şeylerin ile cümle
şeylerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom'un söylediği şeylerin doğru olduğunu düşünmüyorum.I don't think what Tom said was true.
Bu şeylerin ne kadarı Tom ve senin?How much of this stuff is Tom's and yours?
Tom ve Mary'nin bir şeylerin peşinde olduğundan şüpheliyim.I suspect Tom and Mary are up to something.
Sami hayatın güzel şeylerinden zevk alıyordu.Sami enjoyed the fine things of life.
Sami bir şeylerin olduğunu hissediyordu.Sami sensed that something was going on.
Tom'un söylediği şeylerin bazıları doğru değildi.Some of what Tom said wasn't true.
Haberlerde okuduğunuz ve gördüğünüz şeylerin çoğuna inanıyor musunuz?Do you believe most of what you read and see in the news?
Bazı şeylerin değişeceğini düşünmüştüm.I thought things would change.
Ölmeden önce yapmak istediği şeylerin bir listesini yaptı.He made a list of things he wanted to do before he died.
Alması gereken şeylerin bir listesini yaptı.He made a list of things he needed to buy.
Bazı şeylerin söylenmeden kalması en iyisidir.Sometimes things are best left unsaid.
Almak istediğin şeylerin listesini yaptın mı?Did you make a list of the things that you want to buy?
Bir şeylerin yolunda gitmediğini hemen anlamıştım.I immediately knew something was wrong.
Çok geçmeden bir şeylerin değiştiğini anladım.I soon realized that something had changed.
Aldığım şeylerin neredeyse hepsi sıfır şekerli.Almost everything I buy is sugar-free.
Aldığım şeylerin hemen hepsi şekersiz.Almost everything I buy is sugar-free.
Robert bir şeylerin yanlış olduğunu hemen fark etti.Robert immediately noticed that something was wrong.
Bu tür şeylerin olmasının birkaç nedeni vardır.There are several reasons these kinds of things happen.
O şeylerin hiçbirini yapmıyorum.I don't do any of those things.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?How do we explain the plurality of things found in nature?
Oysa Magritte, şeylerin temsillerinin yalan olabileceklerini bilirdi.But Magritte knew that representations of things can lie.
Her güvenlik sistemi kaçınılmaz olarak bazı şeylerin gizliliğine dayanır.Any security system depends crucially on keeping some things secret.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.We will make sure not to let this kind of thing happen in the future."
Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.1.1 The world is the totality of facts, not of things.
Genellikle kesin verilerin ideal sınırında dahi bilinen şeylerin sınırları vardır.Generally there are limits on what can be known even in the ideal limit of exact data.
Sizin bundan başka devam edecek şeyleriniz de var." sözlerini ekledi.And you have to embrace those things", she added.
Algılayan, bir şeylerin farkına varan ve bir nihai anlamaya erişen kişidir.The Perceiver, the person who becomes aware about something and comes to a final understanding.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.They cannot believe what they are seeing.
Bu sayede birbirlerinin hayatlarında ağır şeylerin olduğunu keşfettiler.From that, they found that there was some heavy stuff happening in each other's lives.
Bir yarış) ve bir şeylerin ne anlama geleceğinin (ör.(By whom and by what method is it known?)
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Some things had to change in order to make other things happen.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.It's clear there's still something between them.
Her şeylerine güler ve ağlar.They laugh and cry together.
Bununla ilgili en sevdiğim şeylerden biri, her zaman öğrenecek bir şeylerin olmasıdır.I love that there is something I can learn from everyone, and I always look for that.
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.People are so interested in the whole process, how it all comes together.
Yaptıkları şeylerin sonucu düşünmezler ve asla pişman olmazlar.But her spirit they do not possess, nor shall they ever possess it.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Her problem was initially misdiagnosed.
Geliştirilmeye müsait şeylerin başında insan gelmektedir.Here is what can happen when somebody's starting to reason.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."Well, judging by the 20 seconds we saw, she certainly deserves to."
Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi?Does a physical reality exist independent of our ability to observe it?
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.We must not look only on our own things, but also on the things of our brethren.
Bu sözcük (diğer şeylerin yanında) bir tür balina için kullanılmaktaydı.This form of the word is applied to a kind of carriage.
Siz arkadaşlar burada Silikon Vadisi'nde sermaye seçenekleri gibi şeyleriniz var.You guys have things here in Silicon Valley like stock options.
Bu tür şeyler bu şeylerin ne olduğunu anlamak için yaptığım bir takım şeyler.Stuff like this are things I made, just to sort of understand what these things are.
İnsanlığın sunabileceği en iyi şeylerin hepsine örnekti.It exemplified the best that humanity has to offer.
Bütün bu olanlar sırasında, sarı şeylerin burada durmaya devam ettiğini görebilirsiniz.It wasn't helping transactions happen. It wasn't doing anything.
Ailelerimiz bize bir şeylerin çaresine nasıl bakılır öğretmedi ki.Our parents never taught us how to come up with things.
Bütün bu şeylerin olması, bu kadar şey.To have all this, all this.
Çünkü yaptığım şeylerin bir gün belki seni bir şekilde tehdit edebileceğini bilemedim.For I never had an inkling that perhaps the things I do might someday, somehow threaten you.
Demek istediğim, küçük şeylerin önemli olduğu.Now my point is the small things matter.
Her girişimi endişelendiren şeylerin başında para ve finansman gelir.How do you get the company started?
Ayrıca videoda kullanılan şarkı, video ve diğer şeylerin linklerine de ulaşabilirsiniz.You can also find links to songs and videos and stuff from the video.
Çözümlenen yakın olduğunu Ben hayatımda hiç olmadığı kadar şeylerin özü.I was as near being resolved into the essence of things as ever I was in my life.
Ve sizin itme tarzı şeylerin olduğunu düşündüğünüz şeylerinAnd impulse kind of means what you think it means.
Bir yıl sonra içindeki şeylerin garantisini de kaybediyorsunuz, sadece yüzde 70inin.After a year, you can't get insurance on everything you have in it, only on 70 percent.
Dolayısıyla, geçmişte "takdir edilecek davranış" sayılan şeylerin bugün bir anlamı yok.So what you called "admirable behaviour" in the past, doesn't makes sense.
Yardım eder, umutlanır ve bir şeylerin olması için dua mı edersiniz?To give the aid, and hope and pray that something comes out of it?
Sorunun ne olduğunu bilemeseniz de, bir şeylerin yolunda olmadığını bilirsiniz.If I say, hello and I don't get anything.
Bir şeylerin umutlu ve değiştirilebilir göründüğü bir bakış açısı edinmek zorundasınız.You have to find some vision where you see how hopeful it is, how it can be changed.
Ve eminim ki hepimiz etrafımızda bu tür şeylerin olduğunu görüyoruz ve durumun farkındayız.And I'm sure that it's something that we all recognize, and we see that it happens.