Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.E a volte arrivo alla fine della poesia mi guardo indietro e dico: "Oh, questo è tutto ciò di cui si tratta".
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.En soms beland ik bij het eind van het gedicht en kijk terug en denk: "Oh, daar gaat het over."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.E, por vezes, chego ao fim do poema olho para trás e digo: "Oh, então era isto."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.És néha elérek a vers végére, és visszaolvasok, és azt mondom magamban, "Ó, hát erről volt szól ez az egész."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Et parfois j'arrive à la fin du poème et je regarde en arrière et je me dis, "Oh, c'était ça."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.In včasih pridem do konca pesmi in pogledam nazaj in si rečem:
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.또 가끔은 시를 완성하고 난 다음에 다시 살펴볼 때 "아 그게 이 말이었구나."라고 깨달아요.
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Şi uneori ajung la sfârşitul poeziei, privesc înapoi şi-mi spun: "Oh, despre asta-i vorba?"
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Und manchmal komme ich zum Ende des Gedichts, schaue zurück und denke, "Oh, darum geht es hier also."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Và đôi khi tới cuối bài thơ tôi nhìn lại và nghĩ, "Ồ, thì ra đó là vậy."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Y a veces llego al final del poema y lo leo y digo, "Ah, de eso se trata todo esto".
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.Και μερικές φορές φτάνω στο τέλος του ποιήματος, κοιτάω πίσω και λέω, "Α, αυτό ήταν τελικά."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.А иногда в конце стиха, я оглядываясь назад понимаю "А, вот тут в чем дело".
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.И понякога стигам до края на стихотворението и поглеждам назад и си казвам, "А, ето каква била работата."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.І часом я дістаюся кінця вірша і озираюся, і тоді: - "Овва, ось це все до чого."
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.היא על ידי כתיבת שירה. ולפעמים אני מגיעה לסופו של השיר
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.أحيانا أصل الى نهاية القصيدة وأنظر إلى الوراء وأقول ، "أوه ، عن ماذا كنت أكتب ".
Ve bazen şiirin sonuna geldiğimde bakıyorum ve "Ha, yani hepsi bumuymuş?" diyorum.「ああ こういうことだったんだ」 と分かります また時には 詩の最後まで行っても
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.A tak napísala svoju prvú báseň, ľúbostnú báseň odlišnú od všetkých, aké som dovtedy počula.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.A tak napsala svoji první báseň, milostnou báseň, jakou jsem v životě neslyšela.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Dan lalu Ia menuliskan puisi pertamanya, puisi cinta yang saya tidak pernah dengar sebelumnya.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Dus scheef ze haar eerste gedicht, een liefdesgedicht zoals ik nog nooit had gehoord.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.E quindi scrisse la sua prima poesia, una poesia d'amore come non ne avevo mai sentite prima.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Et c'est ainsi qu'elle a écrit son premier poème, un poème d'amour, comme je n'en avais jamais entendu.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Foi então que ela escreveu o primeiro poema, um poema de amor como eu nunca tinha ouvido.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.In tako je napisala svojo prvo pesem, ljubezensko pesem, kot je še nisem slišala.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.I w ten sposób narodził się pierwszy wiersz, wiersz o miłości, jakiego nigdy przedtem nie słyszałam.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.그래서 그녀의 첫 시가 탄생했어요. 제가 이때까지 들어본 사랑에 대한 시와는 전혀 다른 것이었어요.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Och så skrev hon sin första dikt, en kärleksdikt, olikt någon annan jag någonsin hört.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Og så skrev hun sit første dig, et kærlighedsdigt ulig noget jeg havde hørt før.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Şi aşa a scris prima poezie, o poezie de dragoste diferită de tot ce auzisem pân-atunci.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Úgyhogy megirta az első versét, egy szerelmes verset, ami nem hasonlitott semmire, amit valaha hallottam.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Und so schrieb sie ihr erstes Gedicht, ein Liebesgedicht, anderes als ich je eins gehört hatte.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.Κι έτσι έγραψε το πρώτο της ποίημα, ένα ερωτικό ποίημα τελείως διαφορετικό απ΄ ότι έχω ακούσει ως τώρα.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.И така тя написа първото си стихотворение, любовно стихотворение, каквото не бях чувала дотогава.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.И так она написала свои первые стихи, стихи о любви, не похожие ни на что, что мне доводилось раньше слышать.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.І так вона написала свій перший вірш, любовний вірш, відмінний від будь-якого, що я колись чула раніше.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.והיא אמרה, "גברתי, זה סיפור די ארוך." ואמרתי, "שרלוט, זה נשמע לי די מעניין."
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.فكتبت حينها قصيدتها الأولى ، كانت قصيدة حب لم أسمع لها مثيل من قبل.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.私がこれまで聞いたこともない ような恋愛詩です その詩はこう始まります
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.A viděli jsme pořád dokola, jak mluvená poezie otevírá zámky.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.A videli sme znova a znova, ako poézia otvára dvere.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Dan kita melihat lagi dan lagi bagaimana puisi dengan kata spontan membuka sebuah kunci.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.E abbiamo visto più e più volte il modo in cui la poesia orale sblocca le serrature.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.És láttuk újra és újra, ahogy a spoken word költészet zárakat tör fel.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Et nous avons vu à maintes et maintes reprises la façon dont la poésie orale fait céder les verrous.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.E vimos, vezes sem conta, a forma como a poesia falada arromba fechaduras.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.In videla sva znova in znova, kako govorjena poezija odpira ključavnice.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.I za każdym razem obserwowaliśmy, jak poezja mówiona otwiera zamknięte drzwi.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.그리곤 회화시가 닫혀 있는 자물쇠를 여는 걸 계속해서 봤어요.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Och vi såg om och om igen hur spoken word poesi bryter upp lås.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Og igen og igen så vi, den måde hvorpå spoken word-poesi bryder låse op.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Şi vedeam mereu cum recitarea pe scenă descuie lacăte.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Và chúng tôi chứng kiến rất nhiều lần cái cách mà thơ nói mở những lỗ khóa.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.We zagen telkens weer hoe gesproken woordpoëzie sloten openbreekt.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Wieder und wieder sahen wir, wie die gesprochene Poesie Mauern niederreißt.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Y veíamos una y otra vez la forma en que la poesía spoken word entreabría las cerraduras.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.Και βλέπαμε ξανά και ξανά πώς η προφορική ποίηση σπάει κλειδαριές.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.И видяхме отново и отново как устната поезия отключва врати.
Ve her seferinde sözel şiirin kilitleri nasıl da açtığını gördük.И мы везде постоянно наблюдали, как устная поэзия отпирает замки.