şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Seyirciler maçta heyecanlıydılar.The audience was excited at the game.
Seyirciler oyunda heyecanlıydılar.The audience was excited at the game.
Bütün seyirciler heyecanlandı.All the audience was excited.
Bana sizin ülkenizden bazı seyahat broşürleri verir misin?Would you give me some travel brochures from your country?
Seyirci onun performansına farklı şekillerde tepki gösterdi.The audience reacted in different ways to her performance.
Seyirci sıkılmış görünüyordu.The audience appeared bored.
Seyirci tam beş dakika alkışladı.The audience applauded for a full five minutes.
Seyirci tam beş dakika ellerini çırptı.The audience applauded for a full five minutes.
Seyirci aktristi alkışladı.The audience applauded the actress.
Tatlı bir şey istiyorum.I want something sweet.
Tatlı şeylere dayanamam.I can't resist sweet things.
Hastanın iyileşeceğine dair kesin bir şey söyleyemem.I cannot say for certain that the patient will recover.
Seyahatin tadını çıkarın.Enjoy your trip.
Öğrenci bir şey söylemeden gitti.The student left without saying anything.
Öğrenmek bir şey sağduyu başka bir şeydir.Learning is one thing, and common sense another.
Haydi okulu asıp filmi seyretmeye gidelim.Let's skip school and go see the movie.
Hiçbir şeye söz veremem fakat elimden geleni yapacağım.I can't promise anything, but I'll do my best.
Bir kural olarak, ikizlerin ortak çok şeyi var.As a rule, twins have a lot in common.
Genelde, Tom neredeyse yaptığı her şeyde uyumlu bir insandır.By and large, Tom is an easygoing person in almost everything he does.
Yurt dışında seyahat etmek çok ilginçtir.Traveling abroad is very interesting.
Diplomasi, en iğrenç şeyleri en hoş şekilde yapmak ve söylemektir.Diplomacy is to do and say the nastiest thing in the nicest way.
Yurt dışına seyahat etmek ister misiniz?Would you like to travel abroad?
Yurt dışına seyahat etmek benim en sevdiğim şeylerden biridir.Traveling abroad is one of my favorite things.
Yurt dışında seyahat şimdi daha popüler.Traveling abroad is now more popular.
Yurt dışında seyahat etme fırsatım oldu.I had a chance to travel abroad.
Yurt dışında seyahat söz konusu değil.Traveling abroad is out of the question.
Yurt dışına seyahat edersen, genellikle bir pasaporta ihtiyacın vardırWhen you travel abroad, you usually need a passport.
Yurt dışına seyahat ettiğinizde, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız olur.When you travel abroad, you usually need a passport.
Söyleyeceğim önemli bir şey yok.I have nothing particular to say.
Söyleyeceğim özel bir şey yok.I have nothing particular to say.
Bir konuşmaya girdiğinde söyleyecek bir şeyin olmalı.When you enter a conversation, you should have something to say.
Birleşme her şeyi bozduğundan beri ofis altüst oldu.The office has been topsy-turvy since the merger upset everything.
Hiçbir şeyi kesin olarak öngöremeyiz.We cannot really predict anything.
Biz ondan çok şey bekliyoruz.We expect much of him.
Cenazeyi ona teslim etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yoktu.We could not but give him up for dead.
Biz pencereden dışarı baktık ama hiçbir şey görmedik.We looked out the window but saw nothing.
Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.We have to put right what we have done wrong.
Biz köpekler, kediler, kuşlar ve bunun gibi şeylere sahip olabiliriz.We can have dogs, cats, birds, and so on.
Biz bir şey yemeden saatlerce çalışmaya devam ettik.We kept on working for hours without eating anything.
Avrupa'daki seyahatlerimizden zevk aldık.We enjoyed our travels in Europe.
Oyundaki çocuğu seyrediyorduk.We were watching the child at play.
Birçok şeyden bahsettik.We talked of many things.
Biz Almanlar, dünyada Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayız.We Germans fear God, but nothing else in the world.
Ev gibi bir şey yoktur.There is nothing like home.
Zamanda geçmişe seyahat etmenin imkansız olduğu düşünülüyor.It is considered impossible to travel back to the past.
Hiç hata yapmayan biri hiçbir şey yapmayan biridir.He who makes no mistakes makes nothing.
Bildirecek bir şeyiniz var mı?Do you have anything to declare?
Çiçekler büyümeye başlıyor ve her şey yeşil oluyor.The flowers are beginning to grow and everything is becoming green.
Salı sabahından önce her şeyi bitirmelisin.We must finish everything before Tuesday morning.
Çok geçmeden Mars'a seyahat edebileceğiz.It won't be long before we can travel to Mars.
Sebepsiz bir şey olmayacağı gerçeğini kimse inkar edemez.No one can deny the fact that there is no smoke without fire.
Yapacak daha iyi bir şeyin yok mu?Don't you have anything better to do?
Tembellik yapmayı bırak ve yapacak bir şey bul.Stop being lazy and find something to do.
Yaz mevsimi ve dondurma gibi hiçbir şey yoktur.There is nothing like summer and ice cream.
Uygulama ile her şey sonunda daha kolay olur.Everything eventually gets easier with practice.
Arkadaşlık kadar değerli bir şey yoktur.Nothing is as precious as friendship.
Onun onunla evlenmesini hiçbir şey engelleyemez.Nothing can prevent her from marrying him.
Çaba olmadan hiç bir şey kazanılamaz.Nothing can be gained without effort.
Hiçbir şey olmadı.Nothing happened.
Her şeyin bir sonu olması gerekir.All things must have an end.