şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom pişen bir şeyin kokusunu alıyordu.Tom could smell something cooking.
Her şeyin yolunda gideceğinden bayağı eminim.I'm pretty sure everything will go well.
Böyle bir şeyin olacağı içime doğmuştu.I had a feeling something like this was going to happen.
Annem her şeyin bir para meselesi olduğunu düşünüyor.My mother thinks that everything is a question of money.
Devletin şeyinde değiliz.Our government doesn't give a damn about us.
Uçakta okuyacak bir şeyin var mı?Do you have something to read on the plane?
Tom birden bir şeyin yanlış olduğunu fark etti.Tom suddenly realized that something was wrong.
Hastayım, bu yüzden dilim hiçbir şeyin tadını almıyor.I'm sick, so I can't taste anything.
Her şeyin yakında daha iyi olacağına eminim.I'm sure things will soon get better.
Her şeyin açıklığa kavuşmasını istiyorum.I want everything out in the open.
Her şeyin ortaya çıkmasını istiyorum.I want everything out in the open.
Yapacak başka şeyin yok mu senin?Don't you have anything else to do?
Yaptığı her şeyin zevkini çıkarır.He enjoys himself at everything he does.
Sevdiğin her şeyin üstüne sıçacağım.I will shit on everything you love.
Her şeyini tek bir bavula sığdırmayı başardı.He was able to fit everything he owned into one suitcase.
Böyle bir şeyin bir daha asla olmayacağını söyledi.He said that nothing like that would ever happen again.
bir şeyin olmasına sebeb olan kişithe person who caused something to happen
Her şeyin bir başlangıncı ve bitişi vardır.Everything has a beginning and an end.
Her şeyin bir başı ve sonu vardır.Everything has a beginning and an end.
Bilge kişi her şeyin özündeki ilahi boyutu görür.The man of wisdom sees the divine substance in everything.
Yaptığın şeyin özrü yok.There's no excuse for what you did.
Her şeyin bir satıcısı vardır.There is a merchant for every product.
Aklı hâlâ şeyinde.He still has a strong sexual appetite.
Baş ağrısı için bir şeyiniz var mı?Have you got anything for headaches?
İçecek başka bir şeyin var mı?Do you have anything else to drink?
Bu gömlek benim için çok büyük. Daha küçük bir şeyin var mı?"This shirt's too big for me. Do you have anything smaller?
Felix her şeyin kilitli olduğundan emin oldu.Felix made sure everything was locked.
Stefan evin içinde bir şeyin sesini duydu.Stefan heard the sound of something inside the house.
Stefan evin içinde bir şeyin sesini işitti.Stefan heard the sound of something inside the house.
Aslında dış dünyaya açılan tek şeyin bu resim olmasını istedik.In fact, we wanted the only opening on the exterior world to be this picture.
Her şeyin ne kadar temiz ve düzenli göründüğünü farkederdiniz."You would notice how clean and orderly everything looks."
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.There are many different ways to prove something is impossible.
Hikâye, insanların iyiliği için her şeyini feda eden yedi genç üzerine kuruludur.The story is about seven youth who sacrifice everything for the good of people.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."For me the value of the human being is above everything."
Ve kalan her şeyin Oğul'dan yaratıldığını belirtiyordu.And he argued that everything else was created through the Son.
Ve Capitol Pictures yazdığın hiçbir şeyin yapımını gerçekleştirmeyecek."And Capitol Pictures will not produce anything you write".
Suzel üzgün bir şekilde gelir ama David her şeyin iyi olacağı konusunda ısrar eder.Suzel enters sadly but David insists that everything will be all right.
Ancak, bu sorulduğunda Russell T Davies, böyle bir şeyin planlanmadığını söylemiştir.However, when asked, Russell T Davies stated that it was not deliberate.
Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir.There every single truth gets revealed.
"Biz her şeyin bir karakteri olduğundan emin olduk.We made sure that everything had character."
Gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin yaratıcısı O'dur.He is seen by his people as the creator of all things.
Her şeyin yaratılış kaynağı nedir?The Uncreated, from which all Creation springs.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.When he states that something is impossible, he is very probably wrong.
Romanda onu cezbeden şeyin "Doktor Ledgard'ın intikamının büyüklüğü" olduğunu belirtmişti.He described what attracted him in the novel as "the magnitude of Doctor Ledgard's vendetta".
Buna göre, Tanrı her şeyin sebebidir, birdir.God, the Cause of all, is one.
Kavner, karakterleri, "her şeyin dışındaki yaşamı emen kişiler" olarak tanımlamaktadır.Kavner voices them as characters "who suck the life out of everything".
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.This is where God has placed us and the earlier we realized this the better for all of us."
Bir şeyin başlangıç yeri.Histoire d'un commencement.
"Bu dizi seks, aşk, ilişkiler, kariyer yani hayatınızda her şeyin mümkün olduğu zaman hakkında."It's about sex, love, relationships, careers, a time in your life when everything's possible.
Üç yıllık gayretten sonra, 1898'de, gereken şeyin yalnızca bir kısmı için söz verilmişti.In 1898, after three years' effort, only a fraction of what was required had been promised.
Pratik bir bakışla ontoloji, bilgi sahibi olduğumuz bir şeyin temsilidir.From a practical view, an ontology is a representation of something we know about.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.""If something can go wrong for me, it will."
Burası, her şeyin başladığı yerdir.This house is the place where it all began.
Doğa yasaları olarak bilinen her şeyin Allah'ın yaratımına uygun olduğunu öne sürer.He realizes it is the whole creation as designed by God before God decreed it to exist.
Thomas Claire'i her şeyin iyi olacağına ve iyi birer anne-baba olacaklarına ikna ediyor.Thomas reassures her that everything will be fine and that they will be good parents.
(Kur'an, Hucurat/12) "Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme.(O man), follow not that whereof thou hast no knowledge.
Bâtın; gizli olan, bir şeyin gerçeği, iç yüzü anlamına gelir.She faces him with the truth, and reveals who she is.
Onu, her şeyin Halikını, kâinat dualar* ile yücelesin!"‘For this shall every one that is godly pray unto thee’ (Psa.
Bunlar aynı şeyin iki modeli fakat farklı ölçeklerde.They are two models of the same thing, but of different scales.
Yetimhanede büyümüş, onu bir aile evlat edinmiş, o da ailenin her şeyini çalmıştır.He is dutiful, and takes care of all the household duties.
İlgili Sayfalar