Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.O que faz é possuir receptores que reconhecem apenas coisas que considera nefastas.
Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.식세포는 나쁜 요소들에게 반응하는 수용기(receptor)를
Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.Wat het doet is, het heeft receptoren die op net reageren dingen die het weet zijn slecht.
Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.А отже, в нього є рецептори, які реагують на клітини, які на його думку є поганими.
Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.מה שהוא עושה, זה שיש לו קולטנים שמגיבים לכל
Üzerinde, kötü olduğunu bildiği şeylere tepki veren reseptörler var.ما تفعله هو ، لديها مستقبلات تستجيب فقط لـ
"Var olan şeylere var olmaları için izin ver.""Csak megengedni a dolgoknak, hogy legyenek."
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.A stejně tak i na hmotných statcích.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.A tiež na materiálnych statkoch.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.-den mängd kärlek- -inte romantisk kärlek-
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.En we zoveel waarde zijn gaan hechten aan materiële zaken.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.E perché ci importa così tanto dei beni materiali.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.És ezért kezdenek foglalkoztatni az anyagi javak.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Et pourquoi nous nous préoccupons autant des biens matériels.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.I zaczyna nam tak bardzo zależeć na rzeczach materialnych.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Ja miksi välitämme niin paljon materiasta.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Kita kelewat mendewakan urusan materi.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.또 물질적인 것에도 많은 관심을 쏟기 시작하죠.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Şi de ce au început să ne intereseze atât de mult bunurile materiale.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Und warum wir damit anfangen, uns soviel um materielle Güter kümmern.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Và thực chất là quan tâm một quá nhiều về những món hàng mang tính vật chất.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Zato se toliko ukvarjamo z materialnimi dobrinami.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.Είναι επίσης ο λόγος που μας ωθεί να δίνουμε τόσο μεγάλη σημασία στα υλικά αγαθά.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.И защо започва да ни е толкова много грижа за материалните неща.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.И конечно же, поэтому начинаем гнаться за материальными благами.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.ואכן שאכפת כל כך מחפצים חומריים.
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.وحقيقةً، وراء زيادة اهتمامنا بالسلع المادية
Ve aslında maddi şeylere fazla değer vermemizin.私達は しごく物質的な時代を生きており
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Będziemy nazywać ich "zorientowanymi na przeszłość" ponieważ skupiają się na tym co było.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Budeme im hovoriť "orientovaní na minulosť." Lebo sa zameriavajú na to, čo bolo.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Die mensen noemen we "verleden-georiënteerd." Omdat zij zich focussen op wat was.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.이러한 사람들을 "과거 지향적"이라고 부르겠습니다. 왜냐하면 그들은 과거에 초점을 맞추기 때문이죠.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Og vi vil kalde de mennesker "fortidsorienterede," fordi de fokuserer på det der var.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Pe aceștia îi vom numi "orientați spre trecut", pentru că se focalizează pe ce a fost.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Và ta sẽ gọi những người ấy là người "hướng quá khứ," vì họ tập trung vào cái đã qua.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Vi kallar dessa människor "dåtidsorienterade", fokus ligger på det som varit.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Ας χαρακτηρίσουμε αυτούς τους ανθρώπους "οι προσανατολισμένοι στο παρελθόν."
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Ця група - "орієнтовані на минуле", тому що вони сконцентровані на подіях, які вже сталися.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Ще наречем тези хора "ориентирани към миналото." Понеже те са фокусирни върху миналото.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.ונקרא לאנשים האלה "מוכווני-עבר". כי הם מפוקסים במה שהיה.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.و سنسمي هؤلاء "المركزون علي الماضي" لأنهم يركزون علي ما كان.
Ve bu tip kişilere "geçmiş merkezli" diyeceğiz. Çünkü olmuş şeylere odaklılar.また別の人たちには、現在でも、過去でもなく
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.A povedzme, říkám pravdepodobnosť--budem rovno na ťažšie veci.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.A řekněme, říkám pravděpodobnost - půjdeme rovnou na těžší věci.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum. Diyelim ki çift gelme olasılığı.Пусть вероятность будет - я перехожу к более сложным вещам - пусть вероятность будет четным числом.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.E digamos que eu digo a probabilidade - que eu vou direto para coisas mais difíceis.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.Et disons que je dis la probabilité - je passe directement à des choses plus difficiles.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.I załóżmy, że prawdopodobieństwo - przechodzę od razu do trudniejszych rzeczy
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.И да кажем, че вероятността- отивам направо на по-труден материал.
Ve diyelim ki çift-- Direkt zor şeylere doğru gidiyorum.もっと難しいことをしましょう。 では、偶数の値を得る確率はなんでしょうか?
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -A akonáhle sa raz dostanú cez toto miesto, možno budú proste unavený všetkými tými zrážkami:-)
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -A když se jednou dostanou skrz, budou už možná srážkami unaveny.
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -A kiedy przedostaną się tędy, może są po prostu zbyt zmęczone wpadaniem na tyle rzeczy.
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -전자가 이곳을 지나면서 이리저리 부딪히면서 많이 피곤해 집니다
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -Y una vez que pasen por aqui, tal vez ya esten cansados de chocarse tanto.
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -И веднъж след като са минали оттук, те просто са се уморили да се сблъскват толкова много
Ve elektronlar buradan geçtikten sonra belki de bir şeylere fazla çarptıklarından dolayı yorgunlardır. -ואז ברגע שהם עוברים מפה, אולי הם רק עייפים מלהתנגש מסביב על כך הרבה.
Ve ikimiz de, büyük ihtimalle, bir arının açısından düşünürsem, bir şeylere karar veriyorduk.Beiden dachten we waarschijnlijk, als ik me kan verplaatsen in de bij, dat wij de touwtjes in handen hadden.
Ve ikimiz de, büyük ihtimalle, bir arının açısından düşünürsem, bir şeylere karar veriyorduk.I chyba obaj, jeżeli mogę wyobrazić sobie punkt widzenia pszczoły, myśleliśmy, że to my tu rządzimy.
Ve ikimiz de, büyük ihtimalle, bir arının açısından düşünürsem, bir şeylere karar veriyorduk.그리고 만약 제가 벌의 관점을 상상할 수 있다면, 우리는 모두 우리가 대장 노릇을 하고 있다고 생각하고 있었던 것 같습니다.