şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Yolculuğun için her şeyi ayarladın mı?Have you made all the arrangements for your trip?
Seyahatinin nedeni ne?What's the purpose of your trip?
Seyahatinin amacı ne?What's the purpose of your trip?
Seyahat etmek eğlencelidir.It's fun to travel.
Hiçbir şey seyahat etmekten hoş değildir.Nothing is more pleasant than traveling.
Seyahat edecek zamanım yok.I can't afford the time to travel.
Seyahatime devam edebilir miyim?Can I continue my trip?
Seyahat acentalarının gelirleri arttı.Travel agencies' profits soared.
Seyahat çekiyle ödeyebilir miyim?May I pay with a travelers' check?
Bir seyahat acentasına soralım.Let's ask a travel agent.
Seyahatte iken kartpostal göndermeyi sevmiyorum.I don't like to send postcards when I'm on a trip.
Seyahat etmenin en iyi yolu nedir?Which is the best way to travel?
Seyahat ederken, kaybolmak kolaydır.When traveling, it is easy to get lost.
Birbirine zıt iki şeyi aynı anda idare edemezsin.You can't have it both ways.
Birçok şeyi nasıl pişireceğimi bilmiyorum.I don't know how to cook too many things.
Soğuk bir şey yememelisin.You shouldn't eat anything cold.
Buzdolabında içilebilecek herhangi bir şey var mı?Is there anything to drink in the refrigerator?
Buzdolabında hiçbir şey kalmadı.Nothing remained in the refrigerator.
Buzdolabında hiçbir şey kalmamıştı.Nothing remained in the refrigerator.
Bazı insanlar tren diğerleri araba ile seyehat ederdi.Some people traveled by train, and others by road.
Aşkta ve savaşta her şey adildir.All's fair in love and war.
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something.
Sana söyleyecek o kadar çok şey var ki, nereden başlayacağımı bilmiyorum.There are so many things to tell you that I don't know where to start.
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.Many things are easy to talk about, but difficult to actually carry out.
"Olamaz! Şemsiyemi trende unuttum." "Ne sersem şeysin!""Oh no! I left my umbrella on the train." "You are a scatterbrain!"
O takımın güçlü oyunculardan başka bir şeyi yok.That team has nothing but strong players.
Bazı oldukça aşırı şeyler yaptığını duyuyorum.I hear you've done some pretty extreme stuff.
Köri özel bir şey değildi.The curry was nothing special.
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
Fakat diğer şeylerin de göz önünde bulundurulması gerekirdi.But other things would need to be taken into account as well.
Bazı sorunlarla ya da bir şeyle karşılaştın mı?You've run into some trouble or something?
Riskli bir şey yapmak istemiyorum.I don't want to do anything risky.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Öncelikle karar verilmesi gereken şey üzerinde karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on that which needs to be decided, then we split into two teams.
Her şey hesaba katılırsa pomato bitkileri bu yıl iyi büyüyor.On the whole, the pomato plants are growing well this year.
Geçmiş hakkında bir şey bilmiyorum ama artık fakslarımız ve e-postalarımız var.I don't know about the past, but now we have faxes and emails.
Öğretmen burnunu her şeye sokar.The teacher pokes his nose into everything.
Kasabada ilginç bir şey buldum.I found something interesting in the town.
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
O, bu tür şeyde iyidir.He's good at this sort of thing.
O, kaynanasını gücendiren bir şey söylediği için için için pişman oldu.She bitterly regretted having said something that displeased her mother-in-law.
Ben lise mezunuyum yani ben lise problemlerini ve bu gibi şeyleri cevaplayabilirim.I'm a high school graduate so I am that much able to answer high school problems and such.
Bir şey daha var. Eğer Mayu üzerinde bir şey denersen belini kırarım.One more thing. If you try anything on Mayu I'll break your spine.
Yardım etmek istedim ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I wanted to help, but there was nothing I could do.
Onu kandırmayacaksın; o bir veya iki şey biliyor.You won't trick her; she knows a thing or two.
Zor ve üzüntülü zamanlarda diğer insanlar için bir şey yapmaya çalışırız.In hard times, in sorrowful times, let's try doing something for other people.
Şaşırtıcı bir şey buldum.I've found something amazing!
Müthiş bir şey buldum!I've found something amazing!
Geçen gün Noel hediyesi olarak ona küçük bir şey verdim.I also gave him a little something as a Christmas present the other day.
"İçecek bir şey ister misin?" "Üzgünüm, hayır teşekkürler.""Would you like something to drink?" "Sorry, no thanks."
Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.A healthy curiosity is truly a fine thing.
Keşke güzel bir şey olsa.I wish something nice would happen.
Patronumun verdiği referans her şeyi halletti.The recommendation from my boss made all the difference.
Devletten aldığım yardımla geçiniyorum, ne arabam ne başka bir şeyim var.I'm living on welfare, without a car or anything.
Ben, şu anda ters bir şey düşündüğüne dair bahse girerim.I just bet you were thinking something perverse just now.
Bahse girerim ki sen sapıkça bir şey düşünüyordun.I just bet you were thinking something perverse just now.
Japon kültürü hakkında bilgili olmak iyi bir şeydir.Being knowledgeable about Japanese culture is a good thing.
Tehlikeli bir madde yuttuğun zaman, yapman gereken şey ne yuttuğuna bağlıdır.When you swallow a dangerous substance, what you need to do depends on what you swallowed.
Dün gece stadyuma yaklaşık seksen bin seyirci doldu.About eighty thousand spectators packed into the stadium last night.