Tom hala Mary'nin ona her şeyi anlatmıyor olduğunu bilir.Tom knows that Mary still isn't telling him everything.
"Hey herkes, söyleyecek bir şeyim var!" "Oğlum, nedir o?" "Ben Ganon'a katılacağım!""Hey everyone, I have something to say!" "My boy, what is it?" "I'm going to join Ganon!"
Tom ilgilenecek bir şeyi olduğunu söyledi.Tom said he had something to take care of.
Tom bana her zaman aynı şeyi söylüyor.Tom tells me the same thing all the time.
Tom yalnızca doğru şeyi yapmaya çalışıyordu.Tom was just trying to do the right thing.
Tom sana muhtemelen benim söylediğim aynı şeyi söyleyecek.Tom will probably tell you the same thing I did.
Tom'un yapmanı istediği şeyi tam olarak yaptın.You did exactly what Tom wanted you to do.
Tom'un onun yaptığını söylediğin şeyi yapabilmesinin bir yolu yok.There's no way Tom could've done what you said he did.
Daha iyi her şeyi yapmak, seni benden daha iyi yapmaz!Doing everything better doesn't make you better than me!
Her şeyi şimdi gördüm.Now I've seen everything.
Tom, bir şeyin yanlış olduğunu gördü.Tom saw that something was wrong.
Yardımın her şeyi değiştirdi.Having your help made all the difference.
O şeyi nerede buldun?Where did you come up with that stuff?
Endişelenme. Tom her şeyi tamir edebilir.Don't worry. Tom can fix anything.
Üzülecek bir şeyim yok.I've got nothing to worry about.
Şimdi hakkında endişelenecek daha az şeyimiz var.Now we have one less thing to worry about.
Bak Tom, endişelenecek bir şeyin olmadığını sana söyledim.See Tom, I told you didn't have anything to worry about.
Onlar endişelenecek bir şeyimiz olmadığını söylüyor.They say we've got nothing to worry about.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
Tom'un endişelenecek çok şeyi var.Tom has too many things to worry about.
Zaten endişelenecek yeterince şeyimiz var.We already have enough to worry about.
Lütfen Tom'a endişelenecek bir şeyi olmadığını söyler misin?Will you please tell Tom he has nothing to worry about?
Tom'a sor ve o sana aynı şeyi söyleyecek.Ask Tom and he'll tell you the same thing.
Tom'un yapmamı emrettiği şeyi yaptım.I did what Tom ordered me to do.
Tom olanlar hakkında bildiği her şeyi Mary'ye anlattı.Tom told Mary everything he knew about what had happened.
Savaş her şeyin babasıdır.War is the father of all.
Her şeyin kendi sınırları var.Everything has its limits.
Yapmak istemediğin bir şeyi sana yaptırma isteğim yok.I have no wish to make you do anything you don't want to do.
Muhtemelen Tom'un istediği şeyi yapmalısın.You should probably do what Tom asks.
Sen her şeyi eğlenceli yapıyorsun.You make everything fun.
Elimizdekilerle yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.We have to make do with what we have.
Tom'un onun yaptığını söylediğin şeyi yapacağına inanmak zor.It's hard to believe Tom would do what you said he did.
Yaptığın şeyi herhangi biri yapabilirdi.Anyone could've done what you did.
Tom ihtiyacınız olan her şeyi size sağlayacaktır.Tom will furnish you with anything you need.
İhtiyacın olan şeyin bu olduğundan kesinlikle eminim.I'm sure this is exactly what you need.
Tom'a her şeyin iyi olduğunu söyle.Tell Tom everything is fine.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma söz veriyorum.I promise I'll explain everything later.
Her şeyin istenilen sonucu vereceğini sana söylemedim mi?Didn't I tell you everything would work out?
Burada bir şeyin ortasındayız.We're in the middle of something here.
Tom hakkında bildiğin her şeyi bize söylemeni öneriyorum.I suggest you tell us everything you know about Tom.
Aradığın şeyi bulduğunu düşünüyorum.I think I found what you're looking for.
Ben biraz bir şeyin ortasındayım.I'm kind of in the middle of something.
Söyleyecek olumlu bir şeyin yoksa, bir şey söyleme.If you don't have anything positive to say, don't say anything.
Söylemek zorunda olduğum şeyi dikkatlice dinle.Listen carefully to what I have to say.
Tom senin yapman gereken şeyi anladığından emin olmamı istedi.Tom asked me to make sure you understood what you needed to do.
İnsanları onu yapmaktan vazgeçirmek için mümkün olan her şeyi yaptım.I've done everything possible to discourage people from doing that.
Yapmamı istediğin şeyi yapamam.I can't do what you're asking me to do.
Yaptığın şeyin kasıtlı olmadığını biliyorum.I know what you did wasn't intentional.
Sanırım orada olmayan bir şeyi arıyorsun.I think you're looking for something that isn't there.
Az önce yaptığım şeyi görmek ister misin?Would you like to see what I just made?
Öyle bir şeyi nasıl söyleyebilirsin?How can you say something like that?
Ortak birçok şeyimiz var.We have a lot in common.
Her şeyi düşündün gibi görünüyor.It looks like you thought of everything.
Söyleyecek bir şeyin varsa, lütfen söyle.If you have something to say, please say it.
Her şeyi çok iyi anlıyorum.I understand all too well.
Bildiğim her şeyi o bana öğretti.He taught me everything I know.
Tom atlara binme hakkında bildiğim her şeyi bana öğretti.Tom taught me everything I know about riding horses.
Böyle bir şeyi asla teklif etmemeliydim.I should never even have suggested such a thing.
Yapmamam gereken bir şeyi yaptığımı mı öne sürüyorsun?Are you suggesting I did something I shouldn't have?
Mangalardan hayatta önemli olan her şeyi öğrendim.I learned everything important in life from mangas.