Bilim adamları bir şeylere isim vermeyi severler.Учёные любят присваивать названия чему угодно.
Bilim adamları bir şeylere isim vermeyi severler.מדענים אוהבים לתת שמות לדברים.
Bilim adamları bir şeylere isim vermeyi severler.العلماء يحبون تسمية الأشياء
Bilim adamları bir şeylere isim vermeyi severler.という訳で
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.A tudósok szeretik a rejtélyeket, szeretik az ismeretlent.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Các nhà khoa học yêu sự bí ẩn, họ thích được không biết. ♪
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Científicos aman los misterios, aman no saber.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.[Lawrence Krauss:
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Naukowcy kochają tajemnice, uwielbiają nie wiedzieć.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Os cientistas adoram mistérios, amam não saber.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Para ilmuwan mencintai misteri, mereka mencintai ketidaktahuan.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Scientists love mysteries, they love not knowing. ♪
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Şi realizaţi că totul este definit, sau creat de ştiinţă.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Vědci mají rád záhady, mají rádi to, nevědí. ♪
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Vedci majú radi záhady, majú radi to, že nevedia.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Vetenskapsmän älskar mysterier, de älskar att inte veta.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Wetenschappers houden van mysteries. Ze houden van het niet weten.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Οι επιστήμονες αγαπούν τα μυστήρια, τους αρέσει να μη γνωρίζουν. ♪
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.Учените обичат неизвестното. Те обичат да не знаят.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.המדענים אוהבים תעלומות, הם אוהבים לא לדעת.
Bilim insanları gizemi severler, bilmedikleri şeylere bayılırlar.♪ 私は分からない状態は怖くはありません。
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.E speriamo che -- il nostro credo è che gli umani devono provare empatia per le cose per essere più umani.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.우리가 바라는 건, 그러니까.. 사람들이 사람다워지기 위해서는 사물과 공감해야 한다는 믿음 말이지요.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.Mamy nadzieję, że... Wierzymy, że ludzie muszą okazywać empatię w stosunku do rzeczy, by być bardziej ludzcy.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.Și credem că oamenii trebuie să simtă empatie față de alte lucruri pentru a fi mai umani.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.И мы надеемся, надеемся на то, что людям необходимо сопереживать, чтобы быть более гуманными.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.ואנחנו מקווים ש -- אתם יודעים, אנחנו מאמינים שאנשים צריכים להרגיש אמפטיה לדברים כדי להיות יותר אנושיים.
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar.و نحن نتمنى أن -- إيماننا بأن البشر يشعرون بالتعاطف نحو الأشياء لكي نكون أكثر إنسانية
Biliyorsunuz ki, insanlar, kendilerini daha insansı hissetmek için ufak şeylere empatı duymalılar."人がより人らしくあるためには 物に感情移入が必要である"という事です "人がより人らしくあるためには 物に感情移入が必要である"という事です 私たちは この愛すべき小さな生き物を作ることで
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Các bạn biết đó, cuối cùng thì chúng ta cũng phải tin vào những gì mà chúng ta chưa từng tận mắt chứng kiến
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.En fin de compte, nous devons tous croire des choses que nous n'avons pas vues.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Es verdad que tenemos que creer en asuntos que no hemos visto.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız. İnanıyoruz da.Uiteindelijk moeten we allemaal dingen geloven zonder ze gezien te hebben.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.In fondo, sapete, dobbiamo tutti credere a cose che non abbiamo visto.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Într-un final, cu toţii trebuie să credem lucruri pe care nu le-am văzut.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.궁극적으로 우리 모두는 우리가 보지 못하는 것들을 믿어야 합니다.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ni vet, i slutändan måste vi alla tro på saker vi inte sett.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ostatecznie i tak wierzymy w to, co niewidzialne.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Tulajdonképpen mindannyiunknak hinni kell dolgokban, amiket nem láttunk.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Wir alle müssen letztlich Dinge glauben, die wir nicht sehen können.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Ξέρετε ότι τελικά, όλοι καλούμαστε να πιστέψουμε σε πράγματα που δεν έχουμε δει.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.В конце концов, мы вынуждены поверить вещам, которых мы не видели.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.Знаете, в крайна сметка, ние всички трябва да вярваме в неща, които не сме видели.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.אתם יודעים בסופו של דבר, כולנו חייבים להאמין בדברים שלא ראינו.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.تعلمون في النهاية ، إننا نؤمن بأشياء لم نراها من قبل.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.私たちが合理的 また知性的であろうと 取り組んでいるのと同じように
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Eu tenho este óxido de ferro mais ácido sulfúrico produzindo essas coisas cabeludas.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Ich habe dieses Eisenoxid sowie Schwefelsäure ergibt all dies Haarige Sache.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Máme tu oxid železitý a kyselinu sírovou rovná se všechny tyhle divný věci.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Mamy tu tlenek żelaza(III) plus kwas siarkowy(VI) i wychodzi to dziwadło.
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.Tengo este óxido de hierro más ácido sulfúrico produce todo estas cosas difíciles
Bir demir oksit artı sülfirik asit bütün bu karmaşık şeylere eşittir.لدي اكسيد الحديد و حمض الكبريتيك كل هذه المركبات المعقده
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Je kan zaken gaan aandrijven, zodat irrigatie een verschil maakt.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.이를 극대화한 것이 관개시설입니다 관개로 인해 큰 변화가 발생합니다
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Mogliśmy zasilać rzeczy, więc nawadnanie wiele zmieniło.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.On pourra être capable d'actionner des machines, donc l'irrigation peut faire la différence.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Pudemos alimentar coisas. Portanto, a irrigação fez a diferença.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Sarai in grado di erogare energia. L'irrigazione, quindi, fa la differenza.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Sie haben die Möglichkeit Geräte anzutreiben, Bewässerung ist also ein großer Schritt.
Bir şeylere güç verebileceksiniz, yani sulama fark yaratır.Vas a ser capaz de inyectarle energía a cosas, entonces la irrigación genera una diferencia.