şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, tüm ülkeyi seyahat etmeyi planlıyor.She's planning to travel the entire country.
Ne olursa olsun, hiç kimseye bunun hakkında bir şey anlatmayacağım.Whatever happens, I won't tell anybody about it.
İnanç her şeyi mümkün kılar....aşk her şeyi kolaylaştırır.Faith makes all things possible.... love makes all things easy.
Dürüstlük, dünyadaki en güzel şeylerden birisidir.Honesty is one of the most beautiful things in the world.
Bugün yapacak hiçbir şeyim yok.I have nothing to do today.
Hayatta bazı şeyler kontrol etme yeteneğimizin ötesindedir.Some things in life are beyond our ability to control.
Her şey iyi gitti.Everything went well.
Bu sonuçtan hiçbir şey anlamıyorum.I don't understand a thing about that result.
Dünyayı döndüren şey paradır.Money makes the world go round.
Özel bir şey değil.Nothing special.
Özel bir şey yok.Nothing special.
Kafamda çok şeyler olduğu için dün gece iyi uyuyamadım.I couldn't sleep well last night because there were lots of things on my mind.
Söyleyecek çok şeyim var.I got a lot to say.
O, söylediğim her şeyde hata bulur.He finds fault with everything I say.
Sen her gün yeni bir şey öğreniyorsun.You learn something new every day.
Şimdi o konuda bir şey yapmak için çok geç.It's too late to do anything about that now.
Her şeyi duyabiliyorum.I can hear everything.
Para her şey değildir ama paranız yoksa hiçbir şey yapamazsınız.Money isn't everything, but if you have no money, you can't do anything.
İstediğiniz yere seyahat etme özgürlüğünüz var.You have freedom to travel wherever you like.
Bu tılsım ile tüm şeytani ruhları defedebilirsin.With this talisman, you can ward off any and all evil spirits.
Ceketimin para veya başka şeyler saklayabileceğim gizli bir cebi var.My jacket has a secret pocket where I can hide money or other valuables.
Üşüttüğüm için, hiçbir şeyin tadını alamıyorum.Since I have a cold, I can't taste anything.
"Bir şey içmek ister misin?" "Hayır, ama öneri için teşekkürler.""Would you like something to drink?" "No, but thanks for offering."
O düşünmediğim bir şey.That's the one thing I hadn't thought of.
Roger batıda şehirden şehire seyahat etti.Roger traveled from town to town in the west.
Odaya girdiğimde onu televizyon seyrederken buldum.I came into the room to find him watching TV.
Her şey olacağını düşündüğüm kadar tam.Everything was as exactly as I had thought it would be.
Sen gerçekten bir şeysin.You're really something.
Zaman her şeyi iyileştirir. Zaman ver, zaman.Time heals almost everything. Give time, time.
O her şeyi tekneden attı.He threw everything out of the boat.
Onun doğum günü partim için getirdiği şeye bak.Look at what she brought for my birthday party!
Korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir.The only thing we have to fear is fear itself.
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Seyahat, insanları bilgili yapar.Traveling makes people knowledgeable.
Eğer bir şey için söz verirsen, sözünü tut.If you promise something, keep your word.
Doktorun istediği her şeyi yaptığın için iyileştin.You got better because you did everything the doctor asked.
Belki de her şeyi yasaklamalıyız.Maybe we should call the whole thing off.
Çin seyahatin için çantalarını hazırlamayı bitirdin mi?Have you finished packing your bags for your trip to China?
Biri her şeye iyi bakmalı.One should take good care of every single thing.
Hayatta daha önemli şeyler var.There are more important things in life.
İçecek sıcak bir şeyiniz var mı?Do you have anything hot to drink?
Ben sadece gerçekten ilginç bir şey düşünmüştüm.I just thought of something really interesting.
Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Sadece yeni bir pantolon.I don't need anything... just a new pair of pants.
Klava her şeyi fazla basitleştiriyor.Klava oversimplifies everything.
Lyusya her şeyden vazgeçip Sibirya'ya gitmeye karar verdi.Lyusya decided to give up on everything and leave for Siberia.
Biraz bekle. Senin için bir şey hazırlayacağım.Wait a bit. I'll prepare some for you.
Çeşitli şeyler hakkında konuştuk.We talked about various things.
Doğruyu söylemek gerekirse, o en azından bunu beğenmedi ama hiçbir şey söylemedi.Truth be told, she didn't like it in the least, but she didn't say anything.
Sana söylemem gereken bir şey var ve bundan hoşlanmayacağını biliyorum.There's something I need to tell you, and I know you're not going to like it.
Sovyet Rusya'sında, televizyon seyirciyi izler!In Soviet Russia, television watches the audience!
Ölümden sonra hiçbir şey yok.After death there is nothing.
Bugün yeni bir şey duydum.I heard something new today.
Evli bir adamın asla unutmaması gereken bir şey onun evlilik yıl dönümüdür.One thing a married man should never forget is his wedding anniversary.
Bir şey mi arıyorsunuz?Are you looking for something?
Bir şey mi arıyorsun?Are you looking for something?
Okuyacak bir şey istiyorum.I would like something to read.
Pekala çocuklar, gerçekten içecek bir şeye ihtiyacım var.OK guys, I really need something to drink.
O, evliliğinde her şeyin iyi olmadığını ima etti.He intimated that all is not well in his marriage.
Bu şey yenilebilir mi?Is this thing edible?
Zengin olduğu için, her şeyi yapabilir.Since he is wealthy, he can do anything.

İlgili Sayfalar