şikâyet ile cümle
şikâyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şikayet etme yerine, belki Tom sadece bunu doğru olarak yapmamıza yardım etmeli.Вместо да се оплаква, може би Том трябва просто да ни помогне да го оправим.
Shane şikayetçi olmak istemez.Cameron pokušava opovrgnuti.
İşçilerine zarar verilmesi Schindler'in şikayetlere ve hükümetten tazminat taleplerine yol açmıştır.Kada bi Nijemci ozlijedili njegove radnike, Schindler bi odmah ulagao prigovore vladi.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.On priznaje ovisnost, no govori kako ona ne predstavlja problem jer mu ne remeti posao.
Çırak, önceleri şikayet etmeye yanaşmasa da ısrar üzerine polise durumu anlattı.To je kao da prvi put ustajete i snažno zahtijevate nešto i to je ono što je iznenadilo policiju.
Numara 13: Çok sakardır, Numara 1'in lider olmasından şikâyetçidir.Veľmi zaujímavá je 1. otázka 3. časti o tom kto je právomocným sudcom čarodejníc.
1118-1131) şikayet edildi.(1184 – 1153 pred Kr.).
Şikâyetler ciddi bir incelemeden sonra onaylanmaktadır.Dokument bol po podrobnej analýze vyhlásený za autentický.
Vergi yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve şikayetleri değerlendirmek.Súd skúma prijateľnosť a podstatu sťažností, ktoré sú mu zaslané.
Köy sakinlerinin en çok şikayet konusu.Rozprávači si najviac sťažujú na túlavých mníchov.
Şikâyetler ciddi bir incelemeden sonra onaylanmaktadır.Po pogovoru sledi temeljit pregled.
Shane şikayetçi olmak istemez.Karel na to ni želel pristati.
İnsanlığı onlara şikayet eder.Negujejo se ljudske pobožnosti.
Şikâyet yazılı veya sözlü şekilde olabilir.Verbalna komunikacija je lahko ustna ali pisna.
Neden şikayet ediyorsun?Kodėl paklūstama?
Şikâyet yazılı veya sözlü şekilde olabilir.Skundai gali būti tiek rašytiniai, tiek žodiniai.
Ayrıca Rumeli’den diğer şikâyetler de yapıldı.Manoma, kad jis irgi galėjo būti atliktas Kozimo Roselio.
Çoğunlukla yüksek ateşten şikâyetçiydi.Mirties bausmė dažniausiai būdavo sudeginimas ant laužo.
Halk yüksek vergilerden şikayete başladılar.Gana greitai miesto gyventojai buvo apdėti mokesčiais.
Her zaman şikâyet ediyorsun.Tu visada skundiesi.
Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.Jie daugiau nieko nedaro tik skundžiasi.
Bob arkadaşına şikâyet etti.Bobas skundėsi savo draugui.
Ayrıca öğrenciler Joe Mayer’in çok fazla modern fizik öğrettiği için kendisinden şikayetçi olmuşlardır.Õpilastelt oli tulnud ka kaebusi, et Joe Mayeri keemialoengud hõlmasid liiga palju modernset füüsikat.
Hiçbir zaman şikayetçi değil...Ma ei ole teda kunagi hukka mõistnud.
Shane şikayetçi olmak istemez.Crane ei nõustu sellega.
Bu şikayetler durumunuzun ciddi olduğunu ve uzman müdahale gerektirdiğini gösterir.Kohtunik leidis, et asjaolude selgitamine nõuab eriteadmisi ning eksperdi arvamus on asja lahendamisel tähtis.
İdrar tutamama, ruhsal durumda değişiklik veya halsizlik şikayetleri tek belirti olarak görülebilir.Adderall XR võib seespidisel tarvitamisel esile kutsuda psüühika- ja käitumishäireid.
Annesi 41 yaşında şiddetli başağrısından şikayet etti ve kısa bir süre sonra öldü.Tema ema sai tugevalt kiiritada ja suri 4 aastat hiljem.
Sitenin karşıtları da yeni bir binanın tarihi parkın yemyeşil huzurunu bozacağından şikayetçi oldu.Wahlid rajasid vana peahoone soklile uue historitsistliku peahoone.
Sağlıklı koşullarda çalışılmadığından şikayet edince buradan da kovulmuştur.Oma tervisliku seisukorra tõttu ei saadetud teda rindele ning talle anti kontoritööd.
Ya kolej talebesinin küçük şikayetleri, ya gazete fıkrası.Enne ajalehte Meie Matsi vastane ilmusid Nalja Madis ja Nalja Liisa.
Çoğunlukla yüksek ateşten şikâyetçiydi.Sokud on tihti langenud süütamise ohvriks.
20 torun. Sadece Evald beni görmeye geliyor. Beni yanlış anlama-- Şikayet etmiyorum.Personne ne me rend visite, sauf Evald qui vient de temps à autre.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.1週間後にはもうどこにも不平はありませんでした (笑)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.3일 후에 작품은 사라졌고 일주일 후에는 어느곳에도 더이상 불평은 없었습니다.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Ba ngày sau nó mờ dần, và một tuần sau, không còn than vãn ở đâu nữa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Čez tri dni je napis zbledel, čez en teden pa pritoževanja ni bilo nikjer več.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drei Tage später verblasste es und eine Woche später, gab es kein Beschwerden mehr.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drie dagen later vervaagde het en een week later waren er nergens nog klachten.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Dupa trei zile a disparut, si o saptamana mai tarziu, nu se mai plangea nimeni nicaieri.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Három nappal később kifakult, és egy héttel később nem volt több panaszkodás.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı. (Kahkahalar)Tres días despues, se estaba desvaneciendo, una semana despues, ninguna queja en ningun lado (risas)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.O tri dni neskôr to vybledlo a o týždeň neskôr už nebolo nikde žiadne sťažovanie sa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Po třech dnech nápis vybledl a o týden později zmizely i stížnosti.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tiga hari kemudian tulisan itu lenyap dan seminggu kemudian, tidak ada lagi keluhan.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tre giorni dopo il cartellone sfumò, ed una settimana dopo, non c'erano più lamentele.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Três dias depois desvaneceu-se e, uma semana mais tarde, já não havia queixas em parte alguma.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trois jours plus tard cela disparaissait, et une semaine plus tard, plus aucune plainte nulle part.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trzy dni później wyblakł, a po tygodniu nie było już więcej narzekania.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Τρείς ημέρες αργότερα ξεθώριασε, και μία εβδομάδα μετά, δεν υπήρχαν καθόλου παράπονα.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Три дни по-късно започна да изчезва и седмица по-късно, нямаше повече оплаквания никъде.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Через три дні все вицвіло, а ще через тиждень ніде більше не було скарг.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Через три дня все выцвело, а еще через неделю нигде больше не было жалоб.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.שלושה ימים אחרי זה כבר דהה, וכעבור שבוע, אין יותר תלונות בשום מקום.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.بعد ثلاثة أيام بهت لونها, وبعد أسبوع, لا مزيد من الشكوى على أي حال.
Açıklama yapma. Şikayet etme. Sadece "teşekkür ederim" de.Es braucht keine Erklärung, keine Beschwerde, sag einfach nur "Danke".
Açıklama yapma. Şikayet etme. Sadece "teşekkür ederim" de.Nu explica, nu te plânge, doar spune:
Açıklama yapma. Şikayet etme.אל תסביר
Açıklama yapma. Şikayet etme.لا تشرحو
'Ah,' dedim ve dışarı şikayet geldi."Ach," povedal som a prišla sa sťažnosti.