Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyi ile cümle

şeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sanırım doğru şeyi yaptın.I think you did the right thing.
Ben her şeyi otomatik olarak yaptım.I did everything automatically.
Bu şeyi uygulamaya koymanın zor olduğunu fark ettim.I realized that putting this thing into practice was hard.
Hoşlandığın şeyi al.Take anything you like.
Bence sen her şeyi yapabilecek kabiliyettesin.I think you're capable of anything.
Bence bir şeyi gözden kaçırıyorsun.I think you're missing something.
Bence bir şeyi gözden kaçırıyorsunuz.I think you're missing something.
O, bu bir şeyi yedikten sonra diğerlerinden herhangi birini yemedi.Having finished eating this one thing, he didn't eat any of the others.
Ben burada bir şeyi yarıda kesiyor muyum?Am I interrupting something here?
Herkes her şeyi biliyor, değil mi?Everyone knows everything, don't they?
Ruslar ayılar hakkındaki her şeyi bilirler.Russians know everything about bears.
Mary çantasına baktı ama aradığı şeyi bulmadı.Mary looked in her purse, but she didn't find what she was looking for.
Arabalar hakkında her şeyi biliyorum.I know all about cars.
Sen sadece yapmak zorunda olduğun şeyi yaptın.You just did what you had to do.
Başka bir şeyimiz yok.We have nothing else.
Yapacak başka bir şeyim yok.I have nothing else to do.
Yapacak başka bir şeyim yoktu.I had nothing else to do.
O söyleyecek başka hiçbir şeyi yoktu.She had nothing else to say.
Söyleyecek başka bir şeyim yoktu.I had nothing else to say.
Onun kaybedecek başka hiçbir şeyi yoktu.She had nothing else to lose.
Kaybedecek başka bir şeyim yok.I have nothing else to lose.
Onun, dünyada başka hiçbir şeyi yoktu.She had nothing else in the world.
Benim dünyada başka hiçbir şeyim yok.I have nothing else in the world.
Giyecek başka bir şeyim yok.I have nothing else to wear.
Bugün için planlanmış başka bir şeyim yok.I have nothing else scheduled for today.
Doktor, yapabileceği her şeyi yaptı.The doctor did everything he could.
Hiç kimse çok bilgili değil ki her şeyi bilebilsin.No one is so learned that he can know all things.
İstediğim her şeyi elde ettim.I got everything I wanted.
Bugün yapabileceğim her şeyi yaptım.I've done all that I can do today.
Öksürük için iyi bir şeyin var mı?Do you have something that's good for a cough?
Benim hakkımda her şeyi biliyorsunuz.You know everything about me.
Her şeyin iyi olacağına söz veriyorum.Everything will be okay. I promise.
Her şeyi yemek zorundasın!You have to eat everything!
Her şeyi yemek zorundasınız!You have to eat everything!
İstediği şeyi buldu.She found what she wanted.
İstediğim her şeyi alırım.I get everything I want.
İstediğim her şeyi alabilirim.I can get anything I want.
Tom bana istediğim her şeyi vermeye söz verdi.Tom promised to give me anything I wanted.
Yapmanı istediğimiz her şeyi yapmak için yeterli zamanın olacağından emin değilim.I'm not sure you'll have enough time to do everything we've asked you to do.
Tom, oraya varana kadar her şeyin hazır olacağına dair bana güvence verdi.Tom assured me that everything would be ready by the time we got there.
Tom hakkında bana söyleyecek birçok ilginç şeyinin olduğuna eminim.I'm sure you have a lot of interesting things to tell me about Tom.
Patronun yapmanı istediği şeyi şiddetle yapmanı tavsiye ederim.I would advise you strongly to do what the boss asked you to do.
İnsanların seni yapmakla suçladığı şeyi yapmadığından eminim.I'm sure you didn't do what people are accusing you of doing.
Yapmak istemediğin bir şeyi yapmanı bekleyemeyiz.We wouldn't expect you to do anything you didn't want to do.
Yapmak istediğim şeyi bana yaptıracağınızı sanmıyorum.I don't suppose you're going to let me do what I want to do.
Bana yapacağını söylediğin şeyi neden yapmadığını bilmek istiyorum.I want to know why you didn't do what you told me you'd do.
Tom yapacağına söz verdiği şeyi yapmadığı için özür diledi.Tom apologized for not doing what he had promised he'd do.
Tom, Mary'ye her şeyi anlatmaktan daha fazla bir şey istemiyor.Tom would like nothing more than to tell Mary everything.
Onların istedikleri her şeyi almak için yeterli parası yok.They don't have enough money to buy everything they need.
Tom, Mary'nin söylemek zorunda kaldığı hiçbir şeyi dinlemeyeceğini biliyordu.Tom knew Mary wouldn't listen to anything he had to say.
Kendim yapmayacağım bir şeyi yapmanı istemiyorum.I'm not asking you to do anything I wouldn't do myself.
Yapamayacağınız bir şeyi yapmanızı istemezdim.I wouldn't ask you to do anything that you couldn't do.
Bilmem gereken şeyi bana söyleyebileceğini düşündüm.I thought that you could tell me what I needed to know.
Doğru şeyi yapmak için güvenebileceğim tek kişisin.You're the only one I can trust to do the right thing.
Tom'un, yapmak istediği her şeyi yapmasına izin vereceğim.I'm going to allow Tom to do whatever he wants to do.
Tom'un yapacağını söylediği şeyi yapacağına eminim.I'm confident that Tom will do what he says he'll do.
Tom yaptığı şeyi bıraktı ve Mary'ye baktı.Tom stopped what he was doing and looked up at Mary.
Her şeyi kamyona yüklemek Tom'un bir saatini aldı.It took Tom an hour to load everything on the truck.
Tom o hafta sonu yaptığı şeyi Mary'ye hiç söylemedi.Tom never told Mary about what he did that weekend.
Tom'un bize her şeyi söylemediğine ikna oldum.I'm convinced that Tom isn't telling us everything.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod