Sarhoş insanlar sık sık aptalca şeyler yaparlar.Drunk people often do stupid things.
Ağrı sana aptalca şeyler yaptıracaktır.Pain will make you do stupid things.
Acı sana aptalca şeyler yaptıracaktır.Pain will make you do stupid things.
Çocuklar bir sürü aptalca şeyler yaparlar.Children do a lot of stupid things.
Çocuklar sık sık aptalca şeyler yaparlar.Children often do stupid things.
Çocuklar böyle aptalca şeyler söylerler.Children say such stupid things.
Tom Mary hakkında onun John'a söylemeyeceğini umduğu belirli şeyler biliyordu.Tom knew certain things about Mary that she hoped he wouldn't tell John.
Tom senin hakkında bazı gerçekten güzel şeyler söyledi.Tom said some really nice things about you.
Sana verecek bazı şeylerim var.I have some things to give to you.
Bazı şeylerin söylenmemiş olarak bırakılması daha iyidir.Certain things are better left unsaid.
Buradaki şeylerin görüntüsünü sevmiyorum.I don't like the looks of things here.
Kesinlikle bu dünyada saçma sapan şeyler oluyor.Absolutely nonsensical things happen in this world.
Birçok şeyde ihtilafa düşmemize rağmen anlaştığımız bazı şeyler var.Even though we disagree on many things, there are some things we agree on.
"Yaz ödevine başladın mı?" "Hey, aklıma kötü şeyler sokma.""Have you worked on your summer homework?" "Hey, don't make me think of bad things."
Bildiğim şeylerin çoğunu o bana öğretti.He taught me most of the things I know.
Bazı şeylerle ilgili görüşünüzü sormak istedim.I wanted to ask your opinion on some things.
Biz şeyleri hayal ediyor olmalıyız.We must be imagining things.
Emily'nin bir şeyler yemeye ihtiyacı var, çünkü o aç.Emily needs to eat something, because she's hungry.
Emily'nin bir şeyler içmeye ihtiyacı var, çünkü o susuz.Emily needs to drink something, because she's thirsty.
Emily ev ödevini yaptıktan sonra bir şeyler yiyecek.Emily will eat something after doing her homework.
Hakkında bilmem gereken şeyler var.There are things I must know about.
Bilmem gereken şeyler var.There are things I have to know about.
Hiçbir şeyleri yok.They have nothing.
Bir şeyler hakkında kızımla samimi olarak konuşmak zorunda kalacağım.I'll have to talk to my daughter about things heart-to-heart.
Sadece bir bavula koyabileceğin şeyleri al.Only take what you can get in one suitcase.
İmkansız şeyler bazen olur.Impossible things sometimes happen.
Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.Seemingly impossible things sometimes happen.
Bütün bu şeyleri nasıl biliyorsun?How do you know all these things?
O bu şeylerden sadece biriydi.It was just one of those things.
O bu şeylerden biriydi.It was one of those things.
Neden bir mola vermiyoruz ve yiyecek bir şeyler almaya gitmiyoruz?Why don't we take a break and go get something to eat?
Neden kötü şeyler olur?Why do bad things happen?
Bu şeyler ne kadar?How much do those things cost?
Burada bir şeyler oluyor.Something is going on here.
Diğer şeyler arasında hava durumunu konuştuk.Among other things, we talked about the weather.
Çocuklarımız için bir şeyler bırakmalıyız.We should leave something for our children.
Yargı ve hüküm farklı şeylerdir.A verdict and a sentence are different things.
Bütün bu şeyleri sizin için 2.30'a kadar hazırlayacağım.I'll have all this stuff ready for you by 2:30.
İhtiyacımız olan şeyleri almak için yeterli paramız olduğundan neredeyse eminim.I'm almost certain that we have enough money to buy what we need.
Tom hakkında iyi şeylerden başka hiçbir şey duymadım.I've heard nothing but good things about Tom.
Bütün bu şeylerden kurtulalım.Let's get rid of all this stuff.
Dünyada yapacak en zor şeylerden biri affetmektir.One of the toughest things in the world to do is forgive.
Yapmamız gereken başka şeyler var.We have other things we should be doing.
Birlikte daha çok şeyler yapmalıyız.We should do more stuff together.
Gidip daha uygun bir şeyler giymelisin.You need to go change into something more appropriate.
Belli ki aklında başka şeyler var.You obviously have other things on your mind.
Açıkça aklında başka şeyler var.You obviously have other things on your mind.
Tom her zaman gerçekten çok önemli olmayan şeyler hakkında endişe eder.Tom always worries about things that don't really matter very much.
Tom ve ben çeşitli şeyler hakkında konuştuk.Tom and I talked about various things.
Tom ve Mary genellikle aynı şeylerden zevk almazlar.Tom and Mary don't usually enjoy the same things.
Tom ve Mary farklı şeyler istiyorlar.Tom and Mary want different things.
Tom genellikle böyle aptalca şeyler yapmaz.Tom doesn't usually do stupid things like that.
Tom ebeveynlerinden bir şeyler saklayan kişi türü değildir.Tom isn't the kind of person who hides things from his parents.
Tom Mary'ye doğru eğildi ve bir şeyler fısıldadı.Tom leaned toward Mary and whispered something.
Tom'un muhtemelen bizimle takılmaktan yapacağı daha iyi şeyleri vardır.Tom probably has better things to do than hang out with us.
Tom sırt çantasına bir şeyler sokuşturdu.Tom shoved his stuff into the backpack.
Tom bazen aptalca şeyler yapar.Tom sometimes does foolish things.
Tom kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu.Tom was mumbling something to himself.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.