Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Dar când scenariul pe care ni l-am imaginat se transformă brusc în ceva total neaşteptat, râdem.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.De amikor az általunk elképzelt forgatókönyv hirtelen átfordul valami teljesen váratlanba, akkor nevetünk.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Doch wenn das von uns Erwartete plötzlich etwas ganz unerwartetes wird, dann lachen wir.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.그러나 우리가 기대했던 시나리오에서 갑자기 기대하지 않았던 것으로 바뀌면 우리는 웃음을 터트리죠.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Maar als het scenario dat we voor ogen hadden, plots kantelt naar iets totaal onverwachts, dan lachen we.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Ma quando lo scenario immaginato improvvisamente cambia in qualcosa di interamente imprevisto, ridiamo.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Mas, quando o cenário que nós imaginámos, muda de repente para um coisa totalmente inesperada, nós rimos.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Nhưng khi viễn cảnh ta tưởng tượng nên đột ngột xoay 180 độ thành cái gì đó hoàn toàn bất ngờ, ta phá ra cười.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Pero cuando el escenario que imaginamos de repente se vuelve algo totalmente inesperado, reímos.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Pokud se však námi představovaný scénář náhle otočí v něco zcela nečekaného, smějeme se.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Αλλά όταν το σενάριο που έχουμε φανταστεί ξαφνικά ανατρέπεται σε κάτι άλλο εντελώς απρόσμενο, τότε γελάμε.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Но когато сценария, който сме си представяли изведнъж се преобръща в нещо напълно неочаквано, ние се смеем.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.Як тільки передбачуваний нами розвиток подій змінюється на щось абсолютно несподіване, нам стає смішно.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.אבל כשהתרחיש שדמיינו פתאום מתהפך למשהו לחלוטין לא צפוי, אנחנו צוחקים.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.لكن عندما ينقلب هذا السيناريو فجأة الى شيء غير متوقع بالمرة نضحك.
Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz.まったく予想外のものへと転換し そのためみんな笑うのです 同じことが
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,Chtěl bych teď přejít k jiné, související záležitosti.
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,Ik ga door naar iets anders dat hiermee te maken heeft.
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,하지만 여기서 저는 또 다른 이야기로 넘어가렵니다.
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,Voi trece la un alt lucru leagat de asta.
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,אבל אני עובר לנושא אחר, שקשור לזה
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,ولكن سوف أتبع إلى شيء آخر ذو علاقة ،
Ancak ilgili başka bir şeye kolay bir geçis yapacağım,私が3年半以上も関わってきた CL Financialという
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Aber gleichzeitig, wenn er am Leben bleiben möchte, muss er ebenfalls auf etwas anderes achten.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.하지만 그것은 또한, 살아남으려면 계속 각양의(다양한) 주의를 열어놔야한다.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Mais pour rester en vie,
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Nhưng ngoài ra, nếu nó còn sống sót, nó phải thực sự giữ tập trung khá khác biệt.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Pero también, si va a permanecer con vida, tiene que prestar atención.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Όπως επίσης, εάν θέλει να επιβιώσει, πρέπει να διατηρεί και διαφορετικά είδη προσοχής.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Но в то же время, если она выживет, ей будет нужно использовать другой тип внимания.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.אבל הוא גם, אם זה הולך להישאר בחיים, זה זה בכלל קשור למעשה
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.لكن أيضا إذا أراد أن يظل على قيد الحياة في الواقع يتوجب عليه
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.全く異なる種類の注意力を使わなければならない。敵、友達、同種、等を見張っていないといけないからだ。
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Así que Watson no viaja.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Deci Watson nu călătorește.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Deshalb reist Watson nicht.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.E, portanto, o Watson não viaja.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Et donc Watson ne se déplace pas.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.아무튼 그래서 왓슨은 움직일 수 없죠.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Så Watson rejser ikke.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Takže proto Watson necestuje.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Watsona nie można transportować.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Watson không thể di chuyển.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Watson non si sposta.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Watson reist dus niet.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Και έτσι, ο Γουάτσον δεν ταξιδεύει.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.И така, Уотсън не пътува.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.Так что "Ватсон" не путешествует.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.וכך ווטסון לא נוסע.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.و واتسون لا يسافر.
Anlaşıldığı üzere, Watson seyehat etmez.こちらから伺うしかない巡礼の旅です
Anlatıcı: Akış, kişinin kendini tamamen yaptığı şeye kaptırdığında ortaya çıkan zihinsel durumdur.해설: 이 흐름은 정신상태를 나타내는 것으로
Anlatıcı: Akış, kişinin kendini tamamen yaptığı şeye kaptırdığında ortaya çıkan zihinsel durumdur.Narrátor: " A flow az az állapot, amikor a személy teljesen belemerül abba, amit éppen csinál.
Anlatıcı: Akış, kişinin kendini tamamen yaptığı şeye kaptırdığında ortaya çıkan zihinsel durumdur.صوت مذيع: التدفق هو الحالة النفسية للالظهور
Anlatıcı: Akış, kişinin kendini tamamen yaptığı şeye kaptırdığında ortaya çıkan zihinsel durumdur.出現する心理的状態のことです
Araştırmacının zihni, ilginç olan her şeye açıktır, avlamaya değer tüm avlar için tetiktedir.De onderzoeker stelt zijn geest open voor alles wat interessant is, elke steengroeve die de moeite waard is.
Araştırmacının zihni, ilginç olan her şeye açıktır, avlamaya değer tüm avlar için tetiktedir.연구자의 마음은 무엇이든 흥미로운 것에 대해 열려 있습니다. 가져갈만한 어떤 사냥감이든 좋잖아요
Araştırmacının zihni, ilginç olan her şeye açıktır, avlamaya değer tüm avlar için tetiktedir.החוקר פתוח לכל דבר מעניין, כל צייד הראוי להיאסף.
Araştırmacının zihni, ilginç olan her şeye açıktır, avlamaya değer tüm avlar için tetiktedir.الباحث في العقل هو منفتح على أي شيء مثير للإهتمام، أي طريدة تستحق الأخذ.
Araştırmacının zihni, ilginç olan her şeye açıktır, avlamaya değer tüm avlar için tetiktedir.研究者は興味深いものは何でも あらゆる獲物に対して関心を示します 探究の目的は課題の解答ではなく