şikâyet ile cümle

şikâyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O her zaman kötü muameleden şikayetçi.He is always complaining of ill treatment.
O her zaman şikâyet ediyor.He is always complaining.
O, gürültü hakkında şikâyet etti.He complained about the noise.
O, gürültü hakkında şikâyette bulundu.He complained about the noise.
O, komitenin kararı hakkında bilgilendirilmediğinden şikayet etti.He complained that he had not been informed of the committee's decision.
Bütün gün şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He does nothing but complain all day long.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.He never sees me without complaining about his wife.
İşini şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but complain about his job.
Her zaman patronunu şikâyet ediyor.He is always complaining about his boss.
Yemek hakkında ona şikâyette bulundu.He complained to her about the food.
Sabahtan akşama kadar şikayet etmekten başka bir şey yapmaz.He does nothing but complain from morning till night.
O onların şikayetlerine kulaklarını tıkadı.He turned a deaf ear to their complaints.
Fakirdir, ama asla şikâyet etmez.He is poor, but he never complains.
Haksız şekilde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained that he was unfairly treated.
Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained of having been treated unfairly.
Çok sıcak ve nemli olduğu için odadan şikayetçi oldu.He complained about the room being too hot and humid.
Şikâyet edecekleri bir şeyleri yok.They have nothing to complain about.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onlar düşük ücretleri hakkında şikayet ettiler.They complained about their low wages.
Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.They do nothing but complain.
Onlar, odanın çok sıcak olmasından şikayetçi oldular.They complained of the room being too hot.
Onun sürekli şikâyet konuşması beni sinirlendirdi.Her constant complaining speech irritated me.
O her zaman bir şey hakkında şikayet ediyor.She is always complaining about something or other.
O, her zaman işinden şikayetçi oluyor.She is always complaining of her job.
Onun her zaman bir şikâyeti vardır.She always has some axe to grind.
Kocası hakkında sürekli şikâyet ediyor.She was always complaining about her husband.
O her zaman kocasının düşük maaşından şikayet ediyor.She is always complaining of her husband's small salary.
O sürekli olarak para kalmadığından şikayet ediyordu.She complained continually that there was no money left.
O hizmet hakkında yöneticiye şikayet etti.She complained to the manager about the service.
O bana küçük maaşımdan şikayetçi oldu.She complained to me of my small salary.
O her zaman öğretmenini şikayet eder.She always complains of her teacher.
O, şikâyet etmekten başka bir şey yapmaz.She does nothing but complain.
Odanın çok sıcak olmasından şikayet etti.She complained of the room being too hot.
Şikâyet için sebep yok.There is no cause for complaint.
Şikâyet etmenin bir faydası yok.It is no use complaining.
Şikayet etmenin faydası yok.It is no use complaining.
Hiç şikayetim yok. Bana kalırsa, her şey mükemmel.I've no complaints. As far as I'm concerned, everything is just perfect.
Babam trafik gürültüsü hakkında şikayet etti.My father complained about the traffic noise.
Birçok kadın eş yüksek fiyatlardan şikayetçi.Many wives complain about high prices.
Birçok hanım yüksek fiyatlardan şikayetçi.Many wives complain about high prices.
Şikâyet etmeyin.Don't complain.
Şikayet etme. Gitmek zorundasın.Don't complain. You have to go.
Şikâyet etmeyi bırak ve sana söylenildiği gibi yap.Stop complaining and do as you're told.
Şikâyet bir şey değiştirmez.Complaining won't change anything.
Şikayet ettiğini duymaktan bıkıyorum.I'm getting sick of hearing you complain.
O müşteri şikâyet etmek için tekrar geri geldi.That customer came back to complain again.
Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.Once the complaining starts, it never ends.
"Hava soğuk! Bundan nefret ediyorum!" Yoshiki yaşlı yüzüyle şikayet ediyor."It's cold! I hate it!" Yoshiki complains with teary face.
O, benim düşük maaşımdan şikayetçi oldu.She complained about my low salary.
Maaşımın düşük olduğundan şikâyet etti.She complained that my salary was low.
Anaokulunda oğlumun öğretmenini şikayet etmeyi düşünüyorum.I'm thinking about complaining about my son's teacher at the kindergarten.
O, odada havanın çok sıcak olduğundan şikayet etti.She complained that it was too hot in the room.
Enerjini harcıyorsun. Şikayetin temelsiz.You're wasting your energy. Your complaint is groundless.
O, her zaman bir şey hakkında şikâyet ediyor.He's always complaining about something.
Onlar her zaman şikâyet ederler.They always complain.
Herhangi bir şikâyet veya önerilerinizi aşağıdaki e-posta adresine gönderin.Please send any complaints or suggestions to the following email address.
Tom sırt ağrısından şikâyet ediyordu.Tom was complaining of back pain.
Bu ağrıyı ya da şikâyeti her gün ne sıklıkta hissediyorsun?How often do you feel this pain or complaint each day?
Seni ısırdığında bana şikayet etmeye gelme.Don't come complaining to me when it bites you.
İlgili Sayfalar