Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.In un certo senso, inoltre, assecondò la mia ossessione anche per altre cose, come la magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Isoisäni herätti kiinnostukseni myös muunlaisiin asioihin, kuten taikuuteen.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.그분은 제게 마술같은 다른 취미도 만들어주셨습니다
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Ông cũng hay đùa vui về nỗi ám ảnh của tôi đối với những thứ khác, như ảo thuật chẳng hạn.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Μου εκπληρούσε και άλλες επιθυμίες όμως, όπως τα μαγικά.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.А еще он подтрунивал над другими моими увлечениями, типа магии.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Той донякаде угаждаше на страста ми и за други неща, като магиите.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.הוא גם הזין את האובססיה שלי לדברים אחרים, כמו קסמים.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.و قد جارى جدى نوعا ما شغفى بأشياء أخري أيضا ..كالسحر مثلا.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.ルー タネン マジックショップという ニューヨークの手品用品の店に行きました
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.À cette époque, j'avais laissé la colère me guider car j'avais du mal à supporter cette injustice.
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.Il non riuscire a tollerare le ingiustizie... delle volte č insopportabile.
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.Kadang, aku benci diriku tidak bisa mentoleransi hal yang tidak beralasan.
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.Néha utálom magam, amiért képtelen vagyok eltűrni az igazságtalanságot.
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.Việc tôi kiên trì với quan điểm đạo đức phải hợp tình hợp lý của mình.
Bazen mantıksız şeylere katlanamıyorum diye... ...kendimden nefret ediyorum.بعض ألأوقات أكره نفسي لأنني لا استطيع تحمل الأشياء الغير معقولة
Bazı insanlar böyle söylediler. Dedin ki: "Var olan şeylere var olmaları için izin ver."Alguna gente dice eso, lo que dices, que simplemente hay que permitir que las cosas ocurran
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.Aquí hay algunas cosas que quiero señalar.
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.그래서 여기 제가 기억하길 바라는 것이 몇가지 있습니다.
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.Tak więc to jest kilka rzeczy, które chciałem podkreślić.
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.אז יש פה כמה דברים להדגשה.
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.هنا بعض الأمور التي أود أن أشير إليها
Bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum.これは、psi のxに関する偏微分ですが、
Bazı şeylere inanmak için görmek gereklidir.Algunas cosas necesitan verse para creerse.
Bazı şeylere inanmak için görmek gereklidir.Некоторые вещи нужно увидеть, чтобы в них поверить.
Bazı şeylere inanmak için görmek gereklidir.でも現実の世界で世界を変えたいのなら
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.A babák kicsusszanak, és mandarin szókártyákat mutogatnak nekik.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Appena i bimbi escono, subito attaccano con un corso di cinese.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Babies plumpsen heraus, sie bombardieren die Dinger mit Mandarin-Leselernkarten.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Bayi terpencet keluar, mereka menunjukkan kartu pintar Mandarin kepada mereka secara sepintas.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Bebeluşii sar afară, le arată cartonaşe pentru învăţarea limbii chineze.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.De baby's floepen eruit, Ze houden er kaartjes om Chinees te leren voor.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Deti sa narodia, a už na nich mávajú kartičkami v mandarínčtine.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Děti se narodí, a už jim ukazují kartičky se znaky v mandarinštině.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Dzieci wyskakują, a one pokazują im karty do nauki mandaryńskiego.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.아이가 나오면, 엄마들은 사물에대한 중국어 카드를 보여줍니다.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Les bébés s'endorment, elles leur montrent des flashcards de mandarin.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Los bebés salen y le muestran tarjetas didácticas en mandarín a las cosas.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Những đứa trẻ chập chững biết đi, chúng khoe những chiếc thẻ học tiếngTrung Quốc với mọi vật.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Os bebés começam a sair, e lá estão elas a mostrar-lhes cartões de mandarim.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Τα παιδιά ξεπηδάνε, κοιτάνε τα πάντα σα να 'ναι κάρτες που τους δίνει η δασκάλα.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Бебетата се изпльокват, показват китайски картички на всичко.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Детишки выскакивают наружу, и им тут же показывают обучающие карточки по китайскому.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.Діти вихлюпуються, і їм одразу показують навчальні картки з мандаринським діалектом.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.התינוקות נפלטים החוצה, הן מבזיקות מולם כרטיסי קריאה במנדרינית.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.ثم يولد الأطفال، فيقمن بعرض بطاقات تعليم لغة الماندرين الصينية عليهم.
Bebekler çıkıverirler, şeylere Çince bilgi kartlarını gösterirler.中国語のお勉強をはじめます 放課後は子供を啓蒙するため
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Forse queste cellule si differenziano in quello che sarà poi il mio cervello.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Może te komórki będą się różnicowały tak, że ostatecznie utworzą mój mózg.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Možná, že tyhle buňky se nakonec stanou něčím, z čeho vznikne můj mozek.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Mungkin sel ini kemudian menjadi sesuatu yang menjadi otak saya.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Poate că celulele astea se vor difenteția în celulele care vor forma creierul.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Talvez essas células eventualmente se diferenciem em aquilo que irá se tornar meu cérebro.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Tal vez estas células eventualmente se diferencian en cosas te vaya a mi cerebro.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.Vielleicht differenzieren sich diese Zellen schließlich zu den Zellen, die mein Gehirn aufbauen.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.אולי תאים אלה בסופו של דבר להבדיל לתוך הדברים כי לפנות מוחי.
Belki bu hücrelerin sonunda benim beynim olacak şeylere farklılaşır.これらの細胞が私の脳に分化するだろう。 こっちの細胞は私の心臓に分化する。
Belki de sadece başkalarının görüp hissedemediği şeylere karşı daha duyarlı olduğunuz anlamına geliyor.Ale možno to len znamená, že ste viac citliví, na to čo väčšina ľudí nemôže vidieť alebo cítiť.
Belki de sadece başkalarının görüp hissedemediği şeylere karşı daha duyarlı olduğunuz anlamına geliyor.Det kanske bara betyder att man är känsligare för sånt som de flesta inte ser eller känner.
Belki de sadece başkalarının görüp hissedemediği şeylere karşı daha duyarlı olduğunuz anlamına geliyor.Ehkä se vain tarkoittaa, että on herkempi sille, mitä useimmat eivät näe tai tunne.