Ancak tek bir seyden eminiz ki...하지만 한가지 명백한 것은
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Mais une chose est sure,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Mas uma coisa é certa, a "Grande Divergência" acabou, meus amigos.
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Ma una cosa è certa,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Men en ting er sikkert
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Nhưng một thứ là chắc chắn,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Pero una cosa es segura,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Tapi satu hal yang pasti,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...Але одне можна сказати напевно:
Ancak tek bir seyden eminiz ki...אבל דבר אחד בטוח,
Ancak tek bir seyden eminiz ki...لكن شيئاً واحداً مؤكد،
Ancak tek bir seyden eminiz ki...「大いなる格差」は
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Am ajuns să înţeleg şi să cred că fiecare dintre noi este mai mult decât cel mai rău lucru pe care l-am făcut.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Dospěl jsem k pochopení i k víře, že každý z nás je mnohem víc, než to nejhorší, co kdy provedl.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.He llegado a entender y a creer que cada uno de nosotros es superior a lo peor que hayamos cometido.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Ich glaube, dass wir alle mehr sind, als das Schlimmste, was wir jemals getan haben.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Ik ben gaan begrijpen, en geloven, dat ieder van ons méér is dan het ergste dat we ooit gedaan hebben.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Jag har kommit till insikt om och tror att var och en av oss är mer än det värsta vi någonsin gjort.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.저는 제 일을 통해 우리들 모두는 우리들이 저지른 가장 나쁜 짓 보다 더 낳다는 것을 이해하고 믿게 됐지요.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Megtanultam és hiszem, hogy mindannyian többek vagyunk, mint a legrosszabb dolgok, amiket elkövettünk.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Và tôi dần hiểu và tin rằng mỗi chúng ta phải hơn điều tệ nhất mà chúng ta từng làm.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Vim a perceber e a acreditar que cada um de nós é mais do que a coisa pior que jamais fez.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Започнах да разбирам и да вярвам че всеки от нас е повече от най-лошото нещо което сме извършили.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.Я понял и поверил, что каждый из нас больше, чем самый ужасный наш поступок.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.למדתי להבין ולהאמין שכל אחד מאיתנו הוא יותר מהדבר הכי גרוע שאי פעם עשינו.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.لقد فهمت وأصبحت مؤمناً بأن كل واحدٍ منا يستحق ماهو أفضل من أي فعلٍ سيءٍ قد يكون قام به.
Anladım ki her birimiz yaptığımız en kötü şeyden daha fazlayız.ただそれだけの存在ではないと気づき そう信じるようになったのです この地球上のだれもが そういう存在だと信じています
Archibald, her şeyden önce, basın ilgisi ile alakalıdır.Por sobre todas las cosas, el Archibald es sobre la cobertura de los medios.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Aceasta trebuie să fie transformată în altceva.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir. (Alkış)Co dnes máme, se musí změnit v něco jiného. -
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir. (Alkış)Detta måste transformeras till något annat (Applåder)
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Át kell alakítani valami teljesen mássá.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Das System muss in etwas anderes verwandelt werden.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Den skal transformeres til noget andet.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Edukacja musi być przekształcona w coś zupełnie innego.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Elle doit être transformée en quelque chose d'autre.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Este modelo tem de ser transformado numa outra coisa.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Giáo dục phải được nhào nặn thành một thứ gì khác.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Het moet worden getransformeerd in iets anders.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Je potrebne súčasný systém pretransformovať na niečo iné.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.전혀 다른 무언가로 탈바꿈해야 합니다.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Mora se preoblikovati v nekaj drugega.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Se täytyy muuttaa joksikin aivan uudeksi.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.(Sistem pendidikan yang ada sekarang) haruslah ditransformasikan menjadi sesuatu yang lain.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Tiene que ser transformada en algo más.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Tutto questo deve essere trasformato in qualcos'altro.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Το υπάρχον σύστημα πρέπει να μεταμορφωθεί σε κάτι άλλο.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Вона має бути трансформована у щось інше.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Оно должно быть преобразовано в нечто новое.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.Това трябва да бъде преобразено в нещо друго.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.יש להפוך את זה למשהו אחר.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.يجب أن يتحول إلى شيء آخر.
Artık eğitim olduğu şeyden başka bir şeye dönüşmelidir.全く別のものにならねばなりません (拍手)
Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.이로부터의 해방은 , 내가 욕망하는 것이며 내가 성취하는 것.
Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.שהשחרור ממנה הוא מושא תשוקתי, הוא מה שאני משיגה.
Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.الافراج عنها هو مااشتهي وهو ماأنجزته
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Budu naopak argumentovat, že je to v první řadě problém mužů.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.De fapt, voi susține că în primul rând sunt problemele bărbaților.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.De hecho, voy a argumentar que se trata de asuntos de hombres, primero y ante todo.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.En réalité, je vais vous montrer que ce sont des problèmes d'hommes, en premier lieu.