Kaybedecek bir şeyin yok.You have nothing to lose.
Bugün yapacak çok şeyin var mı?Do you have a lot to do today?
Başka bir şeyi kurcalama.Don't tamper with anything else.
Darwin'in yapıtı her şeyi değiştirir.Darwin's work changes everything.
Darwin her şeyi değiştirdi.Darwin changed everything.
Hem Tom hem de Mary aynı şeyi içiyorlar.Tom and Mary both are drinking the same thing.
Lütfen gerekli olduğunu düşündüğün şeyi yap.Please do what you consider necessary.
Her şeyi bildiğine inanıyor.He believes he knows everything.
Tom gördüğü şeyi çok beğenmedi.Tom didn't much like what he saw.
Tom'un söylediği her şeyin bir yalan olduğunu fark etmiyor musun?Don't you realize everything Tom said was a lie?
Her şeyi anlıyor musun?Do you understand everything?
Yaptığın şeyi biliyor musun?Do you know what you're doing?
Söylemek istediğin bir şeyin var mı?Do you have something you want to say?
Benim yapacağım bir şeyin var mı?Do you have something for me to do?
Başka bir şeyim yok.I don't have anything else.
Benim gizlemek için hiçbir şeyim yok.I don't have anything to hide.
Tom'un yaptığı hiçbir şeyi sevmiyorum.I don't like anything Tom does.
Yapmamı söylediğin her şeyi yapmama gerek yok.I don't need to do everything you tell me to do.
Tom'un yapmamı söylediği şeyi yapmaktan başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to do what Tom told me to do.
Korkacak bir şeyim yok.I have nothing to be afraid of.
Ticaret yapacak bir şeyim var.I have something to trade.
Senin hakkında her şeyi biliyorum.I know all about you.
İstediğim her şeyi alamayabilirim.I may not get anything I asked for.
Her şeyi gördüm.I saw everything.
Tom'a her şeyi söylerim.I tell Tom everything.
Sanırım yapmam gereken her şeyi yaptım.I think I've already done everything I was supposed to do.
Sanırım söylediğin her şeyi anladım.I think I've understood everything you said.
Bildiğim her şeyi polise söyledim.I told the police everything I know.
Bana her şeyi söylemeni istiyorum.I want you to tell me everything.
İstediğim her şeyi almayacağım.I won't get everything I asked for.
Keşke sana verecek daha çok şeyim olsa.I wish I had more to give you.
Ben sana her şeyi sonra açıklayacağım.I'll explain everything to you later.
Listemdeki her şeyi yaptım.I've done everything on my list.
Sana gösterecek bir şeyim var.I've got something to show you.
Ben her şeyi hallettim.I've taken care of everything.
O her şeyi güç açısından görür.He sees everything in terms of power.
Tom'un sana vermemi istediği şeyi sana vermeyi unuttum.I forgot to give you what Tom gave me to give you.
Yapabileceğimiz her şeyi yapacağız.We'll do everything we can.
Sanırım yapmamızı istediğin şeyi yapmayı bitirmek birkaç hafta alabilir.We think it may take a few weeks to finish doing what you asked us to do.
Biz Tom'u doğru şeyi yapmaya teşvik etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to encourage Tom to do the right thing.
Listedeki her şeyi yapmamız gerekmiyor.We don't need to do everything on the list.
Bizden istedikleri her şeyi yapmak için vaktimiz yok.We don't have time to do everything they've asked us to do.
Yiyecek hiçbir şeyimiz yok.We don't have anything to eat.
Şu anda yapılacak herhangi bir şeyimiz yok.We don't have anything to do right now.
Tom'un, Mary'nin yaptığını söylediği şeyi yaptığına inanmıyoruz.We don't believe that Tom did what Mary said he did.
Elimizden gelen her şeyi yaptık.We did all we could.
Senin endişelenecek bir şeyin yok.You've got nothing to worry about.
Bir şeyi yapmak için Tom'a iki defa söylemek zorunda değilsin.You don't have to tell Tom twice to do something.
Yaptığı şeyi yaptığı için Tom'u suçlayamazsın.You can't blame Tom for doing what he did.
Daha gençken her şeyi yapabildiğimi düşündüm.When I was younger, I thought I could do anything.
Oh, aklıma gelmişken, sana gösterecek bir şeyim var.Oh, by the way, I have something to show you.
Kimsenin söyleyecek başka bir şeyi yoktu.Nobody had anything else to say.
Bu odadaki her şeyin satılması gerekiyor.Everything in this room needs to be sold.
Tom'un yapmanı söylediği şeyi yap.Do what Tom tells you to do.
Tom'un sana yapmanı söylediği şeyi yap ve her şey düzelecektir.Do what Tom tells you to do and everything will be fine.
Yapmak zorunda olduğum şeyi yaptım.I did what I had to do.
O benim her şeyim.It's all I have.
İki şeyi aynı anda yapma.Don't do two things at once.
İki şeyi aynı anda yapmaya çalışma!Don't try to do two things at the same time.
Birbirimize her şeyi anlatabildiğimiz bir zamanı hatırlıyorum.I remember a time when we could tell each other anything.