Gördüğü tedaviler etkili olmasa da eşi ve eski iş arkadaşlarının desteğiyle her şeye yeniden başlar.Keď si sami nevedia rady, opäť sa môžu spoľahnúť na pomoc od kamaráta Bobbyho.
Omnia vincit amor Aşk, her şeye üstün gelir.Caravaggiov Amor je víťazom lásky nad všetkým umením a vedami.
O artık her şeye evet demek zorundadır.Zdaj se lahko spoprime z vsem.
Her şeye inanır.Meni je vera vse.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Ker pa ji ni mogel dati vsega, kar je hotela, ga je zapustila.
Aralarında ise her şeye rağmen İzmir rekabeti devam etmektedir.Med njima je vseeno potekalo rivalstvo.
Hiçbir şeye kızmaz.Nisem jezna nanj.
Bu planlanan aşk iksiri göze konulunca ilk göz açılmasında görülen ilk şeye aşık olmayı içermektedir.Ko se bo prebudila, se bo noro zaljubila v prvega, ki ji bo prišel pred oči.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Od nje se prejemat ne mudi.
Hiçbir şeye inanmayan ve hiç kimseye güvenmeyen bir kişidir.Izobčen bodi, kdor veruje drugače.
Her şeye rağmen 1866'da onurlandırılarak Parlamento'nun Onur Konsülü'ne dahil edildi.Zaradi svojih zaslug je bil leta 1868 sprejet v najbolj častni zasebni svet.
Görünüşte hayatta istenebilecek her şeye sahiptir.V svojem svetu najde vse tisto po čemer hrepeni.
Böylece Tanrı her şeye kādir değil demektir.Bog je popoln, zato ne potrebuje ničesar.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Ar galima pasitikėti tuo, ką matai?
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Jis pasakys jiems visa, ką būsiu jam įsakęs.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Gerai sutaria su vaikais, tačiau labai pavydžios.
Yani var olan her şeye, kendisinden önce gelen bir şey neden olmuştur.Tarkime, kad visi įvykiai yra sukelti prieš tai įvykusių įvykių.
Her şeye gücü yeter ve tüm yaşamı kontrol eder.Jis apima viską ir viską valdo.
Onun ölümünden sonra, Praetorianlar en çok ilgilerini çeken şeye hizmet etmeye başlayacaklardı.Po jo mirties pretorionų gvardija tarnavo savo interesams.
Ve aynı zamanda her şeye güler.Taip pat, buvo pajuokiama tuometinė valdžia.
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.Visas savo gyvenimo aplinkybes turime laikyti erdve.
Başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok.Man daugiau nieko nereikia.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Mida on üldse võimalik uskuda?
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Ma ei ole sellega kokku puutunud."
Ve aynı zamanda her şeye güler.Lõpuks naeravad kõik.
Hiçbir şeye öncelik tanıma.Teadke, et mitte mingi hinna eest!
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ärge kirjutage seda, mis varsti muutub.
Bu düşünce de düşünsel her şeye gücüyeterliliktir.Selles vaates kõik on mõtteline.
Benim manevi yolculuğum her şeye açık olmaktır.Kogu teose üldine meeleolu on eleegiline.
Her şeye hükmeder.Arvud otsustavad kõik.
Her şeye rağmen bazı sokakları hâlen yemyeşildir.Aiaääre tänav on umbtänav Tartus Ihastes.
110 milyon yıllık bir şeye dokunuyorsunuz. Bu parça bir pençenin başparmağı.Asta e o gheară de deget.
110 milyon yıllık bir şeye dokunuyorsunuz. Bu parça bir pençenin başparmağı.Dit is een duimklauw.
110 milyon yıllık bir şeye dokunuyorsunuz. Bu parça bir pençenin başparmağı.Esta es la garra del pulgar.
110 milyon yıllık bir şeye dokunuyorsunuz. Bu parça bir pençenin başparmağı.Това е нокът от палец.
110 milyon yıllık bir şeye dokunuyorsunuz.Kosketat jotain 110 miljoonaa vuotta vanhaa.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.1961-ben Frank Drake megfogalmazta a híres egyenletét, de szerintem nem a megfelelő dolgokra koncentrált.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.1961년 프랭크 드레이크는 유명한 방정식을 만들었지만 저는 그가 잘못된 것들에 집중하고 있었다고 생각합니다.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.En 1961, Frank Drake hizo su famosa ecuación, pero creo que se concentró en las cosas equivocadas.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.În 1961, Frank Drake a realizat ecuaţia sa celebră, dar cred că s-a concentrat pe lucruri greşite.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.V roce 1961 Frank Drake vytvořil svou slavnou rovnici, ale já myslím, že se soustředil na špatné věci.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.W 1961 r. Frank Drake stworzył słynne równanie, ale myślę, że skupił się na niewłaściwych rzeczach.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.Το 1961 ο Φρανκ Ντρέηκ επινόησε την διάσημη εξίσωσή του, όμως νομίζω πως επικεντρωνόμαστε σε λάθος πράγματα.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.ב-1961 הציג פרנק דרייק את המשוואה הידועה שלו, אך לדעתי הוא התרכז בדברים הלא-נכונים.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.في عام 1961 فرانك درايك وضع معادلته الشهيرة لكنني اعتقد انه ركز على الأشياء الخطأ
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.私は間違った方向に偏っていると思います この方程式はとても有益でした
23 yaşındaydım. Benim yaşımdaki hiç kimse... ...böyle bir şeye kalkışmamıştı.J'avais 23 ans et personne d'aussi jeune n'avait tenté une aventure pareille.
7'de çıktıktan sonra iş yemeğine, gösteriye veya başka bir şeye gitmem gerekirdi.花を見るヒマもなかったのでは?
ABD hükumeti sevdiğimiz interneti asla hedeflenmeyen bir şeye, bir gözetim aracına çevirdi.미국 정부는 사용자의 의도와는 다른 방법으로 일반인을 감시할 목적으로 인터넷을 사용할 수 있습니다
ABD hükumeti sevdiğimiz interneti asla hedeflenmeyen bir şeye, bir gözetim aracına çevirdi.美国政府把我们喜欢的网络变成了 一个它绝对不应该是 的用来监测的工具
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.각에 대해서 조금 더 배워보도록 합시다
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Lad os lære noget om vinkler.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Nauczmy się zatem pewnych rzeczy o kątach
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.On va apprendre d'autres choses sur les angles.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Poďme sa naučiť o uhloch ešte viac.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Quindi ora impariamo qualche altra cosa sugli angoli.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Řekněme si toho více o úhlech.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Tanuljunk még több dolgot a szögekről.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Vamos aprender mais coisas sobre ângulos.
Açılar hakkında birkaç yeni şeye öğrenelim.Давайте двигаться дальше!