şeyleri ile cümle
şeyleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben şarkılarımda yaşadığım şeyleri yazıyorum, söylediğim her şey gerçek hayattan.음반에 담긴 노래들은 유재하 본인의 실제 이야기를 바탕으로 만들어졌다.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.어린 소녀와 같은 모습을 한 요괴.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.처음에는 일부러 그렇게 좋지 못한 의도로 있었다고 그 사람을 의심하고 두려워 했다.
"Ölüm", işte şeylerin bu ritminin bir anına insanlar tarafından verilen bir addan ibarettir.자(字)는 양숙(養叔)이며 호(號)는 죽재(竹齋)이다.
Yanındaki adamlarda aynı şeyleri giymektedir.모든 선수들은 똑같은 옷을 입었다.
Adem; soyut şeyleri algılayan, bilen insanın (Latince: Homo Sapiens) arketipidir.천위영(緯永)과 천후근(厚根)·천하영(夏永) 등은 학자(學者)로 유명했다.
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.이렇게 그는 고려 개국 초반에는 서부 전선에서 활약했던 것으로 보인다.
İnsanların bazı şeyleri bilip, bazılarını bilmemeleri ve hem bilgin, hem cahil olmaları mümkün değildir.어떤 사람이 그것(신의 존재 여부)을 아는 것도 불가능하고 계시 혹은 인식조차 불가능하다.
İğrenç şeylerin kanadı üzerinde yıkım getiren biri olacak.그에 죽음은 딱총나무 가지를 꺾어 지팡이로 만들어준다.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.보이는 그대로 무슨 생각을 하는지 모르는 표정의 캐릭터.
Üç hafta sonra, Katie onları ziyaret eder ve evlerinde tuhaf şeylerin meydana geldiğinden bahseder.שלושה שבועות לאחר מכן, קייטי מבקרת בביתם של דניאל וקריסטי, ומספרת להם שדברים מוזרים החלו לקרות בבית שלה.
Güzel şeylerin farkı nedir?מהו ההבדל הכה מהותי?
Her şeylerine güler ve ağlar.נוהג לצחוק על כולם ולהתחכם.
Aynı zaman'da bende ondan bazı şeyleri öğreniyorum çünkü o benden daha iyi deneyime sahip. dedi.אני רק יכול לומר שחיי נעשו הרבה יותר בזכות זה שהכרתי אותו.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.עדויות שכאלה מראות שהיו אלה מעשים חריגים.
En sevdiğim yanı kendini hiçbir zaman dizginlemiyor; henüz yapmaması gereken şeyleri bilecek deneyimi yok.ראשית, לאינפורמנט אין צורך להסביר לעצמו דברים שהוא כבר יודע.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.חששתי להרוס לילד את החיים.
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.היא מנסה לשכנע את הנשים שהמצב חייב להשתנות.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.זה ברור שיש קשר בין הדברים.
Direkleri koydu ve gerekli diğer şeyleri içeri attı.הוא עלה לדוכן והוקיע את הפטורים השונים.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.היא מסדרת עכשיו את הדברים שבחדרה.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.הוא מסדר עכשיו את הדברים שבחדרו.
Farklı kültürlerde, üçüncü veya dördüncü bir cinsiyet çok farklı şeyleri temsil edebilir.В различните култури третият и четвъртият пол може да означават съвсем различни неща.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Как може да се обясни многообразието, което съществува в природата?
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Скот: Пич, това нещо твърди, че имам поща.
Şeylerin maddi ilkesini, kökenlerini ve yok oluşlarını algılamaya çalıştılar.Те търсели материалния принцип на нещата, както и метода на техния произход и изчезване.
Bu sözcük (diğer şeylerin yanında) bir tür balina için kullanılmaktaydı.Използва се и в някои видове горчица.
Deniz tarafında (güneyde) kutsal şeylerin saklandığı bir oda inşa edilmişti.Под прозореца е поставен гербът на кустодията на Светите земи.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.Неспособността да се видят нещата каквито са.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Всъщност те абсолютно не се страхуват от това да бъдат хванати в лъжа.
Üçlemenin önceki oyunları Şeylerin Şekli ve Şişman Domuz idi.На второ място са дребните преживни, а свинете са трети.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Kako objasniti mnoštvo koje se nalazi u prirodi?
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."U ime Boga koji poučava čovjeka onome što ne zna.
Ayrıca insanlar için bazı şeyleri uzaktan söylemek daha kolay, daha güvenli diye düşünüyorum.Također mislim da je ljudima lakše nešto reći s veće udaljenosti, barem je sigurnije."
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.Istina je vjerojatno negdje između.
Daima aptalca şeyleri yapar."On može napraviti nevjerovatne stvari."
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Kako bi se to ostvarilo, trebalo je napraviti neke izmjene.
Her ikisi de aynı şeyden bahsederse birbirlerinin aksini değil, aynı şeyleri söylemiş olurlar.Oni istina nisu ni htjeli razgovarati o svom razlazu, kao ni jedan o drugom.
Üçüncüsü insanın doğru şeyleri yapması anlamına gelir.Glavno njegovo djelo je Povest o dobrih ljudeh.
Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.Daju prioritet cjelini, a ne njezinim dijelovima.
Fianarantsoa şehrinin ismi Malgaşça dilinde iyi şeylerin öğrenildiği yer anlamına gelmektedir.Fianarantsoa na malegaškom znači gdje se dobro uči.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Koristiti iste injekcije s drugim osobama.
Ben bu şeyleri unutmadım.Na to som ich však nenapísal.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.V tomto okamihu sa asi posádka prvýkrát dozvedela, že niečo nie je v poriadku.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Mám toho toľko, čo chcem povedať."
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Predpokladá sa, že istý čas strávil aj na území Západorímskej ríše.
İstediği şeyleri karşısındakine dokunarak gösteriyordur.Bojuje za to čo považuje za správne.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.Podľa autorky „nič nemôže zabrániť, aby sme sa v budúcnosti“ nevrátili ku komunizmu.
“Hassas cilde” sahip olanlar, başka şeylerin yanı sıra bulaşık yıkamak için ikna etmek için tavsiye edilir.Pre alergikov, alebo pre ľudí s citlivou pokožkou sa odporúča pri umývaní riadu požívať gumené rukavice.
Her şeylerine güler ve ağlar.Všetko je spochybňované a zosmiešňované.
Şeylerin gerçekte olmadığı ama olabileceği birçok olanaklı durum tasarlanabilir.Mnohé veci, ktoré nie sú, jestvujú už v možnosti.
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Dokazovanje (Social Proof) – ljudje bodo počeli stvari, katere vidijo, da jih počnejo drugi.
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.V njej najde podobnosti z lastnim življenjem.
Bir şampiyon olmak için fazladan bir şeyleri var.Kljub temu bo za nekatere prvak še vedno Kramnik.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Nekateri celo trdijo, da so videli takšna bitja.
İnsan yalnızca kendisinin yarattığı şeyleri bilebilir düşüncesini benimsemiştir.Todėl žmogus įsivaizduoja tik tai, kas jam buvo įdiegta.
Çünkü o, öğrendiği şeyleri sürekli tekrar ederdi.Susidaro nuolat kartojant išmoktą veiksmą.
Gelecekte bu tür şeylerin olmasına izin vermeyeceğimize emin olabilirsiniz" diye ekledi.Aš tiesiog noriu, kad tokių nelaimių būtų išvengta ateityje“.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Praktika rodo, kad tokių atvejų pasitaiko.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Šie savo ruožtu privalo padaryti tą patį kitiems trims.
İlgili Sayfalar