şule ile cümle

şule kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Salamon eledele naponként [ez] vala: harmincz véka zsemlyeliszt és hatvan véka közönséges liszt;
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Salomos daglige Bebov af Levnedsmidler var tredive Kor fint Hvedemel og tresindstyve Kor almindeligt Mel,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Vycházelo pak ku potravě Šalomounovi na každý den třidceti měr běli, a šedesáte měr mouky obecné,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Η δε τροφη του Σολομωντος δια μιαν ημεραν ητο τριακοντα κοροι σεμιδαλεως και εξηκοντα κοροι αλευρου,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;А продоволствието за Соломона за един ден бе тридесет кора чисто брашно и шестдесет кора друго брашно,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;ויהי לחם שלמה ליום אחד שלשים כר סלת וששים כר קמח׃
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;وكان طعام سليمان لليوم الواحد ثلاثين كر سميذ وستين كرّ دقيق.
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;所 羅 門 每 日 所 用 的 食 物 、 細 麵 三 十 歌 珥 、 粗 麵 六 十 歌 珥
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;所羅門 每 日 所 用 的 食物 、 細麵 三十 歌珥 、 粗 麵 六十 歌珥
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.5:6 Und Salomo hatte vierzigtausend Wagenpferde und zwölftausend Reisige.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.A Šalamún mal štyridsať tisíc jasieľ pre kone ku svojim vozom a dvanásť tisíc jazdcov.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.És Salamonnak volt negyvenezer szekérbe való lova az istállókban, és tizenkétezer lovagja.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.In Salomon je imel štirideset tisoč jasli za vprežne konje in dvanajst tisoč konj za ježo.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Ja Salomolla oli neljäkymmentä tuhatta hevosvaljakkoa vaunujaan varten ja kaksitoista tuhatta ratsuhevosta.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.솔로몬의 병거의 말의 외양간이 사만이요 마병이 일만 이천이며
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Měl také Šalomoun čtyřidceti tisíc koní na stání k vozům svým, a dvanácte tisíc jízdných.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Och Salomo hade fyrtio tusen spann vagnshästar och tolv tusen ridhästar.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Og Salomo havde 40.000 Spand Heste til sit Vognhold og 12.000 Ryttere.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomão tinha também quarenta mil manjedouras para os cavalos dos seus carros, e doze mil cavaleiros.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomo bezat 40.000 tuigpaarden en had 12.000 wagenmenners in dienst.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomo hadde firti tusen stallrum for sine vognhester og tolv tusen hestfolk.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomo mempunyai 12.000 tentara berkuda dan 40.000 kandang untuk kuda-kuda yang menarik kereta-keretanya
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomon avait quarante mille crèches pour les chevaux destinés à ses chars, et douze mille cavaliers.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Sa-lô-môn có bốn vạn tàu để ngựa gác xe , và một vạn hai ngàn lính kỵ .
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Sa-lô-môn có bốn vạn tàu để ngựa gác xe, và một vạn hai ngàn lính kỵ.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Salomón tenía 4.000 establos para los caballos de sus carros, y 12.000 jinetes
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Solomon avea patruzeci de mii de iesle pentru caii de la carăle lui, şi douăsprezece mii de călăreţi.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.Και ειχεν ο Σολομων τεσσαρακοντα χιλιαδας σταυλους ιππων δια τας αμαξας αυτου και δωδεκα χιλιαδας ιππεις.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.И было у Соломона сорок тысяч стойл для коней колесничных и двенадцать тысяч для конницы.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.И Соломон имаше обори за четиридесет хиляди коне за колесници.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.ויהי לשלמה ארבעים אלף ארות סוסים למרכבו ושנים עשר אלף פרשים׃
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.وكان لسليمان اربعون الف مذود لخيل مركباته واثنا عشر الف فارس.
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.所 羅 門 有 套 車 的 馬 四 萬 、 還 有 馬 兵 一 萬 二 千
Süleymanın savaş arabalarının atları için kırk bin ahırı ve on iki bin atlısı vardı.所羅門 有 套車 的 馬四萬 、 還有馬兵 一 萬 二千
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.De werktroepen werden geleid door 550 Israëlitische mannen.
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.솔로몬에게 역사를 감독하는 두목 오백 오십인이 있어 역사하는 백성을 다스렸더라
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.Överfogdarna över Salomos arbeten voro fem hundra femtio; dessa hade befälet över folket som utförde arbetet.
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.Salomos arbeidsformenn var fem hundre og femti i tallet; de rådet over de folk som utførte arbeidet.
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.Tallet på Overfogederne, der ledede Arbejdet for Salomo, var 550; de havde Tilsyn med Folkene, der arbejdede.
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.אלה שרי הנצבים אשר על המלאכה לשלמה חמשים וחמש מאות הרדים בעם העשים במלאכה׃
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.هؤلاء رؤساء الموكلين على اعمال سليمان خمس مئة وخمسون الذين كانوا يتسلطون على الشعب العاملين العمل
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.所 羅 門 有 五 百 五 十 督 工 的 、 監 管 工 人
Süleymanın yapılan işlerin başında duran ve çalışanları denetleyen beş yüz elli görevlisi vardı.所羅門 有 五百五十 督工 的 、 監管 工人
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak nadělal Šalomoun všech těch nádob velmi mnoho, tak že váhy té mědi vyhledáváno nebylo.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak narobil Šalamún všetkých tých nádob veliké množstvo, lebo sa nevyhľadávala váha medi.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.A tak nasprawiał Salomon naczynia tego wszystkiego bardzo wiele, tak iż wagi miedzi nie dochodzono.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Barang-barang itu begitu banyak, sehingga tak seorang pun yang tahu berapa kilogram perunggu yang dipakai
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.In Salomon je napravil vseh posod veliko množino; kajti teže bronovini niso mogli dognati.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Ja Salomo teetti kaikkia näitä kaluja ylen paljon, sillä vasken painoa ei määrätty.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.이와 같이 솔로몬이 이 모든 기구를 심히 많이 만들었으므로 그 놋 중수를 능히 측량할 수 없었더라
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Mindezen eszközöket Salamon nagy mennyiségben csináltatá, mert nem tekinték a réznek súlyát.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Och Salomo lät göra en så stor myckenhet av alla dessa föremål, att kopparens vikt icke kunde utrönas.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomão fez todos estes vasos em grande abundância, de sorte que o peso do bronze não se podia averiguar.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo gjorde alle disse saker i stor mengde; for kobberets vekt blev ikke undersøkt.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomo lod alle disse Ting lave i stor Mængde, thi Kobberet blev ikke vejet.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomone fece tutti questi oggetti in grande quantità da non potersi calcolare il peso del bronzo
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomon fit tous ces ustensiles en si grande quantité que l`on ne vérifia pas le poids de l`airain.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Salomón hizo todos estos utensilios en tal cantidad que el peso del bronce no pudo ser determinado
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Solomon a făcut toate aceste unelte în număr atît de mare, încît nu s'a putut cerceta greutatea aramei.
Süleymanın yaptırdığı eşyalar o kadar çoktu ki, kullanılan tuncun hesabı tutulmadı.Und Salomo machte aller dieser Gefäße sehr viel, daß des Erzes Gewicht nicht zu erforschen war.

İlgili Sayfalar