6, aby som bola presná.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Na półkach w moim domu mamy zestaw DVD z serialem "24 godziny" -- dokładnie sezon szósty.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Nas nossas prateleiras de casa, temos um conjunto de DVDs da série "24" temporada seis, para ser precisa.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Op onze boekenplank thuis, hebben we een DVD box set van de serie "24" -- seizoen zes om precies te zijn.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Otthon a polcunkun megvan a "24" sorozat DVD-n, pontosabban a hatodik évad.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Sui miei scaffali di casa ho il box della serie 24 in dvd serie 6, per la precisione.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Sur nos étagères à la maison, on a un coffret DVD de la série "24 Heures Chrono" -- saison 6 pour être exacte.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.Στο δικό μας ράφι στο σπίτι, έχουμε ένα κύκλο της σειράς "24" - τον κύκλο έξι για την ακρίβεια.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.На етажарката ни в къщи имаме кутия с DVD, в която сериите на сериала "24" - шестия сезон, за да бъда точна.
Bizim evde, raflarda "24" dizisinin DVD'leri var -- sezon 6'nın açık konuşmak gerekirse.У нас дома на полке стоит коробочная DVD-версия сериала "24", шестой сезон, если быть точным.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.사실, 저는 로스쿨을 상위 90% 의 성적으로 졸업했지요.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.De hecho, me gradué dentro del grupo de mi escuela que logró el 90 por ciento más alto posible.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.En fait, j'ai obtenu mon diplôme parmi ceux de la classe qui font des autres 90%... les meilleurs.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Ik studeerde af in het deel van mijn rechtenklas dat de top 90 procent mogelijk maakte.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Itse asiassa valmistuin siinä luokkani osassa, joka teki parhaat 90 prosenttia mahdolliseksi.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Na verdade, acabei o curso no grupo que permitiu a existência dos 90% melhores alunos.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Tatsächlich schloss ich gemeinsam mit dem Teil meiner Klasse ab, der die Top 90 Prozent -- ermöglicht hatte.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Ukończyłem w tej części rocznika, która umożliwiła zaistnienie najlepszym 90% absolwentów.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Valójában, az osztályom azon részében végeztem, akik az elvárt szintet 90%-osan érték el.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Ve skutečnosti jsem dostudoval jako jeden z těch studentů, díky kterým mohli ostatní patřit mezi vrchních 90%.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.V skutočnosti som doštudoval ako jeden z tých študentov, vďaka ktorým ostatní mohli patriť medzi vrchných 90%.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Για την ακρίβεια, αποφοίτησα στη χρονιά μου με σειρά από αυτές που βοηθούν να οριστεί το άνω 90 τοις εκατό.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Всъщност, завърших в онази част на курса си по право, която правеше възможни горните 90 процента.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Серед випускників мого року я закінчив з результатом, який набрали лише найкращі 90% студентів.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.Среди выпускников моего года я закончил с результатом, который набрали лишь лучшие 90% студентов.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.למעשה, אני הייתי שייך לחלק של הכיתה שאיפשר את קיומם של 90 האחוז המובילים.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.في الواقع، تخرجت مع الجزء من صفي في كلية المحاماة الذي جعل التسعين بالمائة فوقه ممكنة.
Daha açık konuşmak gerekirse, mezun olduğum not aralığı benim üzerimdeki %90'lık aralığı mümkün kılmıştı.卒業しました (笑)