Aynı şeyi düşünüyorum.I'm thinking the same thing.
Yapmak zorunda olduğum şeyi yapıyorum.I'm doing what I have to do.
Tom'a yardım etmek için her şeyi yaparım.I'd do anything to help Tom.
Aynı şeyi yapardım.I used to do the same thing.
Her şeyi şimdi anlıyorum.I understand everything now.
Söyleyeceğim her şeyi söyledim.I said all I'm going to say.
Tartışacak bir şeyimiz yok.We have nothing to discuss.
Tom söylediğimiz şeyi umursamayacak.Tom won't care what we say.
Başka her şeyi denedim.I've tried everything else.
Her şeyin iyi olduğundan eminim.I'm sure everything's fine.
Ben bu şeyi tutmuyorum.I'm not keeping this thing.
Yapmak zorunda olduğum şeyi yapacağım.I'll do whatever I have to.
Biz her şeyi birlikte yaparız.We do everything together.
Tom her şeyi not etti.Tom wrote everything down.
İstediğin her şeyi yapacağım.I'll do anything you wish.
Her şeyi izledim.I watched the whole thing.
Sana her şeyi söyleyeceğim.I'll tell you everything.
Sana her şeyi göstereceğim.I'll show you everything.
Tom'a senin hakkında her şeyi söyledim.I told Tom all about you.
Tom hakkında her şeyi unuttuk.We forgot all about Tom.
Hiçbir şeyi gizlemiyorum.I'm not hiding anything.
Her şeyi bir kez deneyeceğim.I'll try anything once.
Aynı şeyi söylerdim.I'd say the same thing.
Ben neredeyse her şeyi yapardım.I'd do almost anything.
Senin hakkında her şeyi biliyoruz.We know all about you.
Tom'a her şeyi anlattım.I told Tom everything.
O şeyi keser misin?Would you cut it out?
Tom her şeyi tamir edebilir.Tom can fix anything.
Bir şeyim yok. Birazdan düzelirim.I'll be all right.
Hakkında endişelenecek bir şeyin olduğunu sanmıyorum.I don't think you have anything to worry about.
Sen her şeyi duyabilirsin.You can hear everything.
Benim ekleyecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to add.
Konuşmaya ekleyecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to add to the conversation.
Ben Tom'un bana yapmamı sorduğu şeyi yapmaya niyet etmem.I don't intend to do what Tom asked me to do.
Tom'un yapmamı söylediği şeyi yapmaya niyetim yok.I don't intend to do what Tom told me to do.
Siz çocukların yapacak daha iyi bir şeyi yok mu?Don't you guys have anything better to do?
Hayatta, risk almazsanız her şeyi riske atarsınız.In life, if you don’t risk anything, you risk everything.
Yapacak daha iyi bir şeyim yoktu.I had nothing better to do.
Yapacak daha iyi bir şeyimiz yoktu.We had nothing better to do.
Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, elbette.You can do whatever you want to do, of course.
Şimdiye kadar tartıştığımız şeyi bana tekrar hatırlat.Remind me again what we've been discussing up to now?
Kendinize olan güveni asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
İçinizdeki inancı asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
Her şeyi yaptırmak için bir günde yeterli saat yok gibi görünüyor.It seems like there are never enough hours in a day to get everything done.
Senin hakkındaki her şeyi bana anlat.Tell me everything about you.
Mary sincaplarla ilgili her şeyi toplar.Mary collects anything that's connected with squirrels.
Her şeyi bilerek doğmuyoruz.We aren't born knowing everything.
Tom her şeyi öğrenebilir.Tom can learn anything.
Kız kardeşim aynı şeyi yaptı.My sister did the same thing.
Tom Mary'ye her şeyi yaptırmak için yeterli zamanını olmadığını söyledi.Tom told Mary that he didn't have enough time to get everything done.
Tom beni zaten yapmak istemediğim bir şeyi yapmaya ikna etmedi.Tom didn't talk me into doing anything I didn't already want to do.
Bu tarz bir şeyi yapan insanlara ne olduğunu biliyor musunuz?Do you know what happens to people that do that kind of thing?
Durum hakkında bildiğin her şeyi bilmemiz gerekiyor.We need to know everything that you know about the situation.
Tom onun yapmasını istediğin şeyi yapabilip yapamayacağını bilmiyor.Tom doesn't know if he can do what you're asking him to do.
Tom'un yapmanı istediği şeyi yapmamak bir hata olurdu.It would be a mistake not to do what Tom asked you to do.
Ben sadece bu şeyi tamir ettirmeye çalışarak üç saati israf ettim.I just wasted three hours trying to get this thing fixed.
Tom ve Mary bir şeyin olmasını bekliyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be waiting for something to happen.
Yapmamız gereken her şeyin listede olduğunu biliyoruz.We know that everything we need to do is on the list.
Tom olanlar hakkında neredeyse her şeyi unuttu.Tom had almost forgotten all about what had happened.
Tom'un yapmasını istediğin şeyi yapacak zamanı yoktu.Tom hasn't had time to do what you asked him to do.