Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Gök gürültüsünü duydum, fakat şimşeği görmedim.I heard the thunder, but did not see the lightning.
Şimşeğin nerede çakacağını hiç kimse önceden bildiremez.No one can predict where lightning will strike.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .It's what's produces thunder and lightning and hail.
Şimşeği elleriyle tutar, Hedefine vurmasını buyurur.He covers his hands with the lightning, and commands it to strike the mark.
Şimşeğini göğün altındaki her yere, Yeryüzünün dört bucağına salar.He sends it forth under the whole sky, and his lightning to the ends of the earth.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Yes, he loads the thick cloud with moisture. He spreads abroad the cloud of his lightning.
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Do you know how God controls them, and causes the lightning of his cloud to shine?
Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.His lightning could snatch away their eyes.
Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!His lightning could snatch away their eyes.
Şimşeğinin parıltısıysa neredeyse gözleri alacak.His lightning could snatch away their eyes.
Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.His lightning could snatch away their eyes.
Size şimşeği göstererek, hem korku hem ümit verir, yağmur yüklü ağır bulutlar oluşturur.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
O, size korku ve umut olarak şimşeği gösteren ve ağır bulutları oluşturandır.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
O'dur ki size, korku ve umud içinde şimşeği gösterir.It is He who shows you the lightening, causing fear and hope.
Size, hem korku hem ümit olsun diye şimşeği gösteren O'dur.It is He who shows you the lightening, causing fear and hope.
Penrose, evine bir şimşeğin düşmesine izin verme "ihmalinden" Tanrı'yı sorumlu tuttu.Penrose blamed God for his "negligence" in allowing a lightning bolt to strike her house.
Tam o sırada kapının üzerinde kırmızı bir şimşeğin çaktığını görür.Für gewöhnlich befindet sich über dem Eingang ein rotes Licht.
Tam o sırada kapının üzerinde kırmızı bir şimşeğin çaktığını görür.De un momento a otro vislumbraron un rayo de luz en el horizonte.
Şimşeğin hareketi rastgele bir harekettir ne zaman nasıl oluşacağı bilinemez.Algunas secuelas de acción no saben cuándo decir cuando.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.La luce del fulmine precede il rumore del tuono.
Percy daha sonradan Zeus'un ilk şimşeğini çalmakla suçlandığını öğrenir.Пърси е обвинен в кражбата на мълнията на Зевс.
Tam o sırada kapının üzerinde kırmızı bir şimşeğin çaktığını görür.Zvečer je zagledal svetilko, ki se je prižgala na hiši.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Áno, vlahou obťažuje hustý oblak; naďaleko rozháňa oblak svojho svetla,
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.A tentýž sem i tam obrací se moudrostí jeho, aby činil, což by mu koli přikázal na tváři okršlku zemského.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Carica di umidità le nuvole e le nubi ne diffondono le folgori
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Die Wolken beschwert er mit Wasser, und durch das Gewölk bricht sein Licht.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Él también recarga las nubes de humedad, y la nube dispersa sus relámpagos
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Hän myös kuormittaa pilvet kosteudella ja hajottaa välähtelevät ukkosvaarunsa.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Hij laadt de wolken met waterdamp en uit diezelfde wolken komt Zijn bliksem.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Il charge de vapeurs les nuages, Il les disperse étincelants;
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Încarcă norii cu aburi, şi -i risipeşte schinteietori;
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.그가 습기로 빽빽한 구름 위에 실으시고 번개 빛의 구름을 널리 펴신즉
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Med væte fyller han skyen, og han spreder sine lynskyer,
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Mega dimuati-Nya dengan air, dan awan bercahaya diterangi petir
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Ngài chứa nước trong mây , Và giăng ra các mây chớp_nhoáng của Ngài ;
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Ngài chứa nước trong mây, Và giăng ra các mây chớp nhoáng của Ngài;
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Så fylder han Skyen med Væde, Skylaget spreder hans Lys;
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Skyarna lastar han ock med väta och sprider omkring sina ljungeldsmoln.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Także dla pokropienia ziemi obciąża obłok, i rozpędza chmurę światłem swojem.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Também de umidade carrega as grossas nuvens; as nuvens espalham relâmpagos.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Z množino mokrote obtežuje oblake, daleč razprostira oblake strelonosne.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Παλιν η γαληνη διασκεδαζει την νεφελην το φως αυτου διασκορπιζει τα νεφη
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Также влагою Он наполняет тучи, и облака сыплют свет Его,
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Тоже гъстия облак Той натоварва с влага, Простира на широко светкавичния Си облак,
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.אף ברי יטריח עב יפיץ ענן אורו׃
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.ايضا بريّ يطرح الغيم. يبدد سحاب نوره.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.他 使 密 雲 盛 滿 水 氣 . 布 散 電 光 之 雲
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.他 使 密雲 盛滿 水氣.布散電光 之 雲
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .C'est celui qui provoque le tonnerre, les éclairs et la grêle.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Det ger upphov till åska, blixtar och hagel.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .E cel ce produce tunete şi fulgere şi grindină.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Es la que produce truenos, rayos y granizo.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Ez az, amelyik felelős a viharokért, villámlásért és jégesőért.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Ini adalah awan yang menghasilkan guruh, petir, dan hujan es.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .In ihr entstehen Blitz und Donner und Hagel.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .적란운은 천둥과 번개, 우박을 만들죠.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Là loại mây tạo ra sấm, sét và mưa đá.
Gök gürültüsünü, şimşeği ve doluyu üreten şey bu buluttur .Quella che causa tuoni e fulmini e grandine.