Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyler ile cümle

şeyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Durum açıktı, olağanüstü bir şeyler oluyordu.There was a sense of something incredible happening.
Başlarına iyi ya da kötü şeyler gelebilir.Bad or good things could happen to them.
Çok itaatkârdır ama hayalet ve doğaüstü şeylere karşı korkusu vardır.He drinks very often, but is afraid of ghosts and the supernatural.
Hayatındaki en önemli şeyler ailesi ve grubudur.According to him, the most important things in his life are his family and his band.
Artık “farklı” şeyler yapma zamanıydı.The city had become "different".
Bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum" dedi.And I knew I had to do it."
8. İlahlarına buhur yakıp kurban kesen bütün yabancı karıları için de aynı şeyleri yaptı.”8 And likewise did he for all his strange wives, which burnt incense and sacrificed unto their gods.
Çeşitli açılar içinde görülen şeyler daha net görülür.That things seen under more angles are seen more clearly.
Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.1.1 The world is the totality of facts, not of things.
Onların yaratık olmasını istemedim, çünkü insanlar en korkunç şeylerdir." sözleriyle açıkladı.I didn't want to make them aliens because humans are the scariest things."
Herhangi bir utanç duymadım; çünkü hepimiz bu mağlubiyetin ardından bir şeyler öğrendik."I wasn't embarrassed because we all learned something from it.
İnsanın içinde dışarı çıkıp bir şeyler içmek için müthiş bir istek uyandırıyor..It gives you a great feeling inside, like you want to go out and have a drink ...
Çizgilerin üzerine düşen bu şeyler görülür.Those things upon which the lines fall are seen.
Şimdi, tuhaf bir şeyler oluyor.Now, something strange is happening.
Genellikle kesin verilerin ideal sınırında dahi bilinen şeylerin sınırları vardır.Generally there are limits on what can be known even in the ideal limit of exact data.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.He said their fears did not materialize.
Bir şeyler yapmak istedim.I wanted to do something.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Knowledge does not produce the soul.
İyi şeyler, kötü şeyler...""Poor things, poor things.
Daha deneysel, Aphex Twin'inkiler gibi daha zor şeyler de vardı.There was very experimental, more hard stuff like Aphex Twin.
"SILA-Konuşmadığımız Şeyler Var (Sony Müzik–2010)". michaelshow.com."SILA-Konuşmadığımız Şeyler Var (Sony Müzik–2010)". michaelshow.com.
Yeni Şafak yazarı Abdulkadir Selvi de bu olayı köşesinde “Bunlar doğru şeyler değil.Yeni Şafak's author Abdulkadir Selvi wrote in his column: "These are not the right things.
Gördükleri şeyler hakkında sık sık sorular sorar veya teoriler üretir.He frequently theorises about or questions what he sees.
Sizin bundan başka devam edecek şeyleriniz de var." sözlerini ekledi.And you have to embrace those things", she added.
Algılayan, bir şeylerin farkına varan ve bir nihai anlamaya erişen kişidir.The Perceiver, the person who becomes aware about something and comes to a final understanding.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.I have to do something.
Cecily fark eder ki söylediği şeyler Mortmain'in İdris, Wales dağlarında ne sakladığıdır.Cecily realizes that what she said was that Mortmain is hiding in Cadair Idris, a mountain in Wales.
Artık dikkatinizi çektiğime göre size söyleyeceğim şeyler var."It's like, now that I have your attention, I have a few things to tell you."
İnsanlar iyi sonuçlar almak ve kazanmak için bir şeyler yaparlar.Let’s do the right thing & help them win.
Bu evre ideal sistemin işlemek zorunda olduğu şeyleri kurgulamayla ilgilenir.This phase is concerned with establishing what the ideal system has to perform.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.They cannot believe what they are seeing.
Edward Cole bunlara kendince bir şeyler ekler.Aly is only admitting things to herself.
Bitti, çünkü şu anda kimse grup adına bir şeyler yapmıyor.It's over right now because no one's doing anything.
Marge'nin bir şeyler gizlediğini anlar.Marcus is indeed hiding something.
Bu sert kadın imajı, göstermek istediğim şeylerden biriydi.The wish witch promises it would.
Bütün büyük olan şeyler acı üzerine kurulmuştur.He who is attached to things will suffer much.
Rusya sadece basit gereksiz şeyleri uzay fırlatmalarında kullanmıştı.Russia has only used pure expendables for space launch since.
Bu sayede birbirlerinin hayatlarında ağır şeylerin olduğunu keşfettiler.From that, they found that there was some heavy stuff happening in each other's lives.
Söylediğim ve yaptığım şeyler konusunda da daha cesurum.I am responsible for what I say and do.
Üçüncü makamı, mücahede, nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapmaktır.The third claw came with a low blow, for which Mankind was not disqualified.
Bir yarış) ve bir şeylerin ne anlama geleceğinin (ör.(By whom and by what method is it known?)
Kötü olan şeylerle ilgisi yoktur.It is not associated with seizures.
Şimdi herkes farklı şeylerle çalışıyor.Everybody is doing such different things.
Fani şeylere bağlı ve onlarla geçerli hiçbir mutluluk devamlı olamaz.You have to live in goodness all the time, and nothing else can matter.
Burada bulunduğu süre içinde yaptığı işler, gördüğü şeyler hakkında da bilgi sunar.Those places made him question what he already knew.
Hep bir şeyler eksik sanki!""Manchmal verschwindet was".
İnsan bir canlıdır ancak canlı olmayan şeylerden de oluşmuştur.Verily mankind is 'of one blood,' but not of the same essence.
Asla, Valar'ın yapmayı arzuladığı şeyleri yapmalarına izin vermez.Janet never stops giving you what you want.
Bir şeyler aynıdır, ama her şey değişmiştir."Something is the same, and everything is different."
Rose bu çalışmalarla ilgili "Yaptığım en kolay şeylerden biriydi.Rose thought that the sessions were "some of the easiest I've ever done.
Bırakın bizim için bir şeyler yapsınlar.To do things for them.
Yiyecek bir şeyler var mı?Is there anything to eat?
Oğlu Nihat'a olan sevgisiyle gizlice yaptığı şeyler eşiyle arasını bozmuştur.They ask him about his relationships with his offspring that came through sperm donation.
Bazı mikro uluslar paralar, bayraklar, posta pulları, pasaportlar, madalya vb. şeylere sahiptirler.Several micronations have issued coins, flags, postage stamps, passports, medals, and other items.
Ama bunların hiçbirsi ender görülen şeyler değil."Apart from this, nothing unusual occurred."
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Don't do something you'll regret.
"Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar.""He sees something positive in every situation".
Bunlar doğru şeyler değil.Just not the right ones.
Şehirde korkunç şeyler olmaktadır.Worse things will have happened in the world.
Albüm açılışında bütün bu farklılığı ve samimiyeti hissettirecek bir şeyler yapmalıydım.I had to do something to make the audience feel all the difference and intimacy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod