Doktor Tom'un sahip olduğu şeyin bulaşıcı olmadığını söyledi.The doctor said that what Tom has isn't contagious.
Tom her şeyi odanın ortasına yığdı.Tom piled everything up in the center of the room.
Tom'un doğru şeyi yapmak için pek çok şansı vardı.Tom has had so many chances to do the right thing.
Tom olacak bir şeyi bekliyor gibi görünüyor.Tom seems to be waiting for something to happen.
Senin ve benim ortak çok şeyimiz olduğuna dair içimde bir his var.I have a feeling you and I have a lot in common.
Onun bilmesini istediğimiz her şeyi Tom'a söyle lütfen.Please tell Tom everything we want him to know.
Tom Mary'ye giymek istediği şeyi giymesini söyledi.Tom told Mary to wear what she wanted to wear.
Partimiz için lazım olan her şeyi aldın mı?Did you buy everything we need for our party?
Tom her şeyin iyi olup olmadığını sormak için Mary'yi aradı.Tom called Mary to ask if everything was OK.
Görüşmemiz gereken bir sürü şeyimiz var.We have a lot of things we need to discuss.
Bana söyleyecek bir şeyin varsa, söyle.If you have something to say to me, say it.
Tom yapacak önemli bir şeyi olduğunu söyledi.Tom said he had something important to do.
Tom her şeyi ait olduğu yere geri koydu.Tom put everything back where it belonged.
Konuyla ilgili söyleyecek daha fazla bir şeyim yok.I have nothing more to say on the subject.
Tom'un sana söylemek istediği bir şeyi var.Tom has something he wants to say to you.
Tom ve Mary her şeyi bildiklerini düşünüyor.Tom and Mary think they know everything.
Tom her zaman her şeyi kendi yapmak zorundaydıTom always had to do everything himself.
Satın almamız gereken birçok şeyimiz var.We have a lot of things we need to buy.
Tom'un yaptığı her şeyi bilmem gerekiyor.I need to know everything Tom has done.
Yapmamız gereken çok şeyimiz var.We have a lot of things we need to do.
Ben sana aynı şeyi soracaktım.I was about to ask you the same thing.
Yaptığın her şeyi bilmem gerekiyor.I need to know everything you've done.
Hepinize söyleyecek bir şeyim var.I have something to say to all of you.
Tom'un Mary hakkında söylediği şeyi duydun mu?Did you hear what Tom said about Mary?
Tom söylediğin her şeyi dinledi mi?Did Tom listen to everything you said?
Tom, Mary'yle aynı şeyi yaptı.Tom did the same thing that Mary did.
Bildirecek önemli bir şeyim var.I have something important to report.
Neredeyse benimle ilgili her şeyi biliyorsun.You know almost everything about me.
İstediğin herhangi bir şeyi dinleyebilirsin.You can listen to anything you want.
Biz istediğin aynı şeyi istedik.We wanted the same thing you wanted.
Tom, Mary hakkında aynı şeyi söyledi.Tom said the same thing about Mary.
Hem Tom hem de ben aynı şeyi istiyoruz.Tom and I both want the same thing.
Tom hakkında aynı şeyi söyledin.You said the same thing about Tom.
Tom Mary'ye ona her şeyi söyletti.Tom made Mary tell him everything.
Tom'un söylemek istediği bir şeyi var.Tom has something he wants to say.
Tom'un senin için bir şeyi olduğunu biliyorsun.You know Tom has a thing for you.
Tom ve Mary'nin yiyecek bir şeyi yok.Tom and Mary have nothing to eat.
Yakında senin için bir şeyim olacak.I'll have something for you soon.
İstediğin aynı şeyi istiyoruz.We want the same thing you want.
Tom gizleyecek hiçbir şeyi olmadığını söyledi.Tom says he has nothing to hide.
Tom şimdi her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor.Tom now thinks everything is OK.
O şeyin ne olduğunu biliyor musun?Do you know what that thing was?
İstediğin bir şeyi giyebilirsin.You can wear anything you want.
Sen istediğin her şeyi okuyabilirsin.You can read anything you want.
Tom bir şeyin yanlış olduğunu hissetti.Tom sensed something was wrong.
Tom Mary hakkında her şeyi biliyordu.Tom knew everything about Mary.
Tom onların söylediği her şeyi duydu.Tom heard everything they said.
Tom Mary'nin söylediği her şeyi duydu.Tom heard everything Mary said.
Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about.
Tom istediği her şeyi alabilir.Tom can take anything he wants.
Tom ve benim gizleyecek hiçbir şeyimiz yok.Tom and I have nothing to hide.
İstediğin her şeyi satın alabilirsin.You can buy anything you want.
Bir şeyi atlamış olmalıyız.We must have missed something.
Bir şeyi gözden kaçırmış olmalıyız.We must have missed something.
Tartışacak bir şeyimiz var.We have something to discuss.
Tom bir şeyin yanlış olduğunu biliyordu.Tom knew something was wrong.
Tom yapacak daha iyi bir şeyi yok.Tom has nothing better to do.
Tom'un yapacak daha iyi bir şeyi yoktu.Tom had nothing better to do.
Tom ve Mary'nin çok şeyi yok.Tom and Mary don't have much.
Tom her şeyi bir kutunun içerisine koydu.Tom put everything in a box.