Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
Tom Mary'ye bir şeyler fısıldadı ve sonra odadan çıktı.Tom whispered something to Mary and then left the room.
Tom'un şeyleri her yerde.Tom's stuff is everywhere.
Bu şeyler hep aynı kalır.These things always remain the same.
Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur.The proletarians have nothing to lose but their chains.
Anlayamadığımız imkansız şeyler oluyor. Onlar gerçekten hayal edilemez.Impossible things happen that we can't understand. They're completely unimaginable.
Endişelenecek daha büyük şeylerimiz var.We have bigger things to worry about.
Senin hakkında iyi şeyler söyleyeceğim.I'll put in a good word for you.
Senin hakkında olumlu şeyler söyleyeceğim.I'll put in a good word for you.
İşte yeni şeyler öğreniyor musun?Are you learning new things at work?
Burada devam eden bazı çok tuhaf şeyler var.There are some very strange things going on here.
Tom bana istediğimiz şeyleri bize alabileceğini söyledi.Tom told me that he could get us what we wanted.
Tom bana ihtiyacımız olan şeyleri bize alabileceğini söyledi.Tom told me that he could get us what we need.
Tom ihtiyacın olan şeyleri sana alabileceğini söylüyor.Tom says he can get you what you need.
Neden asla kullanmayacağın şeyler satın alıyorsun?Why buy something you'll never use?
Bu tür şeylerin neden olduğunu kimse bilmiyor.Nobody knows why this kind of thing happens.
Tom'un şeyleri yanlış yere koymak gibi bir eğilimi var.Tom has a tendency to misplace things.
Senin ilgilendiğini düşündüğüm aynı şeylerle ilgilenmiyorum.I'm not interested in the same things I think you're interested in.
Bu şimdiye kadar yaptığım en aptalca şeylerden biri.It's one of the stupidest things I've ever done.
Basit şeylerin iyi olmadığını kim söylüyor?Who says that simple things aren't good?
Tüm bu şeyleri nereden aldın?Where did you get all this stuff?
Öğrencilerim sonunda daha önce hiç fark etmedikleri şeyleri görüyorlar.My students are finally seeing things they never noticed before.
Tom bize bazı şeyler bıraktı.Tom left us some things.
Tom bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordu.Tom knew something went wrong, didn't he?
Tom bir şeylerin yanlış olduğunu hemen bildi.Tom knew instantly that something was wrong.
Tom bizden bir şeyleri sakladı.Tom kept things from us.
Tom zaman zaman bana bir şeyler verir.Tom gives me things from time to time.
Tom bazen şeyleri yanlış alır.Sometimes Tom gets things wrong.
Boston'da böyle şeyler yapmak zorunda değilim.I never got to do stuff like this in Boston.
Hırs insanlara tuhaf şeyler yaptırır.Greed makes people do strange things.
Doktor Tom'a bir kaç gün katı şeyler yememesini söyledi.The doctor told Tom not to eat solids for a few days.
Biraz kağıt, kalem, mürekkep ve bunun gibi şeylere ihtiyacım var.I need some paper, pencils, ink and so on.
Tom inandığı şeyler için savaşırken öldü.Tom died fighting for what he believed in.
Tom'un endişeleneceği daha önemli şeyler var.Tom has more important things to worry about.
Tom aklında şu anda başka şeyler var.Tom has other things on his mind right now.
Tom'un seninle konuşacak bazı şeyleri var.Tom has some things to talk to you about.
İnsanların söylemek istemediği şeyleri tercüme etmek faydasızdır.It's useless to translate things that people don't want to say.
Üzülme, olur böyle şeyler.Don't worry. These things happen.
Bazı insanlar nezaketsiz şeyler yapıyor.Some people are doing disrespectful things.
Açıkça, onların hakkında endişelenecekleri daha önemli şeyleri var.Clearly, they have more important things to worry about.
Onun gibi şeyler hakkında biraz endişeleniyorum.I kind of worry about stuff like that.
Tom endişeleneceği başka şeyleri olduğunu söylüyor.Tom says he has other things to worry about.
Artık bu tür şeyler hakkında endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that kind of thing anymore.
Küçük şeyler hakkında endişelenmeyi durdurman gerekir.You should stop worrying about the minor stuff.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.You spend too much time worrying about things that don't matter.
Endişelenmeniz gereken başka şeyleriniz var.You've got other things to worry about.
Herkes hayatında yanlış şeyler yapar.Everyone does wrong things in their lives.
Sen şeyleri daha kötü yaptın.You made things worse.
Bazı aptalca şeyler yaptım.I've done some stupid things.
O ciddi şeylerle ilgili önemsiz bir biçimde konuşmaz.He doesn't speak frivolously of serious things.
Ben burada biraz bir şeylerin ortasındayım.I'm kind of in the middle of something here.
Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.Tom was probably pondering something.
Kötü şeyler olur.Bad things happen.
Kötü şeyler olacak.Bad things will happen.
Kötü şeyler her zaman Tom'a olur.Bad things always happen to Tom.
Böyle şeylerin Tom'a olmayacağından eminim.I bet stuff like this doesn't happen to Tom.
Üzülmeyin. Bu şeyler olur.Don't worry. These things happen.
Bu şeylerden hiçbiri olmadı.None of those things happened.
Böyle şeyler olduğunda bundan nefret ediyorum.I hate it when things like this happen.
Keşke böyle şeylerin olması dursa.I wish things like this would quit happening.